X

Mutluluğun özü: Omuzlarınızda taşıdığınız yükün ağırlığının farkında mısınız?

Kısa süre önce hepimizi yürekten sarsan bir saldırı ile yeniden karşı karşıya kaldık. Olaylar, sevdiklerimize ne kadar yakın olursa, üzerimizde bırakmış olduğu etki de ister istemez o kadar derin oluyor; ancak daha da kötü koşullarda terörize edilen hayatlar yaşamak zorunda bırakılan ülkeler ve toplulukların varlığını düşündükçe; hayat hedeflerimiz, yaşam amaçlarımız, hayallerimiz, din sömürüsü, eğitimsizlik, boşvermişlik gibi bir dolu olguyu yeniden sorgulamaya başlıyoruz.

Her şeyin “anlık” olduğu gerçeğini hatırlatan, Eckhart Tolle’nin Var Olmanın Gücü (Koridor Yayınları) isimli kitabında okumuş olduğum bir hikâyeden yola çıkarak bu yazımı derlemeyi tercih ettim. Geçmişte yaşadıklarımızı, sadece deneyimlerimizden ders çıkarabilmek üzere zihnimize kayıt ediyor olsaydık ve onları benliğimizin birer parçası haline getirmeye çabalamasaydık; sizce dikkatimizi içinde bulunduğumuz âna çevirmeyi başarabilir miydik?

Hoşnutsuzluklar, kırgınlıklar, düşmanlıklar, suçluluk duyguları benliklerimiz içinde, kimliklerimizin birer parçası halini almaya başlıyor.

Hayatlarımızda birçok duygusal anı yaşıyoruz ve bu anılar zihinlerimizde izin verdiğimiz ölçüde yeniden karşımıza çıkıyorlar. Hoşnutsuzluklar, kırgınlıklar, düşmanlıklar, suçluluk duyguları benliklerimiz içinde, kimliklerimizin birer parçası halini almaya başlıyor. Olayları, zihnimizde canlı tutmak ve güçlü hissetmek için bu düşüncelere sarılıyor ve geçmiş ile şartlanmış olan kişiliğimiz içinde zamanla, kontrolsüzce hapsolmayı tercih eder hale geliyoruz.

İlgili yazı: Anı yaşamak: Geçmişteki hatalardan ve gelecek kurgularından kurtularak anda yaşayabilmenin önemi

İki zen rahibi olan Tanzan ve Ekido, çamurlu bir yoldan ilerlemektedirler. Havada hala şiddetli yağmur yağmaktadır. Bir sokak köşesine vardıklarında, çamurlu ve ıslak yolun kenarında mahsur kalmış, ipek kimono ve fularlar içinde genç bir kız görürler. Tanzan, tereddüt etmeden kızı kucaklar ve yolun karşı tarafına geçirir. O akşam konaklayacakları tapınağa varana kadar rahipler sessizce yol almış; bu sürede birbirleri ile hiç konuşmamışlardır. Ekido, çok sinirli ve gergin gözükmektedir. Daha fazla kendine engel olamaz ve sorar: Biz keşişler, kadınların yanlarına yaklaşmayız, özellikle de genç ve güzel olanların. Bu çok tehlikelidir. Neden onu yolun karşı tarafına taşıdın?”

“Ben, kızı saatler önce bırakmıştım; sen hala taşıyor musun?”

Dikkatimizi şu ana çevirmeyi öğrenmeliyiz

Zen rahipleri Tanzan ve Ekido’nun hikayesinden hareketle geçmişte yaşamaktan vazgeçerek, dikkatimizi şu ana çevirmeyi öğrenmeliyiz.

Bu noktada farkında ve aydınlanmış olanların tavsiyeleri şunlardır: “Zihinsel olarak geçmişte yaşamaktan vazgeçerek, dikkatimizi şu âna çevirmeyi öğrenmeliyiz. O zaman egoların hapsindeki düşünce ve duygularımız yerine, varlığımız kimliğimiz haline gelebilir.

Sadece şu an vardır ve şu an olması gerektiği gibidir. Olayları iyi ya da kötü olarak tanımlamadan, kişiselleştirmeden, onlarla bütünleşerek, olanlardan etkilenmeyecek konumda olmak esas olandır. Eğer birilerinin merhametine kalırsanız, o zaman mutlu ya da mutsuz olacağınıza birileri karar verir.

Binlerce yıldır mutluluğun özünü inceleyen Budist felsefe ve pratiklerin parçası olarak ortaya çıkan yoga ve meditasyon tekniklerine günümüzde giderek artan ilginin sebebi bu mutluluk arayışı olabilir. Meditasyonda; bedeninizi ve zihninizi yakından gözlemlemeniz, olaylar ve kişiler karşısında yaşadığınız hislerin yükseldiğini ve alçaldığını izlemeniz, bu hislerin peşinden gitmenin ne kadar anlamsız olduğunu fark etmeniz beklenmektedir.

Bizleri sürekli yorgun ve memnuniyetsiz kılan düşünceler, geçici duygular için sarf edilen sürekli çabadır. Bu pozitif veya negatif hislerin ikisi için de geçerlidir. Mutlu olduğumuzda bu hissin yok olacağını düşünerek, onun kalıcı olabilmesi adına yoğun bir uğraş veririz; sıkıntılı hissettiğimizde de tekrar mutlu olabilmeyi tadabilmek için aynı çabayı sarf ederiz. Heyecan, neşe, kızgınlık, ümitsizlik gibi tüm hislere karşı önce kuvvetli bir yükselme hissederiz; sonra bu hissin yavaş yavaş geçmesini seyrederiz. Durum ve olaylara karşı şartlı olarak yaşanılan hisleri bırakabildiğimiz takdirde ve onları olduğu gibi kabul ettiğimizde; olabilecekler hakkında beklentiye girmek yerine içinde olduğunuz ânı yaşayabiliriz. Geçmişte, sizi şimdide yaşamaktan alıkoyacak hiçbir şey yaşanmadı; eğer geçmişin sizi şimdide yaşamaktan alıkoyacak güce sahip olmasına izin vermezseniz…

Gözde Kızılkan: Gözde; İstanbullu bir mimar, şehir plancısı, gezgin, yogini, sanat ve sporsever. Alman Lisesi’nden mezun olduktan sonra, lisans eğitimini Almanya’da bulunan Bauhaus Üniversitesi’nin mimarlık bölümünde tamamladı. Daha sonra aktif olarak profesyonel iş hayatına atıldı ve bu sırada İstanbul Teknik Üniversitesi’nde şehir planlama yüksek lisans programına kayıt oldu. Sokak sanatları ve kent yaşamına etkileri üzerine hazırladığı tez konusu kapsamında Yeldeğirmeni semti ve Mural Istanbul festivalini çalıştı ve yüksek mimar/şehir plancısı olarak mezun oldu. Her türlü spor dalı, kültür ve sanat etkinlikleri, seyahat, doğa, yoga, hayvanlar ilgi duyduğu alanlar olup araştırmak, keşifler yapmak ve bunları paylaşmak sevdiği uğraşlar arasındadır. http://gozdekizilkan.blogspot.com.tr/

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale