X

MUBI şubat seçkisinin öne çıkan filmleri

Şubat ayında MUBI, sinemaseverleri birbirinden farklı hikayelerle buluşturan zengin bir seçkiyle karşılıyor. Miraç Atabey’in küçük bir Karadeniz köyünde trajikomik bir kuşak portresi sunan çıkış filmi Zamanımızın Bir Kahramanı, Kanadalı yönetmen Kazik Radwanski’nin bol sürprizli ilişki draması Matt ve Mara (Matt And Mara), Aralık ayında kaybettiğimiz usta yönetmen Şerif Gören’e adanmış beş filmlik özel bir seçki, tüm zamanların en ünlü video oyunlarından Grand Theft Auto’nun dünyasında ‘Hamlet’i sahnelemeye çalışan iki oyuncunun hikayesi Grand Theft Hamlet ve Alexander Payne’in komediyle dramı başarıyla harmanlayan Oscar ödüllü filmi Geride Kalanlar (The Holdovers), MUBI’nin şubat seçkisinde öne çıkıyor.

Matt ve Mara / Matt and Mara

(Kazik Radwanski, 2024)

Kazik Radwanski, dünya prömiyerini Berlinale’de yapan MATT VE MARA’da, ödüllü filmi ANNE AT 13,000 FT’nin (2019) yıldızları Deragh Campbell ve Matt Johnson’ı bir kez daha bir araya getiriyor. Film, yaratıcı yazarlık dersleri veren ve evliliğinde sorunlar yaşayan Mara’nın, eskiden tanıdığı özgür ruhlu yazar Matt ile yeniden kurduğu bağın ve adı konulmamış ilişkilerinin kırılgan bir incelemesini sunuyor. Karakterlerin karmaşık ilişkilerini ve duygusal dinamiklerini derinlemesine inceleyen yapım, doğaçlama performanslar ve dinamik kamera kullanımıyla dikkat çekiyor.

Geride Kalanlar / The Holdovers

(Alexander Payne, 2023)

1970 yılında New England’da bir yatılı okulda geçen Noel temalı komedi-drama filmi GERİDE KALANLAR, tatil döneminde evlerine gidemeyen birkaç öğrenciyi denetlemekle görevlendirilen katı bir öğretmenin hayatının adım adım değişmesini anlatıyor. Okulun aşçısı rolündeki Da’Vine Joy Randolph’a En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında hem Oscar hem de Altın Küre ödüllerini getiren film, geçtiğimiz yıl En İyi Film dahil toplam 5 dalda Oscar adayı olmuştu. Hikayesinin duygusal katmanlarını mizahla ustalıkla harmanlayan film, aynı zamanda Alexander Payne ve Paul Giamatti’yi 2004 tarihli SIDEWAYS sonrası bir kez daha buluşturmasıyla da dikkate değer.

Beyoğlu’nun Arka Yakası

(Şerif Gören, 1986)

Tarık Akan, Oya Aydoğan, Erdal Özyağcılar gibi isimlerin rol aldığı, sinemamızın özgün eserlerinden BEYOĞLU’NUN ARKA YAKASI, 8 Aralık 2024’te kaybettiğimiz usta yönetmen Şerif Gören’in imzasını taşıyor. Gören, Hüseyin Kuzu’nun kaleme aldığı senaryoyu dikkat çekici bir görsellik ve atmosfer yaratarak perdeye taşıyor. Eşiyle sert bir tartışmadan sonra kendisini Beyoğlu’nun arka sokaklarında, hiç tanımadığı bir dünyanın içinde bulan memur Haydar Rıza’nın orada geçirdiği geceyi anlatan film, ‘80’li yılların Beyoğlu’nu tüm çıplaklığı ve gerçekliğiyle yansıtıyor.

Şarap Rengi Deniz

(Nefin Dinç, 2024)

Nefin Dinç’in festivallerde büyük ilgi gören belgeseli ŞARAP RENGİ DENİZ, Homeros’un bu ismi taktığı Akdeniz ve çevresinde küresel ısınmanın yol açtığı derin değişiklikleri anlatıyor. İzleyenleri, Akdeniz’in küresel ısınma nedeniyle hızla değişen havası, suyu, kültürü ve yaşam biçimi üzerine düşünmeye davet eden belgesel, bu duruma karşı sürdürülen çalışmalara da değiniyor.

Üç Aile / Tre Piani

(Nanni Moretti, 2021)

Eshkol Nevo’nun aynı adlı romanından uyarlanan ÜÇ AİLE, Roma’da bir apartmanda yaşayan üç farklı ailenin kesişen hayatlarını, bireysel çelişkileriyle iyice gerilen aile yaşamlarının bunaltıcı yoğunluğu içinde işliyor. Yönetmen Nanni Moretti’nin önceki filmlerine göre daha ciddi bir tonda ilerleyen film, duygusal yoğunluğu yüksek, karakter odaklı bir hikaye sunuyor. Başrollerinde Moretti’yle birlikte Margherita Buy, Riccardo Scamarcio, Alba Rohrwacher, Adriano Giannini gibi isimlerin yer aldığı film, aile içi çatışmalar, annelik, çocuk yetiştirmek, şüphe, uzlaşma, dürüstlük gibi konularda dikkat çekici noktalara değiniyor.

Transylvania

(Tony Gatlif, 2006)

Roman kültürüne dair filmleriyle tanınan Cezayir asıllı Fransız yönetmen Tony Gatlif’in, prömiyerini Cannes’da yapan filmi TRANSYLVANIA, sevdiği adamın peşinden Romanya’nın Transilvanya bölgesine giden Zingarina adında bir genç kadının hikayesini anlatıyor. Asia Argento, Amira Casar ve Birol Ünel’in başrollerini paylaştığı film, yönetmenin her zamanki güçlü müzik ve görsellik harmanıyla, kültürel farklılıkları, aşkı, kaybı ve özgürlüğü işliyor.

Apartman Boşluğu

(Can Baran, 2023)

Can Baran’ın yazıp yönettiği kısa film APARTMAN BOŞLUĞU, başkalarının evlerine girerek farklı yaşamların hayallerini kuran apartman görevlisi Serkan’ın öyküsünü anlatıyor. Serkan, yaşlı ve yalnız bir adam olan Yücel’in evinde diapozitif fotoğraflar ve ses kayıtları bulunca, önünde bambaşka bir dünyanın kapıları aralanıyor. 3. Kaş Kısa Film Festivali’nde En İyi Öğrenci Filmi ödülünü kazanan yapım, karakterlerin iç dünyalarını ve aralarındaki tuhaf bağı derinlemesine işlerken, bir apartmanın etrafında özgün bir dünya kuruyor.

Minari

(Lee Isaac Chung, 2020)

Lee Isaac Chung’un, dünya prömiyerini yaptığı 16. Sundance Film Festivali’nde Jüri Büyük Ödülü ve Seyirci Ödülü’ne layık görülen yarı otobiyografik filmi MINARI, Koreli bir ailenin Amerikan rüyasını gerçekleştirme çabasını anlatıyor. Büyükanne rolündeki Youn Yuh-jung’un En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Oscar’ını kazandığı film, Arkansas kırsalına yerleşen ve kurdukları çiftlikte yeni bir hayat inşa etmeye çalışan Yi ailesinin karşılaştığı zorlukları, aile bağlarını ve kültürel uyumu ele alıyor.

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Sosyopix ile sevgi paylaşıldıkça çoğalır, hatırlandıkça sonsuzlaşır

Telefonlarımızın galerisi, aslında hayatımızın en güzel anlarının sergilendiği ama kimsenin tam anlamıyla gezmediği gizli bir müze gibi. Binlerce fotoğraf, yüzlerce gülümseme ve “bu anı hiç unutmayalım” dediğimiz o saniyeler… Peki, neden aşkın en saf hali sadece bir ekran camının soğukluğuna hapsolsun?



Alınan rastgele hediyelerin yerini, yaşanmışlığın ağırlığı ve dokunulabilir hatıralar alsın. Çünkü sevgi, sadece söylenince değil, paylaşılan bir kareye dokununca da hissedilebilir. Sosyopix’in sevgililer günü özel hediyeleri alışılagelmiş hediyelerin ötesine geçiyor.

Pikselden hatıraya: Dokunulabilir bir hikaye yazmak

Bazıları için aşkı anlatmanın en zarif yolu, onu kronolojik bir yolculuğa çıkarmaktır. Klasik bir hediye yerine, birlikte geçtiğiniz yolları, paylaştığınız sofraları ve o plansız kahkahaları bir fotoğraf albümü içinde toplamak, aslında “Seninle geçen her ana değer veriyorum” demenin en şık halidir. Sayfaları çevirdikçe tazelenen o duygular, dijital bir kaydırmadan çok daha fazlasını hissettirebilir.

Eğer “bizim hikayemiz her yerde olmalı” diyorsanız, yüksek kaliteli fotoğraf baskısı seçenekleriyle evin en güzel köşesini bir anı duvarına dönüştürebilirsiniz. Şık ve minimalist çerçeveler içine yerleştirilen o tek bir kare, bazen binlerce kelimelik bir mektuptan daha derin anlamlar taşır.

Günlük rutinlere sızan küçük mutluluklar

Aşk, sadece büyük kutlamalarda değil; sabah içilen o ilk kahvede veya mutfaktaki kısa bir sohbette gizlidir. En sevdiğiniz karenin yer aldığı bir baskılı kupa, en uykulu sabahları bile bir gülümsemeyle başlatabilir. Ya da buzdolabının kapağına iliştirilen, her baktığınızda sizi o tatile, o güne götüren fotomagnet çeşitleri… Bu küçük dokunuşlar, hediyeyi bir eşya olmaktan çıkarıp günlük hayatın içine sızan birer sevgi göstergesine dönüştürür.

Özenle hazırlanmış bir mutluluk: Hediye kutuları

Bazen tek bir hediye, anlatmak istediklerinizin yanında sessiz kalır; bir hikaye anlatmak, o hikayenin her sayfasına ayrı bir dokunuş bırakmak istersiniz. Sosyopix’in hediye kutusu seçenekleri, tam da bu “dile dökülemeyen” duygular için tasarlandı. O kutunun kapağını açtığınız an hissedilen şey sadece içindekilerin uyumu değil; “Seni neyin mutlu edeceğini, hangi kokunun seni gülümseteceğini ve en çok hangi anımızda huzur bulduğunu biliyorum” diyen o eşsiz özen… İçindeki her bir hediyenin birbiriyle fısıldaştığı, her detayda “seni gerçekten tanıyorum” mesajının gizlendiği bu kutular; hediye vermeyi bir alışverişten çıkarıp, sevdiğiniz kişinin ruhuna yapılan zarif bir yolculuğa dönüştürüyor. Çünkü en büyük lüks, bir başkasının kalbinde bu kadar iyi tanındığını hissetmektir.

Gelecekteki size en güzel mesaj: “İyi ki”

14 Şubat sadece bir tarih olabilir; ona asıl ruhunu veren şey ise sizin o tarihin içine sığdırdığınız yaşanmışlıklar. Sosyopix ile dijital ekranlardan çıkıp avucunuza düşen her kare, sadece bir kağıt veya nesne değil; aslında birbirinize verdiğiniz “daima yanındayım” mesajının en sessiz ve en güçlü tanığı. Yıllar sonra, bir akşamüstü o fotoğraf albümünü kucağınıza aldığınızda ya da her yeni aya en sevdiğiniz karenin eşliğinde başladığınız o takvimin her yaprağında size ‘iyi ki’ dedirten anların bıraktığı küçük tebessüm, bugünün en kıymetli yatırımı olacak. 

Çünkü hayat, biz planlar yaparken akıp gidiyor ama sevgiyle dokunulan anılar zamanı durdurmayı başarıyor. Bu Sevgililer Günü’nde sevdiğinize sadece bir obje değil; yıllar geçse de baktıkça “ne güzel zamanlardı, ne güzel seviliyoruz” dedirtecek bir hatıra bırakın. Çünkü bazı duygular paylaşıldıkça çoğalır, hatırlandıkça sonsuzlaşır.



İlgili Makale