X

Murphy’nin tersi Yhprum kanunu: Ya her şeyin yolunda gitme olasılığı varsa?

Hayatın tüm karmaşası ve yoğunluğu arasında kendimizi sürekli en kötü senaryoyu düşünürken buluruz. Durum işler iyi giderken bile böyledir. Kendimize anlattığımız senaryoda bunu her ihtimale hazırlanmak için yapıyoruzdur. Ya da meşhur Murphy Kanunları arasından “Bir şeyin ters gitme olasılığı varsa, ters gidecektir” veya “Her şey yolunda gidiyorsa, kesin bir terslik vardır” sözleri aklımıza gelir. Ama bu karamsar bakış açısının tam zıttını savunan Yhprum Kanunu’na göre bir ihtimal daha var: O da olasılıkların pozitif olması.

Yhprum Kanunu nedir?

Yhprum Kanunu, Murphy Kanunu’nun doğrudan zıttıdır. Murphy kelimesinin tersten yazılışı olan Yhprum, bize hayattaki bazı şeylerin olumlu gitmemesi için hiçbir neden olmadığını söyler. Bir tür Polyannacılık gibi görünse de körü körüne bir iyimserlik anlayışını savunmaz. Daha çok hayatın beklenmedik şekilde başarılı olma kapasitesine karşı umut ve inanç besler. Dolayısıyla bize şunu hatırlatır: “Hayatta işlerin yolunda gitmemesi her tür neden varken bile bazen her şey yolunda gider.

Umudun yasası olarak da bilinen Yhprum Kanunu, iyimserliğin en az risk taşıyan gerçek olduğu fikrine odaklanır. Olayların başarılı şekilde sonuçlanmasının düşünüldüğü kadar olasılıksız olmadığını savunur. Aksine tüm ters koşullara rağmen hala olumlu sonuç ihtimalinin bulunduğunu, bunun da hayatın kendi içinde sahip olduğu dengeden kaynaklandığını söyler. Ekonomi ve insan vücudu gibi karmaşık sistemlerin kendi başına hayatta kalma direncinden yola çıkar. İnsanın, binlerce olasılık arasından hangisinin gerçekten iyi olduğunu bilemeyeceğini, kötü gibi görünen bir sonucun bile aslında büyük resimde iyi olduğunu anlatır. 

Bu varsayım, hayatta istemediğimiz şeyler olduğunda yaşadığımız hayal kırıklıklarını atlamamıza yardımcı olur. Hayatın kendi akışına güvenmeye ve tüm süreci kontrol edemediğimizi kabullenmeye davet eder. Biz farkında olmadan rastlantısal olarak örülen ağların kendi ritminin, döngüsünün ve düzeninin pozitif olasılıklara açık kapı bıraktığını gösterir. Çünkü bazen gerçekten de “Başıma neden bunlar geldi” diye yakınmak yerine çıktığımız yola heyecanlanmamız gerekir. Bu da devamında er ya da geç olumlu sonuçlar getirir.

Yhprum Kanunu’nun mantığı

Yhprum Kanunu, algıda yapılan ufak bir düzenlemenin tüm yaşamı değiştirmesiyle ilgilidir. Evrimsel olarak insan beyni olasılıklara odaklanmaya programlıdır. Bu da Murphy Kanunları’nın neden bu kadar geniş bir çerçevede benimsendiğini kanıtlar niteliktedir. Oysa başka bir ihtimalin daha olduğunu hatırlatan Yhprum, beynin olumlu olaylarına odaklanır. Nitekim kimi nörobilim araştırmaları beynin kendi içinde odaklandığı olumlu olayları kehanet gibi kullanarak bundan fayda sağladığını gösterir. Yani bir şeyin iyi gideceğine inanmak, beyindeki sinir iletimini ve devreleri etkileyerek davranış sistemini olumlu şekillendirebilir. Örneğin; kişilik algısı, olumsuz beden yanılsaması veya stresle baş etme becerisi benzer iç şartlama çalışmalarıyla iyileşebilir. Bu da hayata pozitif bakmanın yaratacağı zincir tepkimelerin başlangıcıdır.

Yhprum Kanunu bilişsel çerçeveleme sürecindeki olayları yeniden yorumlama becerisinden destek alır. Bu nedenle hayattaki kötü olayları başarısızlık olarak adlandırmaktan kaçınır, bunun yerine aksilikleri yeni bir fırsat olarak tanımlar. Bu kadar basit bir kavram değişikliği bile stres tepkilerinin azalmasına, zihnin rahatlamasına ve esneklik kapasitesinin artmasına yardımcı olabilir. Psikolojide yer bulan bu sistemden destek alarak sadece olumlu düşünce yoluyla hayattan alınan tatmini ve farkındalığı artırmayı hedefler. Sonuçta başımıza bir şekilde iyi şeyler geldiğini fark ettiğimiz zaman ise hem sakinliğimizi korumayı başarır hem de daha mutlu bireylere dönüşürüz. Bu da ilişkilerdeki iletişim açıklığından iş hayatındaki sorun çözme yetisine kadar her alanı olumlu şekillendirir.

Yhprum Kanunu’nu hayata uygulama adımları

Yhprum Kanunu’nu hayatınıza dahil etmek için körü körüne bir iyimserlik anlayışı geliştirmenize gerek yok. Zaten Yhprum Kanunu da böyle bir şey değil. Aksine, günlük hayatta edineceğiniz ufak farkındalıklar ve işleri biraz akışına bırakma çabası bile olumsuz gibi görünen olaylarda yeni anlamlar bulmanıza yardımcı olabilir. Zor anlarda odaklanacağınız çözüm odaklı düşünceler potansiyelinize farklı şekillerde destek olabilir:

  • Olanı fark etme: Yhprum Kanunu farkındalık gelişimi ile başlar. Sürecin temelini oluşturan farkındalık, kalıplaşmış düşünce örüntülerini fark edip bunların dışına çıkmayı savunur. Özellikle toplum ve aile baskısı sebebiyle “iyi” veya “kötü” olarak etiketlenen şeylerin aslında kendi içinde farklı anlamlar barındırabileceğini söyler. Bunun için başınıza gelen her olaya zihinsel berraklık ve yüksek farkındalıkla yaklaşarak kendi değer yargılarınıza güvenmeniz gerekir. Bunu yaptığınız anda otomatikleşen döngüden çıkar ve yeni olasılıklara kapı aralayarak olumlu yapıları içeri davet edersiniz.
  • Yeniden adlandırma: Yhprum’da insan faktörü en büyük değişkendir ve “kötü” olarak adlandırılan olay kişiden kişiye değişebilir. Bu da kullanılan tanımlardaki yanlışlara dikkat çekerek anlamı yeniden yorumlamayı gerektirir. Çünkü çoğu zaman hayatta “başarı” gibi kavramlar, yaşanan olaylardan çok onlara yüklenen anlamlarla ilgilidir. Bu da günlük eylemlerdeki perspektifi değiştirerek olumlu düşünce sisteminin geliştirilebileceğini söyler. Mesela, “neden” diye sorduğunuz anlarda bakış açınızı değiştirerek olayı yeni bir fırsat olarak değerlendirebilirsiniz. Böylece engelleri size rehber olan araçlara dönüştürebilirsiniz.
  • Akışa güvenme: Yhprum Kanunu’nun bir diğer prensibi, insanın hayatta elde etmek istediği kontrol ihtiyacını vurgular. Ancak bu kontrol ihtiyacının zararlı olduğunu söyler. Çünkü hayata söz geçirmeye çalışmak akışa güvenmemek demektir. Yaşananları büyük bir düzenin parçası olarak görmeyi öneren bu bakış açısı, hem zihinsel dayanıklılığı artırır hem de aşırı stres karşısında üretkenliği ve yaratıcılığı korur. Tesadüflerin lehinize çalıştığını düşünmeyi öğrendiğiniz zaman hayattan da daha tatmin olursunuz.
  • Yönünü tekrar yapılandırma: Yhprum Kanunu’nu hayata uygulamanın son adımı ise bakış açısının esnetilmesiyle ilgilidir. Hayatın akışkanlığını hatırlatan bu prensip, işlerin yolunda gitmesinin bizim elimizde olduğunu savunur. Çünkü hayatta beklentiler, hedefler veya yöntemler değiştiği zaman yön de değişecektir. Bazen bize hizmet etmeyen bir yolda inat ettiğimiz için pozitif olanı bilinçsizce dışlarız. Ama bir şeylerin yoluna girmesi için önce durumu fark etmeniz ve gerekli eylemi almanız gerekir. 

Yhprum’un bu temel adımları, dış koşullardan değil iç dengeden beslenir. Bakış açınızda yapacağınız ufak değişikliklerle, sizin dışınızdaki süreçleri kontrol etmek yerine mevcut duruma göre şekillenmeyi öğrenirsiniz. Hayat direncini ve adaptasyonu pekiştiren bu zihniyet, kendi ritminizi bularak yola devam edebilmenizi sağlayabilir.

Kaynak: verywellmind, greatergood

İlginizi çekebilir: Yaşam her şeyi kapsıyor: İnsan olmaya dair her şeyi kucakla

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Ailelerin gizli seyahat ritüelleri ve keyifli rota önerileri

Her ailenin dışarıdan görünmeyen, yalnızca kendine ait küçük yolculuk alışkanlıkları vardır. Aynı playlist, aynı mola noktası, aynı atıştırmalık, aynı yolculuk telaşı… Bu ritüeller bazen gidilen yerden bile daha kıymetlidir. İstanbul’a yakın rotalar ise bu alışkanlıkları en keyifli haliyle yaşatır. Doğru yol arkadaşıyla, alanı, esnekliği ve pratikliğiyle Kangoo Multix gibi bir araçla, bu yolculuklar hem daha konforlu hem de daha özgür bir deneyime dönüşür.



Rota değil ritüel

Bir aile seyahatini özel kılan şey çoğu zaman manzara değildir.

Camın hafif aralanmasıyla içeri dolan rüzgar, arka koltuktan yükselen kahkaha, mola verildiğinde bagajdan çıkarılan atıştırmalıklar… Asıl hatırlanan, bu küçük anların toplamıdır.

Aileler için yolculuk artık yalnızca yeni yerler görmek, keşfetmek değildir. Birlikte geçirilen zamanın kendisidir. Yolculuklar planlanan kadar spontane gelişen, organize olduğu kadar özgür olan bir deneyimdir.

Bu deneyimde araç görünmez ama yolculuğun keyfini belirleyici bir karakterdir. Eşyaları, planları, alışverişleri ve anlık kararları taşıyan güvenli bir alan sunar. Kangoo Multix’in geniş iç hacmi, modüler koltuk düzeni ve kolay erişilen bagaj yapısı, yolculuğu zorlaştırmaz. Aksine aile ritüellerini destekler ve süreci daha akıcı hale getirir.

Ailelerin gizli seyahat ritüelleri

Yola çıkış seremonisi

Her yolculuk daha kapıdan çıkmadan önce evin içindeki telaşla başlar. Matara doldurulur, yedek kıyafet yerleştirilir, termos hazırlanır, çocukların ihtiyaçları kontrol edilir.



Bagaj kapağı kapatırken hissedilen o küçük rahatlama, aslında yolculuğun ilk anıdır.

Kangoo Multix’in geniş bagaj hacmi, yolculuk için gerekli eşyaların sığma kaygısını ortadan kaldırır. Aileniz için gerekli olan her şey bagajda yerini bulur. Bu da yola daha hafif bir zihinle çıkmayı mümkün kılar.

Aynı şarkı aynı gülüş



Her ailenin bir yolda dinlemelik müzik listesi vardır. İlk şarkı çaldığında mesafe kısalır, anlar uzar.

Yolculuk boyunca paylaşılan müzik yalnızca bir arka plan değildir. Ortak bir hafızanın parçasıdır.

Kangoo Multix’in ferah kabini ve yüksek görüş açısı, sıkışıklık hissini azaltır ve yolculuğu gerçek bir paylaşım alanına dönüştürür. Böylece araç içinde geçirilen zaman sabırsızlıkla beklenen bir ana dönüşür.

Spontane mola

Haritada işaretlenmemiş bir göl, yol kenarında açmış kır çiçekleri ya da küçük bir köy fırını…

En güzel anlar çoğu zaman planlanmamış olanlardır.

Bagajdan çıkan termos, katlanır sandalye ya da piknik örtüsü birkaç dakikada küçük bir mola alanı yaratır. Kangoo Multix bu anları zahmetsiz hale getirir. Çünkü spontane kararlar pratik çözümlerle desteklendiğinde gerçekten keyifli olur. 

Bagajdan kurulan gün

Varış noktası bazen sadece bir başlangıçtır.

Bagaj açılır, masa kurulur, sandalyeler yerleştirilir, çocuklar koşmaya başlar. Piknik hazırlığı bir aile ritüeline dönüşür.

Kangoo Multix bu noktada yalnızca bir ulaşım aracı değildir. Mobil bir yaşam alanı gibi işlev görür. Ekipman taşımak zorlaşmaz, günün keyfi bölünmez.

İstanbul’a yakın keyifli rotalar

Şile ve Ağva sahil yolu: Gün batımı rotası



Şile’den Ağva’ya uzanan kıvrımlı sahil yolu, yolculuğun kendisini deneyime dönüştürür.

Kerpe ya da Kovanağzı’nda denize girebilir, gün batımında bagajdan piknik örtüsünü çıkararak kısa bir mola verebilirsiniz. Dönüşte aynı playlisti açmak ise yolculuğu tamamlayan küçük ama anlamlı bir detaydır.

Islak havlular, plaj çantaları ve şemsiyeler için geniş alan sunan Kangoo Multix, dönüş karmaşasını ortadan kaldırır.

Polonezköy ve Beykoz orman rotası

İstanbul’dan uzaklaşmadan doğayla temas etmek isteyen aileler için ideal bir kaçamak noktasıdır.

Tabiat parkında yürüyüş yapabilir, beğendiğiniz bir noktada durarak bagajdan katlanır masa çıkarıp kahvenizi yudumlayabilirsiniz.

Renault Kangoo Multix’ in geniş bagaj hacmi sayesinde masa, sandalye ve çocuk ekipmanları rahatça taşınır. Hazırlık süresi kısalır, keyif süresi uzar.

Sapanca Gölü: Sessizlik ve oyun rotası

Sakin, çocuk dostu ve doğayla iç içe bir atmosfer sunar.

Göl kenarında yürüyüş yapabilir, çimlerde oyun oynayabilir ve bagajdan çıkardığınız battaniye ile kısa bir piknik organize edebilirsiniz.

Bisiklet, top ya da oyun ekipmanları için de alan sunan Kangoo Multix, ailece geçirilen zamanı kesintisiz hale getirir.

Kilyos ve Terkos yolu: Plansızın güzelliği

Denizden ormana geçiş hissi sunan bu rota, kısa ama etkili bir kaçamak alternatifi oluşturur.

Rüzgarlı bir tepede fotoğraf çekilme molası verebilir, termostan kahvenizi çıkararak manzaranın tadını çıkarabilirsiniz.

Kolay erişilen bagaj yapısı, bu kısa durakları pratik ve zahmetsiz hâle getirir.

Yolculuk birlikte güzeldir

En güzel rota, haritada çizili olan değil; sevdiklerinizle birlikte deneyimlenenlerdir.

Ailelerin gizli seyahat ritüelleri, paylaşılan anların hafızasını oluşturur. Bu hafızayı taşıyan şey ise çoğu zaman arka planda duran ama her detayı mümkün kılan bir yol arkadaşıdır.

Kangoo Multix alanı, esnekliği ve pratikliğiyle hem aile yaşamına hem de yeni nesil girişimcilerin temposuna uyum sağlar. Çünkü yolculuk yalnızca varış değildir. Birlikte geçirilen zamandır.

*Bu yazı Renault katkılarıyla hazırlanmıştır. 





Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.



Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.







İlgili Makale