Mutluluğun yolu gösterişsizdir: Olana razı olmak, olmayanı kabul etmek

Her şeyin geçip gittiği bir zamanda… Üzerimde çiçekli, yere kadar uzanan bir elbiseyle ayaklarım ıslak çimene basa basa yürüyorum. Tüm mevsimler geçmiş, güneşin pembeleştiği, olgunluğa eriştiği bir dönemdeyim. Burnuma uçuşan gül yapraklarının kokusu geliyor. Güllerle kaplı bir bahçede güneşe doğru yürüyorum. “Neyi farklı yapardın yeniden başlasaydın?” diye soruyor o anda dışarıdan bir ses. Düşünüyorum, yüzüme gün ışığı tatlı tatlı vururken. “Hiçbir şeyi” diye cevap veriyorum. Merkez Efendi gibi. Tam ortaya oturur, her şeyi olduğu haliyle seyrederdim.

Bir gün Sünbül Efendi, sohbet esnasında genç talebesi Musa Efendiye, “Âlemi sen yaratsaydın, nasıl yaratırdın?” diye sorar. Musa Efendi, “Bu mümkün değil! Ama mümkün olsaydı, her şeyi merkezinde bırakırdım. Âlem öyle bir tatlı düzen içinde ki, buna bir şey ilâve etmek veya bir şeyi eksiltmek düşünülemez” der. Ve bu cevaptan sonra Musa Efendi’nin ismi artık Merkez Efendi olur. Olanı biteni değiştirmeye kalkmadan tam merkezde durarak… Kabul ve rızaya geçerek…

Koşulsuz mutluluğun anahtarı belki bizim için de budur.
Oruçlu bir insan için mutluluk, ağzına attığı o ilk lokmayken, hasta bir insan için sağlıkla alınan bir nefestir.
Yalnız bir insan için, çevresindeki kalabalıktır.
Kimi için bir köpeğin başını okşamakken, paraya sıkışan biri için eline geçen paradır.
Sevdiğinden ayrı biri içinse sevdiğine kavuşmaktır.
Mutluluk olana rıza, olmayana kabul gösterebilmektir.
İsteklerimiz gerçekleşmediği takdirde rotayı yeniden oluşturabilmektir.
Çünkü mutluluğun yolu sade, gösterişsiz ve beklenmediktir.
Tüm olanların ve olmayanların kendi içinde bir dengede olduğunu idrak edebilmektir.
Tam merkezdedir.

İlginizi çekebilir: Mutluluğun formülü çok açık: Sıfır beklenti, maksimum mutluluk

Şeyma Gizem Taşar
Şeyma Gizem TAŞAR 1984 yılında İstanbul’da doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini Ortadoğu Koleji’nde tamamladı. İstanbul Teknik Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği’nden mezun oldu. Yüksek lisans ... Devam