Mola vermenin paradoksu: Dinlenmek neden bazen zor gelir?

Mola vermek kulağa çok basit bir eylem gibi gelse de zihin tarafından her zaman uygulanabilir olmayabiliyor. Yorulduğumuzda durmak, dağılan dikkati toparlamak, bedeni biraz rahatlatmak ve ardından zihni yeniden çalışabilir hale getirmek teoride iyi bir fikir olarak görünüyor. Fakat iş uygulamaya geldiğinde, özellikle uzun soluklu yapılacaklar listelerinin arasında kısacık bir süre durmak bile bazen yorucu bir göreve dönüşebiliyor.

Bu yüzden mola vermenin de kendi içinde küçük bir paradoksu var. Zihin ve beden dinlenmeye ihtiyaç duysa da molaya geçiş anı ekstra çaba istiyor. Dinlenmek her anlamda bize iyi gelmesine rağmen bu ana tamamen izin vermek o kadar kolay olmuyor. Özellikle sürekli açık sekmelerle çalışan, bir işi bırakınca geri dönmekte zorlanan ya da dinlenmeyi hak etmeden önce yeterince üretmek isteyen kişiler için mola, rahatlatıcı olduğu kadar huzursuz edici bir hal de alabiliyor.

Mola vermek neden bu kadar zor?

Gün içinde işler devam ederken mola vermenin bu kadar zorlaşması, en temelde durduktan sonra aynı temponun bozulacağından korkmaktan kaynaklanıyor. Gün ortasında verilen molaların aksine, tam da fiziksel ve zihinsel olarak en çok ihtiyaç duyduğumuz anda verilen molalar, diğerlerinden çok daha korkutucu geliyor. Ara vermek bir yerde, bu işlerden kopmak ve yarım kalan işleri askıya almak anlamına geldiğinden, bir süreliğine de olsa eldeki kontrol hissinden vazgeçmeyi gerektiriyor. Biraz dinlenince tekrar odağı yakalayamama ya da aynı hızla devam edememe kaygısı devreye giriyor ve molanın kendisinden çok, molaya girip çıkma geçişi insanı zorluyor.

Bunun yanı sıra zihin de bir yandan çalışmaya devam ediyor. Beden dinlenmede olmasına rağmen açık kalan bilgisayar ekranı, uzayıp giden yapılacaklar listeleri veya tamamlanması gereken görevler, arka planda zihnin sürekli aktif bir tempoda kalmasına yol açıyor. Mola vermeden önce tüm işlerin bitmesi gerektiğine dair sürdürülen yanlış algı, bedeni ve zihni ihtiyacı olan bu kısa aralıktan giderek uzaklaştırıyor. 

Mola vermeyince ne olur?

Hız ve verim odaklı günümüz dünyasında dinlenme, üretkenliğin sonunda hak edilen küçük bir lüks olarak tanımlansa da; aslında üretkenliği, dikkati ve duygusal dengeyi destekleyen en temel ihtiyaç mola. Yorgun bir zihinle 30 dakikada bitmeyen bir iş, kısa ve doğru bir aradan sonra çok daha kolay tamamlanabiliyor. Bu nedenle bazen mola vermek işi geciktirmenin aksine işe geri dönecek enerjiyi toplamanızı sağlıyor.

Mola vermeden uzun süre devam etmek ilk anda daha üretken gibi hissettirirken, zihinsel ve bedensel performansı yavaş yavaş düşürüyor. Bu düşüş, gün içine yayılan küçük sinyallerle daha belirgin hale geliyor:

  • Dikkat kaybı
  • Odaklanma güçlüğü
  • Karar yorgunluğu
  • Zihinsel dağınıklık
  • Hata yapma eğilimi
  • Motivasyon düşüklüğü
  • Tahammülsüzlük
  • Sabırsızlık
  • Bedensel gerginlik
  • Yaratıcılıkta azalma
  • Göz yorgunluğu
  • Baş ağrısı
  • Enerji düşüşü
  • İsteksizlik

Molanın işe yaraması için uzun olması gerekmese de gerçekten mola gibi hissettirmesi önem taşıyor. Telefonu elinize alıp bildirimler arasında kaybolmak, bir iş ekranından başka bir ekrana geçmek ya da sosyal medyada kısa süreli dikkat parçalanmaları yaşamak her zaman zihni dinlendirmeye yetmiyor. İyi bir mola, o an ihtiyaç duyduğunuz şeye göre değişmekle birlikte; genellikle birkaç esneme hareketi yapmak, su içmek, pencereleri açmak, birkaç dakika sessiz kalmak ya da kısa bir yürüyüşe çıkmak gibi adımlar molanın faydalı etkilerini artırıyor. Burada önemli olan, bedensel ihtiyaçları fark etmekte yatıyor.

Moladan işe dönmeyi kolaylaştırma adımları

Mola vermekten kaçınmamızın en büyük nedenlerinden biri, işe geri dönememe korkusu. Bu yüzden iyi bir mola planlarken hem molanın nasıl başlayacağına hem de nasıl biteceğine karar vermek ve gerekli hazırlıkları yapmak gerekiyor. Herkesin ihtiyacı farklı olduğundan bu süreci planlarken başvurabileceğiniz farklı teknikler bulunuyor:

  • Molaya çıkmadan önce kaldığınız yeri kısa bir notla işaretleyin.
  • Dönünce yapacağınız ilk küçük adımı belirleyin.
  • Süresi belli molalar için alarm ya da görsel zamanlayıcı kullanın.
  • Yoğun odak gerektiren işlerin ortasına çok fazla dağıtıcı mola koymamaya çalışın.
  • Kendinize moladan dönünce ilk beş dakikada tamamlanacak ufak hedefler koyun.
  • Mola sonrası büyük görevlere geçmeden önce ufak ve kolay olanları tamamlayın. 
  • Mola bittiğinde kusursuz motivasyon beklemeden küçük bir başlangıç yapın.

Oysa insan bedeni ve zihni kesintisiz performans için tasarlanmış değil. Bu nedenle gün içinde dikkatin, enerjinin ve duygusal kapasitenin sık sık dalgalanması kadar doğal bir şey yok. Bu dalgalanmaları yok saymak yerine, onlara uygun küçük boşluklar açmak günlük akışınıza daha sürdürülebilir bir ritim kazandırabilir.

Kaynak: psychologytoday, americanpsychologicalassociation

İlginizi çekebilir: Maksimum zaman ve verim yönetimi için: Pomodoro tekniği

Uplifers
Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!