X

Mutlu çocukluk anıları, “mutlu yarınlar” demektir

Anı, kişinin yaşadığı bir olayı bilincinde bekletip sonra ortaya çıkardığı bir bilişsel süreçtir. Çocukluk dönemi anıları ise bireyin hayatında çok ayrı, önemli, temel bir yere sahiptir. Anne babanın rolleri, çocukluk döneminin ilk gizli anılarıdır. Çocukluk dönemi anılarının önemi, bireyin benlik, kişilik, psikolojik iyilik hali üzerine etkisi sebebiyle temel anılar olarak kabul edilir. Anılarımız ne kadar huzurlu ve mutlu ise o kadar sağlıklı düşünebilir, sağlıklı bir kişiliğe sahip olabiliriz. Çocukluk döneminde anne baba tutumları bakış açımıza yön vermektedir.

Çocukken aile ortamımızda değerli olduğumuzu hissetmişsek, atılan adımlarda desteklenmişsek, düzeltilmesi gereken davranışlarımızda düşünmemiz sağlanmışsa ve ihtiyaçlarımız karşılanmışsa, hayata uyumumuz bir o kadar kolay olmaktadır. Diğer taraftan aşırı korunarak yetiştirilmişsek, sorumluluğunun farkında olmayan ve bağımlı bir kişiliğe bürünürüz. Anne baba tutumları demokratik bir yapıdaysa, o zaman yetişkinlik döneminde çocukluk anıları en mutlu en huzurlu anılar olarak hatırlanacaklar ve etkileri tüm ilişkilerimizde bir o kadar yapıcı olacaktır.

Sahip olunan ilk anılar anne, baba ve ailenin diğer üyeleri ile gerçekleşmekte ve çocuk da bu anılarını ayna gibi yansıtmaktadır.
Peki çocukluk döneminden bugüne mutsuz anılar biriktirmemizin nedenleri neler?

Yaşamımızın ilk 6 yılında temellendirildiği öngörülen bir kişilik gelişimimiz olduğu düşünüldüğünde, çocukluk anılarımızın ne denli önemli olduğunu anlayabiliriz belki… Freud’a göre çocukluk döneminde yaşadığımız ve hatırlamak istemeyeceğimiz mutsuz bir anı bilinç dışımızda beklemektedir. Yetişkinlik döneminde de bir ortam bulduğumuz an bunu ortaya çıkarıveririz. Annesinin babası tarafından şiddet gördüğü bir ortamda yetişen çocuk yetişkinliğinde de şiddet uygulama ve dayak yemenin normal olduğunu düşünecektir. Böyle biri çocuğuna da eşine de rahatlıkla şiddet uygulayabilir. Bunun sebebi çocukluk dönemimizdeki şemalarımızdır; temel inançlarımız ve otomatik düşüncelerimiz… Görüldüğü üzere anne baba davranışlarının bize, dolayısıyla da bizim çocuklarımıza etkisi ne kadar büyük! Çünkü ilk anılar anne, baba ve ailenin diğer üyeleri ile gerçekleşmekte ve çocuk da bu anılarını ayna gibi yansıtmaktadır. Size şemalarımızı olumsuz etkileyen ve mutsuz anılar biriktirmemize sebep olan dokuz çerçeve vereceğim, bu J.E. Young ve J. Klosko’nun Hayatı Yeniden Keşfedin isimli kitabından bir alıntıdır:

  • “Bir ebeveyn istismarcı iken, diğeri çaresiz ve pasiftir.
  • Ebeveynler duygusal olarak mesafelidir ve çocuklarından başarı adına beklentileri de çok yüksektir.
  • Ebeveynler sürekli kavga ederler ve çocuklar bu kavgaların arasında kalır.
  • Ebeveynlerden biri hasta ya da depresiftir, diğeri ortalarda yoktur ve bu durum çocuğu onların rolünü üstlenmeye zorlar.
  • Çocuk bir ebeveyne oldukça yakındır ve sanki eşin yerini alır.
  • Ebeveynlerin(ya da ebeveynlerden birinin) fobisi vardır ve bu fobi sonucunda ya çok aşırı koruyucu davranırlar ya da kendileri korktukları için çocuğa yapışırlar.
  • Ebeveynler eleştireldir ve onlar için çocuğun yaptığı hiçbir şey iyi değildir. Ebeveynler çocuklara karşı fazla hoşgörülü davranır ve sınır koymakta başarısız kalır.
  • Çocuk arkadaşları tarafından dışlanır ya da diğerlerinden farklı olduğunu düşünerek büyür.”
Eğer sorun yaşadığınızı, bir yerlerde yanlış yaptığınızı düşünüyorsanız çocukluk anılarınıza doğru bir yolculuk yapın.

Aslında amacım çocukluk döneminde mutlu anılar biriktirmenin önemini vurgulamak iken, mutsuz anılar biriktirmemize sebep olan noktaların öneminden bahsetmek daha ağır bastı. Yaşamınızda ilişkilerinizi, davranışlarınızı bir kez gözden geçirin. Eğer sorun yaşadığınızı, bir yerlerde yanlış yaptığınızı düşünüyorsanız çocukluk anılarınıza doğru bir yolculuk yapın. Bu yolculukta bahsettiğim dokuz çerçeve ve diğer anlattıklarım da aklınızda olsun. Sonra bir değerlendirme yapın, çocukluğunuzda mutlu anılar mı yoksa mutsuz anılar mı daha fazla? Bu size şu anki hayatınıza dair bir şeyler söyleyecektir. Evet bu anılar yaşandı, ancak yine de siz şu an farkına varıyorsanız kendinizde birçok şeyi yeniden çerçeveleyebilirsiniz. Daha ileriye giderek çocuklarınıza, diğer insanlara daha mutlu anılar biriktirmesi için dokunabilir, harekete geçebilirsiniz.

İlginizi çekebilir: Çocukluk travmaları yetişkin beyinleri nasıl etkiliyor?

Yazarın diğer yazıları için tıklayın.

İdil Arasan Doğan: İstanbul doğumlu olan Öğr. Gör. İdil Arasan Doğan, Üsküdar Üniversitesi Psikoloji Yüksek Lisans programı ile başladığı akademik yaşamını Psikoloji Doktora Programı ile sürdürmektedir. Yüksek Lisans Bitirme Tezini, Prof. Dr. A. Oğuz Tanrıdağ danışmanlığında "Alzheimer Hastaları Bakım Veren İyi Oluş Psikoeğitim Programının Bakım Verenlerin Tükenmişlik Sendromu Üzerine Etkisi" konusunda vermiştir. Üsküdar Üniversitesi Anne & Bebek Ruh Sağlığı Merkezi ve Türkiye Alzheimer Derneği’nde yönetim kurulu üyeliği bulunmaktadır. Akademik çalışmalarına; geriatri, anne & bebek ruh sağlığı, kişilerarası ilişkiler, pozitif psikoloji bağlamında devam etmekle birlikte özellikle yaşlanma, demans; Alzheimer, kişilerarası ilişkiler alanlarında yoğunlaşmıştır. Yapılandırmış olduğu "Hasta Yakınları İyi Oluş Programı"nı Kadıköy Alzheimer Merkezi’nde 3 yıl boyunca uygulamıştır ve halen aynı merkezde ayda 1 kez olmak üzere "Hasta Yakını Destek Programı"nı yürütmektedir.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale