X

Neden kimse güvenilir bir hafızaya sahip değildir?

İnsanlar bir deneyim yaşarken, aslında o anda birden fazla olay meydana gelir.  Sunum yapmak üzere katılmış olduğunuz bir seminerde temel eyleminiz sunum yapmak olabilir. Ancak, o sırada katılımcılardan biriyle göz göze gelebilirsiniz, performans kaygısı yaşayabilirsiniz, jest ve mimiklerinizi kontrol etmeye çalışabilirsiniz, katılımcıların sunuma olan dikkat ve ilgisini anlamaya çalışabilirsiniz, dışarıdan gelen gürültünün kaynağını düşünebilirsiniz. Birden fazla işi aynı anda yapabilmek size karmaşık dikkatiniz ile ilgili de ipuçları verebilir. Karmaşık dikkat; kısa süreli hafıza ile çalışan hafızanın aynı anda devreye girebilmesidir. Bozucu etkilere ve çeldiricilere rağmen kişinin odaklanması gereken temel eylemine devam edebilmesidir. Yemek yerken aynı anda sohbet edebilmek, ders çalışırken müzik dinleyebilmek ya da çocuğunuza kıyafet giydirirken televizyon programı izlemek gibi örnekler kişinin karmaşık dikkatini etkili kullandığını gösterebilir. Peki, bir olay esnasında birden fazla eylemin kişi tarafından yapılabilmesine rağmen, tüm bu yaşananlar fotoğraf karesi gibi akılda kalıyor mu?

İnsanların büyük bir kısmı, hatırladığı şeyin doğru olduğunu düşünür ancak boşlukları inançlar, değerler ve ön yargılar doldurabilir. Yazının başında vermiş olduğum sunum örneğini tekrar hatırlamanızı istiyorum. Kişi sunum yaparken seyircilerden birinin esnediğini ve bunu sunum yapan kişinin fark ettiğini düşünelim. Seminer bittikten sonra sunum yapan kişi şu tarz düşüncelere kapılabilir: “Herkes çok sıkıldı”, “Kimse sunumumu beğenmedi”, “Katılımcıların uykusunu getirdim”. İşte tam da bu noktada birey, zihnindeki boşlukları ön yargıları ile doldurmaya başlamış oldu. Ve belki de sunumun üzerinden aylar geçtikten sonra, sunumu yapan kişi 1 kişinin esnediğini görmesine rağmen, “Çoğu kişi esniyordu”, “Kendi aralarında konuşuyorlardı” gibi gerçek olmayan düşünceleri de o boşluklara yerleştirebilir.

Beynimizde Hipokampüs adı verilen alan, tüm bu olayları dağınık lego parçaları halinde toplar ve bir araya getirir. Bu parçaları daha doğru şekilde bir araya getirebilmek için 3 şey bize yardımcı olabilir.

Bunlardan ilki duygulardır. İnsan beyni, olayda hissettiği duygu ile yaşadığı olayı bağdaştırırsa üzerinden zaman geçse bile yaşadığı olayı daha doğru hatırlayabilir.
İkincisi ise mekandır. Deneyim yaşanan mekanda olan nesneleri ya da somut şeyleri kişi beynine kodladığında, yaşanan olayı daha doğru bir şekilde hatırlayabilir. “Konferans salonundaki seminerde 4. sırada oturan mavi tişörtlü erkek katılımcı esnedi” gibi bir cümle ile yaşanan deneyimi zihne kodlamak, ön yargıların ve inançların o boşlukları doldurmasını önleyebilir.
Son olarak, yaşanan bir olayı hikayeleştirmek, o olay üzerinden zaman geçse bile daha doğru şekilde hatırlamamıza sebep olur. Örneğin, matematiksel verileri ezberlemek zor gelirken, tiyatro ya da film dizelerinin ezberlenmesi daha kolay gelebilmektedir. Sonuç olarak, kimse tam olarak güvenilir bir hafızaya sahip değildir ancak, kişisel anılarımızı tamamıyla yaşandığı gibi hatırlayabilmek için farklı yöntemler mevcuttur.

Benimle iletişim kurmak ve paylaşımlarımı takip etmek için @kln.psk.betulcavlak Instagram hesabımı takip edebilirsiniz. 

 

Kaynakça

(2019). The mind, explained

Betül Cavlak Akdaş: TED Üniversitesi'nde lisans eğitimini tamamladıktan sonra uzmanlığını Üsküdar Üniversitesi Klinik Psikoloji bölümünden onur öğrencisi olarak almıştır. Yüksek lisans tez konusu "Yetişkin Bireylerin Ebeveynleşme Olgusunda Obsesif İnanışların ve Kaygı Düzeylerinin Rolü"dür. İş hayatına özel bir kurumda devam eden Uzman Klinik Psikolog/Yazar Betül Cavlak Akdaş, online olarak terapi yaparak da danışan görmektedir. Ruh sağlığı alanında almış olduğu Bilişsel Davranışçı Terapi, Objektif Testler, MMPI, Aile Danışmanlığı, Sanat Terapisi gibi eğitimlerinin yanında, psikoloji bilimine yazılarıyla da katkı sağlamayı hedefleri arasına almıştır. Daha önce farklı dergilerde de Yazar olarak bulunan Betül Cavlak Akdaş'ın, "Erteleme Davranışı", "Mimari Yapı ve Psikoloji", "Benlik Saygısı" konuları üzerine araştırma projeleri mevcuttur. Ayrıca, Türkiye Buz Pateni Federasyonu bünyesinde İl Hakemliği yapmaktadır.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale