X

Ne zaman yaşamaya başlayacak bu kadınlar?

Pandemide başlayan Uplifers hayatım, elimden geldiğince müzik haberleri yapmaya çalışarak devam ederken, gündeme damga vuran yaz tatili ve benim de tatile çıkmamla devam etti. Covid hala devam ederken nasıl bir tatil yapmalı, önlemleri elden bırakmamalı derken başka bir endişe ve acıyla sarsıldım. Yine genç bir kadın bir “sevdim, öldürdüm” cinayetine kurban gitti.

Uplifers içeriği dolayısıyla pozitif, yapıcı ve bilgi verici bir platform olduğundan bu kurduğum tek sert cümle olacak. Olayın kendisi de yeterince sert olduğu için, mümkün oldukça politik ifadeler vermekten de kaçınarak sadece, okuduğum ve etkilendiğim bakış açılarını yoğurup, acaba bu olaylar nasıl engellenebilir üstüne bir beyin fırtınası yapmaya çalışacağım.

Pınar Gültekin’in bir tweeti gündeme geldi ölümünün ardından. Hiçbir zaman tam anlamıyla baba sevgisi almadığı ve herkeste bu sevgiyi aradığına dair bir tweet. Bunun üstüne bir hemcinsimiz çok doğru bir noktaya parmak basarak, sadece anneler erkek çocuklarını iyi eğitmeli dememiz yetmez, babalar da ipin ucundan tutmalı diyerek algıyı babalara çekti.

Burada söz konusu olan sadece anne veya baba da değil tabii. Çocuklarını yeterince sevme becerileri gelişmemiş ebeveynlerin çokluğu. Sevginin çocuk büyütürken en önemli ihtiyaç olduğu derhal hatırlanmalı. Bir çocuk dünyaya getirirken onun üstünden kendi ihtiyaçlarımızı mı karşılamaya çalışıyoruz, yoksa gerçekten onun ihtiyaçlarını karşılayabilecek miyiz diye düşünmek ve bu sorunun cevabını kendimize dürüstlükle vermek zorundayız. Hem toplumda hem de bireysel dünyalarımızda bu farkındalığın gelişmesi için herkesin kendi aile geçmişleri ve psikolojisi ile yüzleşmesi şart.

Bir diğer taraftan erkeklere de kadınlara da kendi cinsiyetleri hakkında bilgilendirme yapılmalı. “Sen bana aitsin” kavgalarından önce cinsiyetlerin ne kadar farklı olduğunu bilmek gerek. Daha bugün “Tıpta kadınlar neden farklı tedavi edilmeli?” başlıklı bir yazı okudum. Kalp krizinin bile erkeklerde farklı, kadınlarda farklı geliştiğini anlatan bu yazıda kişi kendi cinsiyetinin ihtiyaçlarını yeterince bilmezken çocuğuna empati ile yaklaşabilmesi de gittikçe zorlaşıyor.

Diğer yandan bizim ülkemizdeki yaklaşım farklı olsa da bu derece ürememize gerçekten gerek var mı? Dünyanın nüfusu gerçekten yeterli değil mi? Bunları da sorgulamanın zamanı geliyor sanki. Hem Covid’den kaybettiklerimiz, hem de birbirinin hayatını elinden alanlar düşünülünce bunu sorgulamakta belki de geciktik diyerek kısa tatilime geri dönüyorum.

Yazılarımın düzensizliği için okurlar kusuruma bakmasın lütfen. Ağustosta gündemimiz biraz daha ferahlarsa, müzik haberlerine kaldığımız yerden, hatta arabalı konserleri yazarak devam etmeyi umuyorum. Herkese sevgi, saygı, kaçabildikleri ölçüde iyi dinlenmeleri dileklerimle…

İlginizi çekebilir: Hayatta kalmanın zorluğu karşısında yaşananlara sahip çıkanların öyküleri: Küflü Virgül

Günsu Özkarar: 1987 Ankara doğumluyum. 2008 yılında Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Viyola Ana Sanat Dalı’ndan mezun oldum. Ardından İsviçre’de Hocshule der Künste Bern’de yüksek lisansımı tamamladım. Yüksek lisansım sırasında Orchester der HKB, Schweizer Jugend Sinfonie Orchestra, The Women Orchestra of Switzerland’da çalarak, Christopher Warren­Green, Bruno Weil, Daniel Klajner, Jos van Immerseel, Kai Baumann gibi orkestra şefleriyle Avrupa’nın farklı şehirlerinde konserler verme deneyimi edindim. Tatjana Masurenko, Michael Kugel, Ruşen Güneş, Çetin Aydar, Danel Quartet, Marco Misciagna, Michel Michalakakos, Apple Hill Quartet, Siegfried Führlinger gibi hocaların ustalık sınıflarına katıldım. The World Youth Orchestra, The World Orchestra, Greek Turkish Youth Orchestra, Bilkent Youth Symphony Orchestra, Bilkent Youth Virtuosos, Jungenc Philharmonic Orchestra, AIMA Festival Orkestrası gibi ensemble/ orkestralarda ve Young Euro Classic, Schloss/Beuggen International Music Fest, Schlern International Music Fest, Bayreuth Youth Talented Artists ́s Music Fest, The Turco-British Association Bach Günleri, Datça Uluslararası Müzik Akademisi, T.R.N.C. Malta Dostluk Günleri, Klasik Keyifler Oda Müziği Festivali, Uluslararası Istanbul Müzik Festivali, Uluslararası D - Marin Klasik Müzik Festivali, AIMA Ayvalık Müzik Festivali ve Cervo International Music Fest gibi etkinlik ve festival konserlerinde yer aldım. İstanbul’a taşındıktan sonra CRR, AIMA Orkestrası, Orkestra Sion’da çalıştım. Ayrıca İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nda Doçent Beste Tıknaz Modiri ile Sanatta Yeterlilik çalışmalarımı tamamlayarak, Okan Üniversitesi’nde öğretim görevliliğine başladım. Bitirme tezim “Tarihsel Süreçte Gelişen Viyola Ekolleri” kitap olarak yayınlandı. Trio Pax, Trio Tını gruplarının yanı sıra Okan Üniversitesi Orkestrası’nda üç yıl öğretim görevlisi olarak çalıştım. Psikoloji ve edebiyat her zaman ilgi alanım oldu. Çeşitli yaratıcı yazarlık kursları ile birlikte psikanaliz de gördüm ve bu sürecin ardından farklı dergilerde yazılarım yayınladı. Şimdi Milliyet Sanat, SanatAtak dergilerinde düzenli yazmaktayım ve Mayıs'ta İkinci Adam Yayınları’ndan çıkacak Küflü Virgül isimli ilk öykü kitabımı beklemekteyim.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale