X

Muhteşem bir ilişki için: Aşkın 10 ana kuralı!

Bir Sevgililer Günü daha geldi çattı! Bu özel günü kutlayanlardan olabilirsiniz ya da belki de “Kapitalizmin şeysi bunlar, inanmıyorum” diyorsunuzdur. Bu arada eğer böyle düşünen bir erkeksen (ben hiç böyle düşünen bir kadına rastlamadım) senden ricam, bu günü sevgiliyi mutlu etmek için bir fırsat olarak da değerlendirebileceğini hatırlat kendine.

Çünkü aslında olan şey bu! Kadın ya da erkek fark etmez;  “Sevgiliyi mutlu etmek” sana da ona da çok daha iyi hissettiriyor ve ilişkiyi daha keyifli hale getiriyorsa, Sevgililer Günü tam da bunu yapmak için harika bir fırsat değil mi?

Hayatta yaşadıklarımıza verdiğimiz anlam, hissettiklerimizi, düşündüklerimizi yani aslında hayatımızı değiştiriyorsa; Sevgililer Günü’nü “kapitalizmi dövmek” için kullanacağımıza neden ilişkimizi güçlendirmek ve daha keyifli bir ilişkiye dönüştürmek için kullanmayalım?

Verdiğimiz anlam neyi nasıl değiştirir merak ediyorsanız, okumak için tıklayın!

Bir tek Sevgililer Günü yetmez!

Bu demek değil ki 10 tane daha sevgili günü icat edelim, hayır!.. Zaten kızlar sağ olsun bayılıyorlar hatırlanması en güç günleri bile kutlamaya:

  • Tanıştığımız gün,
  • İlk akşam yemeği,
  • İlk el ele tutuştuğumuz gün,
  • İlk öpücük günü (bunun saatini tutanını da gördüm ben),
  • Nişan,
  • Düğün,
  • İlk kavgamız…

İlk kavgamız mı? Yok ya, o olmadı…

Neyse zirzopluğu bırakıp asıl konuya geliyorum, demek istediğim şu: Bir ilişkinin muhteşem kalabilmesi için her an mesaide olmak önemli… Yoksa özel günlerde al hediyeyi/çiçeği geri kalan günlerde “Saldım çayıra, Mevlâ’m kayıra”…  Böyle bir ilişkinin -bırak muhteşemi- iyi gitmesi mümkün değil.

Aşkı daim kılmalı…

Elbette zamanla değişecek (Bak; “azalacak” ya da “bitecek” demiyorum, “değişecek” diyorum). Bununla birlikte, sevdiğiniz insana daima âşık kalmak -eğer buna gerçekten niyetliyseniz- mümkün. Madem sadece özel günlerde ekstra ilgi göstermek yeterli değil o halde ilişkinizin standardını yükseltmeye ne dersiniz? Böylece aşk, heyecan ve tutkuyla dolu olağanüstü bir hayat yaşayabilirsiniz. Elbette ilişkide yaşanacak iniş çıkışlarda da sağlam durmak önemli.

Peki, ama nasıl?

Eşimizle derin ve sevgi dolu bir ilişki oluşturmak aslında hiç düşünmediğimiz kadar küçük şeylere dikkat ettiğimizde mümkün olabilir. Ve birazdan sizlere aktaracağım “Aşkın 10 Ana Kuralı”nı hayatınızın bir parçası haline getirdiğinizde, zorlukların üstesinden daha kolay gelirken bir yandan da ilişkinizi büyütecek ve giderek çoğalmaya başlayan olumlu anları kutlayıp duracaksınız.

Ama her zaman olduğu gibi, önce bu bilgileri kimden öğrendiysem onun adını zikredeceğim: Tony Robbins. Hayatınızda ilişkileriniz dâhil her alanda gelişim ve dönüşüm yaratmak istiyorsanız Nisan sonu Londra’da yapılacak olan “Unleash the Power Within” (İçindeki Gücü Uyandır) etkinliğinde bizzat Tony Robbins’ten benzersiz bilgiler öğrenme fırsatını değerlendirin. Detaylar için tıklayabilirsiniz.

Dönelim konumuza ve bir soru sorarak başlayalım… Eşinizin nasıl hissetmesini istersiniz?

  • Takdir edilen
  • Güvende
  • Korunan
  • Değerli
  • Sevilen
  • Hepsi?

Eşinizin gerçekten hepsini ve daha fazlasını hissetmesini istiyorsanız yapacağınız ilk şey, temel bir gerçeği kabul etmek: İlişki dediğiniz şey “almak” ile değil “vermek” ile ilgilidir. Her gün… Tekrar edeyim HER GÜN! Yani sadece Sevgililer Günü’nde ona ne vereceğinizi düşünme tembelliğinden kurtulun ve her gün ona ne vereceğinizi düşünmeye başlayın.

Şşş… Cüzdan karıştıran arkadaş, maddi bir şeyden bahsetmiyorum rahat ol ve okumaya devam et zira verilecek asıl değerli şeyleri “AŞKIN 10 ANA KURALI”nda bulacaksın.

1.“Sorgulama” da “yargılama” da… Çok itici

Ne ilişkinin doğasını ne de birlikte olduğunuz insanın niyet ya da kimliğini asla sorgulamayın. Her ne yaşamış olursanız olun!.. Sizin o gün bir sorun yaşamış olmanız ilişkinin kendisinin sorunlu olduğu anlamına gelmez. Daha çok dinlemeye (gerçekten dinlemeye) ve eşinizi anlamaya özen gösterin.

2.Düzeltmelerden ziyade eğlenceli yaklaşımlar

Eşiniz bazı konularda yanılıyor veya bazı şeyleri yanlış biliyor olabilir. Bazı konularda size ters gelen belirli alışkanlıkları ya da olumsuz döngüleri de (pattern) olabilir. Ona yanlışını gösterip düzeltmeye çalışmak sizce nasıl sonuç verir? Empatiyi kurun onun sizi düzelttiğini hayal edin: Nasıl hissediyorsunuz?

Eşinizi düzeltmek yerine olumsuz döngüsünü bir şekilde kırın (Bir espri, şakalaşma, onun hoşuna giden bir şey vb.). Sonrasında düşüncelerinizi tatlı tatlı paylaşabilirsiniz.

3.Bazen yöntem değiştirmek iyidir

Tekrar edip duran döngülerde takılıp kalmayın. Eğer işler yolunda gitmiyor ve aksıyorsa yaklaşımınızı değiştirin. Ya da algınızı veya aksiyonlarınızı yahut sorumlu olduğunuz alanları… Biz insanların -değiştirecek onca şey dururken- işe yaramayan eski döngülere takılıp kalmak gibi tuhaf huylarımız var. Uyanık olun ve çalışmayan döngülerle ilgili çözümün bir şeyleri değiştirmek olduğunu anımsayın.

4.Tehdit mi?.. Tehdit ne ya?! Tehdit yok!

ASLA! Hele ki “Ben gidiyorum”lar… “Seni terk ediyorum”lar… Aman, aman, aman… Sakın ha!

Eğer gitmeyecekseniz gideceğinizi söylemeyin. Hayatta her ne oluyorsa olsun, hiçbir koşulda ilişkinizi tehdit etmeyin. Sizin de eşinizin de dışarıda oluşabilecek tüm zorluklardan sonra gelip sığınacağı tek yer ilişkiniz. Onu daima koruyun.

5.Madem koruyacaksınız sabi’yi de koruyun!

Arapça kökenli bu kelime küçük çocuk anlamına geliyor ve Türkiye hukukunda da küçük erkek çocuk manasında kullanılıyor. Eğer çocuğunuz varsa onu koruyun elbette ama buradaki S.A.B.İ.; Sürekli ve Asla Bitmeyen İlerleme” kelimelerinin baş harflerinden oluşan bir kısaltma.

Bu arada bu benzetmeyi lütfen hatırlayın: İlişkiyi üstüne titrenecek bir çocuğa (SABİ) benzetmek de çok işe yarayabilir… Çünkü bilmeniz gereken bir diğer önemli şey de şu: Sizin ya da eşinizin kişisel tercih ve ihtiyaçlarından önce ilişkinin ihtiyaçları gelir!

Birbirinize söz verin: “İlişkimizde ‘Sürekli ve Asla Bitmeyen İlerleme’yi daima sürdüreceğime ve S.A.B.İ.’yi öncelikli olarak odağımda tutacağıma söz veriyorum!”

Daha sonra da takipte kalmak önemli: Örneğin herhangi bir konuda bir tartışma söz konusuysa;

  • “Bu girdiğimiz tartışma ilişkimizi ileri mi götürüyor, geri mi?” veya
  • “Bu tartışmayla ilişkimizi geliştirip büyütüyor muyuz yoksa ona zarar mı veriyoruz?”

benzeri sorularla S.A.B.İ.’ye bağlılığınızı değerlendirebilirsiniz.

Anımsayın: S.A.B.İ.’yi korumak demek birbirinden keyif alan iki insanın doyurucu bir ilişkiyi ömür boyu sürdürebilmek demek.

6.Sen kimle birlikte olduğunu biliyor musun?

Sen; dünyanın en muhteşem, en harika, en olağanüstü, en muazzam, en heyecan verici, en güzel, en yakışıklı, benzersiz yeteneklere sahip ve sevgi dolu eşiyle birliktesin! Bunu biliyor muydun? Bilmiyorsan öğren ve farkında kal… Çünkü senin gibi biri de öylesine layık!

Hadi diyelim ki sen biliyorsun… Peki, eşin biliyor mu?

Bak şöyle yapalım: Her gün hiç aksatmadan eşinin ne kadar harika ve benzersiz olduğunun farkında kalmanın, bu durumu takdir etmenin, buna minnet duymanın ve eşini de iltifatlarınla bu durumdan haberdar etmenin keyifli gururunu yaşa… Ne dersin; yapabilir misin?

7.Karşılaştırma! – Kıyaslama! – Mukayese etme!

Biliyorum, hepsi aynı… Tebrik ederim seni bunu fark etmeni sağlayan dikkatinden dolayı. Hepsi aynı ve sen hiçbirini yapma diye hepsini yazdım, tamam mı?

Ya da şöyle söyleyeyim: Eğer ilişkini berbat etmek istiyorsan onu etrafındaki diğer ilişkilerle kıyasla! Hatta birbirinize “Kadın nasıl olmalı” – “Erkeğin hası nasıl olur”u anlatarak örnekli kıyaslamalar yapabilirsiniz mesela…  Ya da direkt öküze bağla televizyondaki spiker için “Kadın dediğin böyle olur” falan de…  Veya ilişkiyi gömüp üstüne Fatiha’yı okumak istiyorsan “Sen ne biçim erkeksin, Melahat’in kocası onu her ay bir yerlere götürüyor… Üstelik yeni bir de araba aldı ona” falan diyerek karşılaştırmayı eşinin de tanıdığı çiftlerle bir de üstüne üstlük maddiyata dayandırarak yap.

Uzatmıyorum; sanırım anlamışsınızdır ne demek istediğimi… Kıyaslama bir ilişkiyi en hızlı şekilde çürütebilecek en korkunç zehirdir. Bu zehri asla ilişkinize sokmayın.

8.Bozulma! Makine misin sen?

Eşinizle karşılıklı tüm “bozulmaların” bazı kurallarla ilgili olduğunu anımsayın. Ve eğer isterseniz ilişkinizi kuralların ötesinde, kuralların üstünde değerlendirmeye karar verebilirsiniz.

İnsanı düşük duygulara çeken girdaplara dalmaktansa; eşinizle birlikte ruh halinizi yukarı çekmenizi sağlayacak eğlenceli yöntemler belirleyin ve olumsuz döngüleri birlikte eğlenerek kırın…

Peh… Bozulmak da neymiş!

9.Birbirinizle aranızdaki bağı anımsayın!

Topluca yenen yemekler, Pazar kahvaltıları gibi çeşitli aile ritüelleri; bayram ya da yılbaşı (hatta Sevgililer Günü) gibi yıllık bazı geleneksel etkinliklerle birbirinizle kurduğunuz bağı güçlü tuttuğunuzdan ve sağlamlaştırdığınızdan emin olun.

10.Karar ver!

Her sabah kalktığınızda aşağıdaki kararları verin:

  1. Dün siz kendinize eş olarak o kadını/erkeği seçmiştiniz, bugün de onu seçiyorsunuz!
  2. Âşık olmak haklı olmaktan daha önemli!
  3. Bu ilişki sizin egonuzdan daha değerli.
BONUS!

Son olarak şunu hatırlamanızı istiyorum: Sevgilinizle ilk birlikte olmaya başladığınızda nasıl davrandığınızı anımsıyor musunuz? Hah! İşte hep öyle davranırsanız, ilişkiniz asla bitmeyecek demektir… Ve biliyor musunuz; asla geç değil. Bu Sevgililer Günü sevgilinize, yeniden ilk günkü gibi davranmaya başladığınız gün olmak için ideal!

Bana ulaşmak isterseniz ahanda adresimi buraya yazıyorum: tolga@powercoaching.us Siz de yazın.

Sevgililer Gününüz kutlu olsun!

V. Tolga Hancı: Doğma büyüme İstanbul'lu Tolga, 20 yıllık reklamcılık kariyerini danışmanlığa, ve oradan da koçluk ve eğitmenliğe dönüştürmüş bir yüksek performans stratejisti. Çalıştığı kişi ve kurumların; hayatın her alanında sınırsız potansiyellerinin % 100'ünü kullanarak, daima yüksek performansta kalabilmeleri için stratejiler üretiyor. Power Coaching'in ve Anthony Robbins Türkiye oluşumlarının kurucu ortağı. Birlikte çalışacağı kişi ve kurumların hedef ve hayallerini merak ediyor ve şöyle söylüyor: "İstiyorsan yaparsın! Asıl soru şu: Harekete geçmek için ne kadar isteklisin?"

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale