Mutluluğun %50’si: Doğru eş seçimi

Romantik ilişkiler, kişinin evlilik yolunda yürüyeceği eş adayının seçiminde oldukça önemli ve kritik bir basamak olarak işlev görmektedir. Bireyin geçmiş yaşantıları ve deneyimleri partneriyle kurduğu romantik ilişkiye birçok açıdan yansır. Evlilikte mutluluk geniş çapta eş seçiminin iyi yapılmasına bağlıdır. Bu anlamda evlilik öncesi faktörler bireylerin sağlıklı ve kaliteli bir evlilik yaşamına sahip olmalarında önemlidir.

Darwin cinsiyetler arası seçime “kadın seçimi” der çünkü hayvanlara dayanan gözlemlerinde dişilerin daha seçici olduğunu ve eş seçimlerinde erkeklere göre daha ayırt edici olduğunu gözlemlemiştir. Bu durumda eş seçiminde bireysel farklılıklar çeşitliliğin ve seçimin bir sonucu olabilir. Eş seçiminde “Ortak/benzer özellikler kuramı” ise evlenecek bireylerin benzer yönlerinin çok olmasının evlilikte başarı ve mutluluğu arttıracağı düşüncesine dayanmaktadır. Bu kurama göre eş seçerken kişilerin kendilerine benzeyen kişileri seçmesi önemlidir. Diğer taraftan zıt özellikler kuramında, eş seçiminde tarafların birbirine zıt özelliklere sahip olmalarının yararlı ve geçerli olacağı, nitelikleri zıt olan çiftlerin bir araya gelmesi durumunda konuşulan konu ve yaşantılar da çeşitlilik ve zenginlik kazanacağı belirtilmektedir.

Kişinin eş seçiminde önemli olan faktörlerden bir tanesi de eş seçimine ilişkin sahip olduğu inançlardır. Her partner ilişkiye gelecekteki birlikteliklerini etkileyecek bir dizi inanç ve özellik getirir. Birçok durumda bu inanç ve özellikler evliliğe dair beklentileri ve birlikteliği etkileyebilir. Ailenin etnik yapısı, sosyo-ekonomik durumu, çocukluktaki yaşam şartları, yaş, diğer partnerden çocuğunun olması çiftlerin evlilik ile ilgili beklentilerini, kararlı bir birliktelik sürdürme ve evlenme becerilerini etkiler. İnançlarımız, nasıl hissedeceğimizi ve olaylara nasıl tepki vereceğimizi aynı zamanda yaşamımızda ve ilişkilerimizdeki doyum derecemizi de belirler. Aslında tüm bunların ışığında söylenmesi gereken gerçek düşünce; evlenmeden önce ilişkinin yürüyeceğini ispat etmeye gerek olmadığıdır. Elbette evlilik flört ya da birlikte yaşamadan farklıdır; bundan dolayı çiftlerin evliliğe hazır olduklarına ilişkin rahat hissetmeleri, iyi iletişim ve problem çözme becerilerine sahip olmaları ve evlendikten sonra problemlerini çözeceklerine inanmaları gerekir.

Freud, eş seçimi belirlenmesinde psiko-seksüel gelişim dönemlerinde, çocukluk döneminden kalma birtakım saplantıların etkili olduğunu varsayar. Kız veya erkeğin yetişkin yaşamda anne-babadan kopmaması, eş seçimi yapmaması; anne-babadan ayrılma girişimleri olunca aşırı bir suçluluk duyması ve buna bağlı olarak onlara karşı aşırı bağlılık göstermesi; ayrıca cinsel ilişkiden kaçınma ve bu yöndeki soğukluk ve güçsüzlük gibi özellikler, kadının çocukluk döneminden kalma saplantıları olarak açıklanmaktadır. Jung’a göre, bir erkek bir kadına ilgi duyarsa bu kadın, erkeğin özelliklerine uygun özellikler taşıyordur. Diğer taraftan yasamın erken yıllarında birincil bakım verenle kurulan ilişkilerin kalitesi, kişilerin yeterlikleri ve sevilmeye değer olup olmadıkları hakkındaki benlik imgelerini ve diğerlerinin güvenilirliği hakkındaki genel beklentilerini şekillendirir ve kendilerine yönelik “benlik modelini” ile diğerlerine yönelik “başkaları modelini” geliştirirler. Böylece gelecekteki ilişkilerimiz, eş şeçimlerimiz de buna göre belirlenir.

Çoğu yetişkin için eş ya da uzun süreli bir eş, temel bağlanma figürü gibi işlev görür. Her iki bireyin de güvenli bağlanma stiline sahip olmasının, ilişki doyumunu ve yakınlığı doğrudan etkileyerek arttırdığı, eşlerden birinin bile kaygılı / kararsız ya da kaçınan bağlanma stiline sahip olduğu ilişkilerde hem doyumun hem de yakınlığın düştüğü çalışmalarla ortaya konulmuştur. Tüm bu görüşler, kuramlar ve düşünceler bize eş seçiminin yaşamımızın neden %50 gibi büyük bir kısmını kapsadığını ortaya koymaktadır. Temelde geçmişlerin şimdi olduğu aşikardır ve mutlu yaşamlar mutlu beraberliklerle sağlanacaktır. Bu nedenle geçmişimizi anlamak, farkında olmak, gerektiğinde yüzleşmek, kendimizi yeniden çerçevelemek bizi mutlu yaşamlara götürecek ve doğru tercihler yaptıracaktır.

İlginizi çekebilir: Evlilikte doyum hissi nasıl sürdürülebilir?

Yazarın diğer yazıları için tıklayın.

İdil Arasan Doğan
Üsküdar Üniversitesi Uygulamalı Psikoloji Yüksek Lisans eğitimi ile başladığı akademik çalışmalarını, Psikoloji Doktora programı ile sürdürmektedir. Pozitif psikoloji ve KİPT (Kişilerarası İlişkiler Psikoterapisi) temelinde ... Devam