X

Minimalistten klasiğe: Hangi mimari tarz olmak isterdiniz?

Mimarlık eğitiminin temelinde binaları doğru okumak ve hangi üsluba ait olduklarını kolayca kavramak önemlidir. Oldukça uzun bir tarihe ve geniş bir çeşitliliğe sahip olan mimari üslupların yanı sıra bir alt ölçeğe indiğimizde iç mimari tarzlar ve üsluplar karşımıza çıkar. Sıkça isimleri duyulan ama detayları çok da iyi bilinmeyen bu tarzları yakıdan tanırken hangisi sizin tarzınız keşfedebilirsiniz.

Minimalizm

Modern mimarlığın ve günümüz mimarlarının en sevdiği ve tercih ettiği tarz belki de minimalizmdir. Bugün sadece mimari anlamda değil, hayatın her alanında ‘sadeleşme’ eğilimi, iç dengemizi kurmak ve huzur bulmak, tüketim toplumunun bir parçası olmaktan kurtulmak için birçok insanın başvurduğu bir yol haline gelmiştir.

İç mimari anlamda beyaz ve pastel tonların ağırlıklı olduğu, fonksiyonelliğin ön plana çıktığı ve dekorasyonda minimum eşya ile sadece ihtiyaç duyulan elemanların bir araya toplandığı rafine ve sadelik kokan bir tarzdır.  Duvarlarda tek renk ve beyaz tercih edilebilir, gri veya siyah tonlarla kontrast oluşturulabilir, hatta bu iki zıtlığa sıcaklık katabilmek adına da ahşap tercihlerle denge sağlanabilir.

Eklektik

Oldukça sık duymaya başladığımız bu mimari üslubun tam kelime karşılığı ‘cesaret’ olmalıdır. Bambaşka tarzlara ait mobilyalar, renkler ve objelerin bir araya gelerek muhteşem bir ahenk yaratmasıdır esasen. Ortaya çıkan sonuç ise karmaşa değil daha çok içinde yaşayan kişiyi tam anlamıyla yansıtandır. Eklektik bir eve sahip olmak için önce kendinizi ve zevklerinizi iyi tanımalı, sizi yansıtan rafine ama çılgın, uyumlu veya uyumsuz her parçanızı adeta puzzle gibi bir araya getirmektir. Unutmayın ki bunu sizden daha yapabilen olmayacaktır.

Klasik

Işıltılı ve şık mekanların tarzıdır klasik…Krem, bej veya daha koyu ton duvarlar ile heybetli mobilya tercihlerinin; sarkıt avizeler, ahşap orta sehpalar, yoğun doku ve tonlarda halılar ile bütünleşmesinden meydana gelir. Düzenlidir, olgundur, çoğu zaman da simetriktir. Mermerler, kadifeler, altın bitişler bu dilin en sevilen malzemeleridir.

Rustik

Her zaman ayrı bir yeri olan rustik dekorasyonun temel malzemeleri; ahşap, taş ve tuğladır. Bu mekanlarda organik formlar abartısızca kullanılır ve içinde yaşayana ham ama sıcak bir hissiyat verir.

Art deco

İki dünya savaşı arasında hayat bulan bu mimari akıma ismini 1925 yılında Paris’te düzenlenen Uluslararası Çağdaş Dekoratif ve Endüstriyel Sanatlar Sergisi (Exposition Internationale des Arts Decoratifs et Industriels Modernes) vermiştir. Eğer The Great Gatsby izlerken kendinizi o dünyaya ait hissettiyseniz, siz bir Art Deco insanısınız demektir. Çok güçlü geometrilere yer veren, oyma ve kakma ağırlıklı mobilyalar ve  yumuşak hatlı kanepeler tercih eden bu dekorasyon anlayışı mermer, egzotik ahşaplar, krom ağırlıklı materyaller ile birleşir. Akımın en sevdiği ise favori parça olan gösterişli ve ışıltılı aynaları sıkça kullanmaktır.

Zen

Zen, meditasyon yani düşünce gücüyle iç huzura ve mutluluğa kavuşmak anlamını üstlenen bir Japon minimalist düşünce yapısından oluşur.

Zen felsefesi zihni boşaltarak yaşamı en iyi şekliyle pratik etmenin yolunu bulmakla ilgilenir. Zen tekniğiyle dekore edilen evler de bu meditasyon yöntemini yüceltmeyi ve zihnin boşalmasına yardım etmeyi hedefler. Doğal elemanların objelerle ahenkli bir şekilde birleştiği mekanlar yaratarak materyal boyutta da bir denge arayışında olmaktır.  Bütün amaç ev halkına dinginlik ve huzur vermektir. Minimalizme çok benzeyen ve az eşya ile dengeli bir iç mimari yerleşimi hedefleyen Zen tarzı daha çok doğal malzemeleri kullanmayı tercih eder. Alçak mobilyaların tercih edilme sebebi ise evin içinde de doğadaymış hissi yaratmaktır.

 

İlginizi çekebilir: Dekorasyonda yeni trend: Şimdi Akdenizli olma zamanı

Gülin Keskin: 1985 yılında İstanbul’da doğdum. 2005 yılına kadar İstanbullu sonrasında hem İstanbul hem Milanolu oldum. İtalyan Lisesi’nden mezun olduktan sonra, pılımı pırtımı toplayıp mimarlık öğrenmek için İtalya’ya yerleştim çünkü bence bu işi en yapan adamlar hep ordaydı. Politecnico di Mllano’da hem lisans hem yüksek lisans eğitimimi tamamlarken, bolca seyahat ettim ve mimarlığı en çok da gezerken öğrendim. Bu sırada farkında olmadan İtalyan kültürünün de bağımlısı oldum. 2012 yılında İstanbul’a dönerek kariyerime burada devam ettim ve 2016 yılında kendi mimarlık ofisim GKMO’yu kurdum.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.

i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale