X

Morphet Arms: Ye, iç ve hayalet avla!

Bir gün bir casus, bir mahkum ve bir hayalet Londra’da bir barda buluşmuş… Kulağa Karadeniz fıkrası gibi gelse de, Londra’da bu mümkün. Üstelik de bir barda.

Morphet Arms, Thames Nehri’ne bakan, Tate Britain’e çok yakın bir İngiliz pub’ı. Hatta adı bile o kadar sıradan ki (sonu ARMS ile biten yüzlerce bar var, “soy” anlamına geliyor çünkü, bizdeki xx oğulları gibi) dışarıdan baktığınızda önünden yürüyüp geçebilirsiniz. Hatta hiç bakmayabilirsiniz bile.

Fakat Londra’da her pub, dürbünlerin yer aldığı bir casusluk odasına ya da ürkütücü ve canlı bir tarihi bodruma sahip değil.

Morphet Arms, eskiden yakınlarındaki Millbank Hapishanesi mahkumlarının Avustralya’ya gönderilmeden önceki bekleme hücresi ve transfer noktasıymış. Hükümlüler yer altındaki tünellerden geçerek ya gemiye bindiriliyor ya da bir hücreye kilitleniyormuş. Millbank Hapishanesi 1890’da kapanmış ama hücreler hala duruyor.

Birkaç sene önceye kadar pub çalışanlarının iyi bir gününe denk gelirseniz aşağıya, tünellerin en azından bir bölümüne inmenize izin veriyorlarmış. Hatta bazen turlar düzenleniyormuş. Günümüzde tünellere inmek yasak ve turlar da ortadan kalkmış. Amaaa… Bar çalışanları eşyaların durduk yere ortadan kaybolmasından, bazen yerlerinin değişmesinden şikayet etmeye başlayınca, tüneller ve orada yaşananlar tekrar gündeme gelmiş. Tünellerde yaşayan bir hayalet olduğuna inanıyorlar. Hikayeye göre Millbank Hapishanesi’nden kaçmaya çalışan bir mahkum Morphet Arms’ın altından geçen tünellerde sıkışıp kalmış ve dışarı çıkamamış. Bu mahkumun hayaleti de şu an tünellerde geziniyormuş. Hatta pub’da içeriye kurulan CCTV ekranından tünelden canlı yayın yaparak meraklıların içeriyi izlemesini sağlayacak kadar işi ileri götürmüşler. Yani biranızı yudumlarken şanslıysanız bir hayaletle selamlaşmanız mümkün.

Morphet Arms’ın tuhaflığı bu kadarla da kalmıyor. Barın ikinci katında bir Casus Odası var. 1920’ler temasında dekore edilmiş ve teması ünlü casus Mata Hari’ye adanmış. Odanın manzarası MI6, İngiliz İstihbarat Teşkilatı. Pencere kenarındaki dürbünler de dekor olarak orada değil. Mekan çoğu zaman FBI dahil olmak üzere pek çok gerçek casusla doluymuş. Hatta bar patronları mekana gelen ajanlarla ilgili casusluk yapıyormuş. Bu odaya çıkarken merdiven boyunca burada sık sık görülen bazı casusların fotoğraflarını görebilirsiniz. İngiliz casusları da buna dahil. Bu oda günümüzde özel yemekler, partiler ve Westminister’daki etkinlikler için kullanılıyor. Fakat bizim gibi yukarı çıkıp etrafa bakabilirsiniz. İkinci kata servis çok yavaş geliyor, bu nedenle biranızı burada içmeyin. Zaten içemezsiniz…

Pub’da ne yemeli, ne içmeli konusuna gelince… Londra’da pub yemekleri her zaman güzel. İster patates söyleyin, ister menüsünde varsa pie. Biz gittiğimizde biranın yanına ev yapımı patates almıştık. Biralar da her pub’da farklı oluyor, ama Guiness tabii ki her barın demirbaşı. Ama düşündüğümüzün aksine Guiness çok popüler değil burada.

Morphet Arms, Londra’da yağmurlu bir Pazar öğleden sonrası için çok iyi bir buluşma noktası. Londra’da pek çok yağmurlu Pazar var tamam, o da sizin buraya uğrama bahaneniz olsun.

Didem Tekin: 1985 Hatay doğumluyum. Anadolu Üniversitesi Reklamcılık ve Halkla İlişkiler bölümünden mezunum. Türkiye’nin büyük global reklam ajanslarında yaklaşık 11 sene kadar müşteri ilişkileri departmanında farklı pozisyonlarda çalıştım. 2017 yılında, klasik anlamda reklamcılığı bırakmaya karar vererek, sene sonunda About Us isimli organizasyonu kurdum. Reklam geçmişimi kullanarak markalarla yetenekli insanları buluşturduğum ve iletişim çözümleri sunduğum bir iş yapıyorum. Yeme, içme ve seyahat kendimi bildim bileli en büyük tutkum. Seyahatlerimi planlarken, sıradan tavsiyeleri okuyup, farklı bir yolculuk yaratmaya çalışmayı hiçbir zaman sevmedim. Bu yüzden buradayım, gezdiğim yerlerin birilerine farklı bir bakış açısı sunmasını sağlamak istedim. Onlyforeaters isminde, yeme içmeye dair deneyimlerimi paylaştığım, mütevazı bir Instagram hesabım var. Yurt dışı seyahatlerimi planlarken “nereye gitsem?” yerine önce “ne yesem?”i düşünürüm. Bu yüzden daha çok yiyebilmek için spor yapıyorum.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.

i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale