Evlilikte doyum hissi nasıl sürdürülebilir?

Evliliği başlatan ilk duygu aşk, sevgi olabilir ama evliliğin nasıl devam edeceğini belirleyen yaşam ve süreçtir. Evlilik süreci biyolojik, sosyolojik ve ruhsal açıdan iki bireyin ortak bir sürece başlayabilmelerini kapsamaktadır. Evlilik sosyal bir kurum olmasıyla birlikte, kişilerin yaşam doyumlarını ve sağlık durumlarını olumlu etkileyen bir durumdur.

Genelde sanılanın aksine mutlu bir evlilik mümkün.

Genelde sanılanın aksine kadın ve erkeğin evlilikte “gerçekten” mutlu olması mümkündür. Ancak durum böyle olsa da yerine getirilmesi gereken koşullar vardır. Her iki tarafta da tam anlamıyla bir eşitlik duygusu olmalı, karşılıklı özgürlüklere bir sınır getirilmemeli, en mükemmel şekliyle bir düşünsel ve bedensel yakınlık oluşturulmalı ve değer ölçülerine bakışta bir paralellik bulunmalıdır. Eşlerin evlilikten duydukları psikolojik tatmin ve mutluluk, evlilik doyumu olarak tanımlanmaktadır.

Sağlıklı ve mutlu bir evlilik için neler yapılmalı?

Evliliğin, kişilerde iyi oluş düzeyi, yaşam doyumu ve yaşam kalitesini etkilediği bilinmektedir. Sağlıklı bir evlilik için eşlerin toplumsal cinsiyet rollerinde esneklik yaratmalarının yanı sıra eşlerine saygılı ve karşılıklı işbirliği içinde anlayışlı olmaları önemlidir.

Evlilikten alınan doyum yaşamın birçok yönüne etki etmekte ve faydalı olmaktadır. Evlilikte istek ve beklentilerin hangi derecede karşılandığı, evliliğin zorunlu ve gönüllü niteliklerinin dengede tutulması evlilik doyumu ile ilişkilidir. Eşlerin kararlarda eşitliği, iletişim biçimi, eşlerin birbirlerine kendilerini ifade etmesi, karşılıklı sevgi tarzı, cinsel doyumu, baskınlığı, kazanç ve çalışma gibi unsurlar psikolojik tatmini sağlamakla birlikte evlilik doyumunu oluşturmaktadır.

Dr. Jane Rosen-Grandon ve Hattie Myers evlilik doyumunun karakteristik özelliklerini şu şekilde ortaya koymuştur:

“Evlilik istikrarı, eşe bağlılık, cinsel yaşamda sadakat, güçlü manevi değerler, Tanrıya inanış ve dine bağlılık, eşe saygı duymak, iyi bir eş olmaya isteklilik, eşi desteklemeye ve memnun etmeye istekli olmak, eş için iyi bir arkadaş olmak, affetme ve affedilmeye gönüllü olmak.”

Tüm bu noktalarda bir durup düşünmek, evliliğin ne kadar sağlıklı işlediğini bir gözden geçirmek faydalı olabilir. Evlilik doyumunu belirleyen noktalarda öne çıkan beceri ise evlilikteki problemleri çözme becerisine yöneliktir. Bu beceri, “her evlilikte problem olabilir” düşüncesinin bilincinde olup, doğru problem çözme stratejilerini pozitif şekilde kullanmayı başarabilmektir.

Evliliklerde problem çözmede kişilik yapılarının önemi
Evlilikte kişiler, birbirlerinin düşüncelerini karşılıklı bir şekilde konuşabilmelidir.

Bireylerin kişilik yapılarının da, problem çözme sürecinde etkisi önemli bir yere sahiptir. Kişilerin problem çözme sürecini, kişilerin kendilerine olan güven ve inançları, kendi öz farkındalıklarına ulaşıp ulaşamamaları, kendileri hakkında olduğu kadar diğer bireylerin de onlardan beklentileri, değerlendirmeleri ve yaşantı algıları etkilemektedir. Evlilikten sağlanacak doyumun ve aynı zamanda sosyal ilişkilerden de sağlanacak doyumun belirlenmesinde bir diğer önemli nokta duygu düzenleme becerilerinin kullanımıdır.

Eşlerin olumsuz durumlarla başa çıkmaları bu becerilerin gelişmiş olması ile sağlanabilmektedir. Duygu düzenleme stratejilerinden felaketleştirme, yaşanılan durumu kabul etme, kendini ve başkalarını suçlama gibi olumsuz stratejiler tüm psikolojik iyi oluşu oluşturan; kişinin kendisi ve geçmişi, büyüme ve gelişme kapasitesi, yaşamının amaç yönelimi ve anlamı, diğer insanlarla kurduğu ilişkilerin niteliği, yaşamına ve dış dünyaya hakimiyeti ile bağımsızlığı gibi alt boyutlarla negatif yönlü ilişkiye sahiptir. Diğer taraftan evlilik içerisinde sorumluluklarının fazla olduğu zamanlarda da kadınların daha az doyum sağladığını gösteren araştırma bulguları mevcuttur. Ayrıca kadınların, erkeklerin üzgün ifadelerine daha duyarlı oldukları ve özellikle mutsuz evliliklerde kadınların olumsuz duygularını erkeklere kıyasla daha fazla ifade ettikleri araştırmalarla tespit edilmiştir.

Evlilik içerisinde yaşanılan çatışmaların yıkıcı veya yapıcı olması eşlerin kişilik özellikleri ve yaşanılan olayı algılayış biçimlerine göre şekillenmektedir. Yaşam içerisinde esnek kişilik yapısına sahip olan kişilerin sorunları algılayışları ve sorunlarla başa çıkmalarının daha kolay olduğu görülmektedir. Kişilerin, pozitif bakış açısını benimsemeleriyle birlikte yaşamsal, çevresel ve bireysel ilişkileri kuvvetlenmekte ve böylece psikolojik iyilik hali artmaktadır. Aynı şekilde, kişilerin problem çözme becerileri geliştikçe, yaşanılan olaylar karşısında başa çıkma becerileri de artmaktadır. Bireysel olarak psikolojik iyi oluş sağlandığı takdirde evliliğin doyumu en mükemmel seviyede yaşanacaktır.

İlgili yazı: Evlilikte dengenin ve ritmin önemi

İdil Arasan Doğan
Üsküdar Üniversitesi Uygulamalı Psikoloji Yüksek Lisans eğitimi ile başladığı akademik çalışmalarını, Psikoloji Doktora programı ile sürdürmektedir. Pozitif psikoloji ve KİPT (Kişilerarası İlişkiler Psikoterapisi) temelinde ... Devam