Günümüz hızlı dünyasında insanlarla iletişim kurmak ve arkadaşlarla haberleşmek hiç olmadığı kadar kolay. Ancak bu durum paradoksal bir çelişkiyi getirerek bizi yakın çevremizden daha da uzaklaştırmış durumda. WhatsApp grupları, Instagram DM’leri ve emojilerle dolu bir dünyada, bir arkadaşımızı arayıp sesini duymaya daha az ihtiyacımız oluyor. Karşılıklı anlık iletişimi sıfırlayan bu yaklaşım, ekranlar arkasına gizlenerek dijital tabanlı ilişkiler geliştirmemize neden oluyor. Sonuç ise bizi daha içine kapanık, asosyal ve tatmin duygusu törpülenmiş bireyler haline getiriyor. Oysa bir arkadaşı arayıp sesini duymak, ilişki dinamiğini zenginleştirmenin yanı sıra psikolojik ve ruhsal sayısız fayda sağlıyor.
Sesli iletişimin nörobiyolojisi
Günlük iletişimde mesajlaşmanın en güvenilir ve efektif yöntem olmasında şaşılacak bir durum yok. Aynı anda çoklu görevlere odaklanmışken, uzun aramalar yapmak yerine bizi doğrudan sonuca götüren mesajlar atmak şüphesiz çok daha verimlidir. Üstelik anında yanıt verme baskısının getirdiği stresi gidererek bize daha uzun süre düşünme avantajı tanır. Ancak mesajlaşmak sürekli hale geldiğinde ve aramayla desteklenmediğinde, içinde bulunduğumuz yalnızlık salgınını şiddetlendirerek derin bağ kurma önünde ciddi engel teşkil edebilir. Karşı tarafta bir başkasının sesini duymak ise metin mesajı okumaktan çok daha duygusal bir yaklaşımdır.
Beyin kimyası ve telefon görüşmesi arası ilişkiyi ortaya koyan çalışmalar, insan sesi duymanın faydalarını kanıtlar niteliktedir:
- Telefonda sevdiğimiz birinin sesini duymak, vücuttaki oksitosin salınımını hızlandırarak bağlılığı derinleştirir. Metin mesajlarında hormonal tepki aynı seviyede değildir. Çünkü duyulan sesin tonu, vurgusu ve tınısı beyindeki güven mekanizmalarını tetikleyerek duygusal hafızayı canlandırır.
- Bir arkadaştan aldığımız kısa bir sesli mesaj bile, stresli anları atlatmaya yardımcı olabilir. Özellikle zor anlardan geçerken güvenilir bir insanın sesini duymak, kandaki kortizol seviyesini düşürerek stresi azaltır. Sesin, sinir sistemi üzerinde yatıştırıcı ve dinlendirici bir etkisi de bulunur.
- Kısa mesajlarda okunan metinler tek taraflı yorumlanır ve iki kişinin birbirini gerçekten duymasını önler. Herhangi bir ruh taşımayan metinlerin şaka ve gerçeklik payı çoğu zaman doğru anlaşılmaz. Sesli yanıt ise tonlama ve vurgu üzerinden iletişimin daha anlaşılır olmasını sağlar, yanlış anlaşılmaları önler ve sayısız duygusal nüans taşır.
- Kısaca, arkadaşınızla yaptığınız kısa bir konuşmanın bile daha anlamlı bağlar kurmaya yardımcı olabilir.
Sağlıklı arama alışkanlığı geliştirmek için ipuçları
Mesajlaşmanın verdiği konforu, birçok arama veremez. Özellikle uzaktan çalışmaya ve her şeyi dijital olarak gerçekleştirmeye alışmış modern bireyler için aramalar başlı başına bir stres faktörüdür. Aramadan ne bekleyeceğini bilmemek bu kaygıyı artırır. Üstelik gün içinde mesajlaşmanın daha verimli ve pratik olduğu sayısız an bulunur. Yine de genel olarak sadece mesajlaşmak, insanlarla bağlantıda kalma ve gerçekçi ilişkiler kurmaya yardımcı olmaz. Bunun için arama kaygısını yenerek anlamlı görüşmeler yapma yollarını aramak gerekir.
Birkaç basit ipucunu uygulayarak, normalde mesaj atacağınız bir arkadaşı aramayı tercih etmeniz bile ruh halinde büyük fark yaratabilir:
1. Arama listesi yapın
Sizin için büyük olan bu adımı atmadan önce arayınca kendinizi rahat hissedeceğiniz insanların bir listesini yapın. Kiminle en rahat ve açık konuştuğunuzu, kimin size iyi geldiğini kafanızda belirleyin. Sonrasında kişileri farklı gruplara ayırdığınız listeler yapın. Örneğin; sevdiğiniz kişileri, sevdiğiniz ama mesajlaşmadığınız insanları, zorunluluktan konuştuğunuz aile üyelerini ve sürekli mesajlaştığınız insanları gruplandırın. Bu yöntem, kendinize en iyi gelen insanı ve iletişim şeklini daha kolay belirlemenizi sağlar.
2. Mükemmeli beklemeyin
Arama öncesinde aklınızda genel bir konuşma planı yapsanız bile telefon görüşmelerinin her zaman spontane geliştiğini unutmayın. Ne kadar çok tahmin yaparsanız yapın, karşı tarafın vereceği tepkiden ve söyleyeceklerinden emin olamayacağınızı hatırlayın. Bu durumu kabullenmeniz, arama sırasında yaşanacak garip ve uzun sessizliklerin ya da ufak aksaklıkların etkisinden daha hızlı çıkmanızı sağlar.
3. Amacı önceden belirleyin
Arama öncesinde nedeni kendi içinizde belirleyin. Sonraki görüşmenin saatini kesinleştirmek, bir konu hakkında fikir sormak ya da öylesine konuşmak için arıyorsanız durumu netleştirin. Bu yöntem, arama öncesinde yaşayacağınız stresi ve gerginliği üzerinizden atmanızı sağlar ve paylaşıma odaklanmanızı kolaylaştırır. Böylece bağlantıyı daha derin ve anlamlı kılar.
4. Kimi aradığınızı doğru seçin
Arama konusunu belirledikten sonra karşınızdaki kişinin kim olduğu hakkında da bilinçli davranın. O an sizin bir şeye ihtiyaç duymanız, bazen karşı tarafın buna hazır olduğu anlamına gelmez. Eğer ortada böyle bir durum varsa olayı sakince düşünüp karar verin. Aradığınız kişinin istediklerinizi sağlayıp sağlayamayacağını, görüşmeye istekli olup olmayacağını sorgulayın. Örneğin; tavsiye almak istiyorsanız, o konuda bilgisi olan bir insanı arayın. Yaşadığınız komik bir olaydan bahsetmek istiyorsanız, bunu anlayacak birini seçin. Bu yöntem, görüşmeden aldığınız keyfi artırarak stres ve kaygıyı azaltır, aradaki ilişkinin zenginleşmesine katkı sağlar.
Kaynak: popsugar, self
İlginizi çekebilir: Yaşınız kaç olursa olsun iyi bir arkadaş bulmanın 9 yolu