X

Narsist partnerle ilişki: Narsistik kişilik bozukluğu nedir?

Narsistik kişilik bozukluğu olan kişiler kendilerini aşırı derecede beğenen, ön planda olmayı seven, beğenilme gereksinimi duyan, empati yeteneğinden yoksun ve kendilerini diğer insanlardan üstün gören bireylerdir. Genellikle kendilerinden bahsetmeyi sever, karşısındaki insanı dinlemezler, güzellik ve fiziksel özellikler onlar için çok önemlidir. Aslında hepimiz kendimizi önemli görür, değerli olduğumuzu hissetmek isteriz, bu yüzden diyebiliriz ki her insan, içinde biraz narsistik özellikler barındırabilir ve bunun bir kısmı sağlıklıdır. Yani, narsizm her zaman patolojik olmak zorunda değildir. Sağlıklı narsizmin dışında bu gibi özelliklerin aşırı bulunma hali patolojiye dönüşürse o zaman sağlıksız bir narsizmden bahsedebiliriz.

İlk aşama: Etkileme

Narsist kişiler özellikle ilişkilerinin başlarında partnerlerine etkileyici tavırlar sergiler ve cezbedici hediyeler, iltifatlar ve baştan çıkarıcı tavırlarla partnerlerini etki alanlarına alırlar. Sağlıklı bir ilişkide partnerler arası duygusal yakınlaşma daha karşılıklı gerçekleşirken, narsist bireyler partnerlerini sevgiye ve ilgiye boğarak elde etmeye çalışırlar. Narsist kişi partnerinin hayatının merkezi olmaya çalışırken, kişi aile, arkadaşlık, iş gibi hayatını oluşturan dinamiklerden uzak kalmaya başlar ve hayatı partnerinden ibaret hale gelir. Narsist partner hayatının merkezi olmaya başladıkça kişinin öz benlik algısı partnerinden aldığı iyi ve kötü yorumlara endekslenmeye başlar.

Değersizleştirme

İlişkinin başlangıç aşamasından sonra başlayan değersizleştirme aşamasında ise iltifatlar ve aşırı ilgi gitgide fiziksel iğnelemeye, tartışma anında aşırı tepkilere dönüşür. Bu iki aşama arasındaki geçiş yavaş geliştiği için kişi aralarındaki farkı çoğunlukla anlamaz, bir süre sonra ilişkinin başında kendisine gösterilen ilgi, alakayı bir ödül olarak beklemeye başlar. Bu ilişki ise narsist partner kendisine yeni bir “av” buluna dek devam edebilir. Narsist kişi benmerkezci ve empati duygusundan yoksun olduğu için bu terk edilme aşaması ani gerçekleşebilir, narsist partner tarafından herhangi bir açıklama göremeyen kişi ise büyük bir yıkıma uğrar.

Terk edilme

Çoğunlukla narsist partnerlerle birlikte olan kişiler terapi almayı ilişki sürerken değil, bu terk edilme aşamasında tercih ederler, çünkü aslında onlar için iyi giden ve aniden biten ilişkilerini anlamlandıramazlar.

Partnerinden ayrılan narsist kişi, geri dönmek de isteyebilir. Bu geri dönme aşamasında narsistin aslında oluşturmak istediği imaj ilişkinin en başında partnerini yüceltme davranışlarına benzerlik gösterir. “Sen benim için başkaydın, her şey çok özeldi, seni unutamadım” gibi cümlelerle idealleştirme aşamasına döner. Tekrar geri gelen partnerin bu gibi davranışları kişi için gurur okşayıcı olur ve terapi sürecinde ise kritik nokta bu aşamada başlar.

Kimler narsistlerin hedefi olur?

Narsist partnerlerle birlikte olan kişilerin genel özelliklerine dair bir şey söylemek zor olsa da, kusurluluk ve fedakarlık şemasına sahip olan kişilerin narsistlere “av” olmaya daha yatkın olduğu söylenebilir. Bu insan düşük özgüvenli bir insan olabildiği gibi, narsist partnerin kendi gücünü ve üstünlüğünü beslemek adına kendisine seçtiği güçlü bir partner de olabilir.

Kişi, narsist bir partnerle birlikte olduğunu anladığı aşamada partnerini terapi almaya yönlendirebilir. Eğer narsist kişi değişme ve farkındalık kazanma üzerine düşünüyor ve bunu istiyorsa narsistik kişilik bozukluğu törpülenebilir.

Web sitemi ziyaret etmek için hemen tıklayabilirsiniz.

İlginizi çekebilir: Travmayı iyileştirebilme gücü: İlk adım, travmatik semptomları fark etmek

Cansu Varol: Boğaziçi Üniversitesi'nde lisans eğitimini tamamladıktan sonra Klinik Psikoloji Programı’nda yüksek lisansını tamamlayarak uzmanlığını almıştır. Bu süreçte birçok danışmanlık merkezinde psikoterapist olarak görev yapmıştır. Halen yetişkinler için bireysel danışmanlık yapmakta ve psikoterapi uygulamalarında Bilişsel Davranışçı Terapi, EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme) ve Şema Terapi ekollerini kullanmaktadır. Ağırlıklı olarak travma, stres, depresyon, panik bozukluk, yeme bozuklukları, obsesif kompulsif bozukluk, anksiyete bozuklukları ve ergenlik dönemi sorunları üzerinde çalışmaktadır.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale