X

Motivasyon gerçek bir mucizedir: Her şeyi mümkün kılan enerjiyi keşfedin

“Kişinin yaptığı iş, yeteneğine uygun mu diye onu seyretmen gerekmez. Sadece gözlerine baksan kafi. Sos yapan bir aşçı, ilk kesiği atan bir cerrah, konşimento dolduran memur. Hepsinin yüzünde aynı kendinden geçmişlik… Çalışırken kendilerini unuturlar. Benliğini unutup objeye dalan o bakış, ne güzeldir!”
W.H. Auden

Bir işe başlayacak olduğumuzu düşünelim. İlk adımımız en zor olandır. Bazen gözümüze kocaman gözükür yapacaklarımız. Erteleriz. Tekrar erteleriz. “Sonra yaparım” deriz… Bazen de öyle bir heyecan olur ki içimizde hemen başlamak isteriz. Hatta başından kalkamayız. O işin içinde kayboluruz. O konu o an için dünyanın en önemli olayı oluverir gözümüzde! Dakikaların nasıl geçtiğini anlamayız; gece geç saatlere kadar, hafta sonu durmadan çalışabilir, dışarıdan gelen dikkat dağıtıcı -mesela arkadaşlarımızın dışarı çıkma davetleri gibi- hiçbir şey bizi etkileyemez. Sadece ve sadece o işi bitirmek vardır aklımızda!

İşte bu motivasyon dediğimiz o mucize güç ile olur! Motivasyon varsa her şey kolaydır. Motivasyon varsa her şey “yapılabilir” olur. Motivasyon varsa hiçbir şey imkansız değildir. Eğer bir konuda motivasyonumuz varsa sabahın erken saati, gecenin geç saati yoktur çünkü istek oradadır. Yapma enerjisi oradadır. Motivasyonla yaptığımız şey bize yük olmaz. Motivasyon adeta bir boya gibidir; dünyayı rengarenk görmeye başlarız.

Bugün bu yazımda sizlerle birlikte motivasyonun ne kadar kıymetli bir kavram olduğuna odaklanmak istiyorum. Günlük hayatımızda genel olarak yaklaştığımız konuları (bu yemek yapmak da olabilir, imzalanacak önemli bir anlaşmayı hazırlamak da olabilir veya kilo vermek hedefiyle bir spor salonuna kayıt olmak da olabilir) motivasyonumuz açısından yorumlamayı atlarız. Sonrasında ise anlamadığımız şekilde bazı işleri uzatırız, bazı işleri yapamayız… Oysa bazılarını yapmak o kadar kolaydır ki sorgulamayız bile… İşte bu farklılığı oluşturan ana etmen “yapmaya gönüllülük” veya diğer adıyla motivasyondur; o kalbimizde ışıklar yakan, o içten yanmalı motor benzetmesini kullanabileceğimiz kocaman enerjimizdir!

Bunu detaylarıyla anlayabilmek için sevgili Daniel Pink’in Drive isimli eserinden bir bölümü inceleyelim:

“(…) Daha da önemlisi akışta bir kişinin yapması gerekenle yapabileceği arasındaki ilişki mükemmeldir. Yüzleşilen sınav ne çok kolaydır ne de çok zor. Kişinin mevcut becerilerinin bir-iki kademe üstünde bir çaba gerektirir. Bu da vücudu ve zihni öyle bir zorlar ki çabanın kendisi en lezzetli ödül haline gelir. Bu denge, diğer günlük deneyimleri kolayca gölgede bırakan bir odaklanma ve memnuniyet düzeyi yaratır. Akış içerisinde insanlar o anı öylesine yoğun bir biçimde deneyimler ve kendilerini o denli her şeye hakim hissederler ki zaman, yer ve hatta benlik bilinçleri eriyip yok olur.

(…) Başarının en iyi habercisi, araştırmaların bulgularına göre, öğrenci adaylarının, ‘azim ve kararlılık’ adı verilen, bilişsel olmayan, soyut -uzun erimli hedeflere yönelik azim ve ihtiras olarak tanımlanan- bir karakter özelliğine sahip olmalarıydı. Bu subayların eğitimdeki deneyimleri ustalığın ikinci yasasını doğruluyor: Ustalık acı çekmektir.

Akış kadar harika olsa da ustalığa giden yol -ilgilendiğiniz bir konuda günbegün daha iyi olmak- çevresi çiçek tarlalarıyla çevrili, üstünde gökkuşağı bulunan bir yol değildir. Öyle olsaydı daha fazla insan bu yolculuğa çıkardı. Ustalık, ıstırap verir. Kimi zaman, aslında çok zaman, hiç de eğlenceli değildir. Uzmanların performanslarına dair çığır açan bir araştırmaya imza atan psikolog Anders Ericsson’un çalışmalarından öğrendiklerimiz, ustalığı besleyen unsurlara dair yepyeni bir pencere araladı. Şöyle diyor: ‘Bir zamanlar doğuştan gelen yetenekleri yansıttığına inanılan birçok karakteristik, aslında en az on yıl süreyle yapılan yoğun pratiklerin bir sonucudur.’ Sporda, müzikte, iş dünyasında ustalaşmak, uzun süreli (öyle bir hafta, ay falan değil, on yıl) çaba (zorlu, acılı, eziyetli ve güç gerektiren) ister.”

İşte tüm bu acıya ve bu emeklere karşın bizleri ayakta tutan güç motivasyondur! Dağları aşmak üzere yola çıkan kişideki cesaretin de, sadece küçük bir işi becermek için adım atmaya kalktığımızda içimizdeki hissin de temeli bu motivasyondan geçer. Bugün bu yazımda bana eşlik ediyorsanız hayatınızda sizi en çok motive eden, belki bugün çekmekte olduğunuz acıları bambaşka bir gözle görmenizi sağlayan, içinizdeki o başarma gücünü alev alev yakan o duyguya sıkı sıkı sarılmanızı öneririm.

Çünkü motivasyon olan yerde kalp olur, kalp olan yerde emek olur, emek olan yerde her daim başarı olur! Motivasyonunuzun her daim en yüksek seviyede olması dileklerimle…

İlginizi çekebilir: Zihin kontrolüyle akışı değiştirmek mümkün mü?

Pınar Özeken (Ulus): 2007 yılında Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü ile Kimya bölümlerini bitirdi. Aynı üniversitede Biyomedikal Mühendisliği ve İspanya Pompeu Fabra üniversitesinde master derecelerini aldı. Özellikle 2011’den bu yana moda ile ilgili çalışmalara ağırlık verdi ve hala moda üzerine yazı dizileri, farklı moda kaynaklarında yayınlanmaktadır. Yoga eğitmeni olma yolunda ilerleyen Pınar, bir Arjantin Tango aşığı. Gerçek tutkularından bir diğeri ise seyahat etmek."Dünya üzerinde ayak basılmadık toprak kalmasın" mottosu ile dünyayı dolaşmaya devam ediyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale