X

Mindfulness’ın gücü: Otomatik pilottan çıkıp her defasında yenilenmek

Mindfulness ile ilgili farklı uzmanların çeşitli tanımları bulunuyor. Bunlardan biri de Diana Winston’ın tanımı: “Dikkati yargısız bir merakla mevcut andaki tecrübeye getirmek”. Belki de iki kere okumamıza neden olan bu tanımı parçalayarak daha yakından inceleyelim

Öncelikle tecrübelerimizi duygularımız, düşüncelerimiz, bedensel hislerimiz ve dürtülerimiz vasıtası ile yaşarız. Bu önemli bir ayrım, çünkü bizler bu dört parçanın bütünüyüz. Eğer yaşamımızı bu dört parçadan sadece birine ağırlık vererek sürdürürsek hayata karşı dayanıklılığımız zayıflamaya başlar. Dört parçayı da ayrı ayrı besleyip güçlendirmemiz bizi yaşamda karşılaşacağımız ve belki de değiştiremeyeceğimiz gelişmelere karşı güçlendirir. Artan dayanıklılığımız dışarıdaki gelişmelerin rüzgarında daha az savrulmamızı sağlar.

Örneğin hayatı sadece düşüncelerimiz ve fikirlerimiz üzerinden algılayıp yaşıyorsak, bir süre sonra bedenimiz ve duygularımızla iletişimimiz kopmaya başlar. Sadece düşüncelerimize, yargılarımıza ağırlık verdiğimiz yaşam biçimimizde zihnimiz düşünceden düşünceye koşmaya başlar, kendi varlığımızla bağımızı zayıflatan ve hatta koparan bu tutumun ileri safhası bizi takıntılı bir insana dönüştürebileceği gibi anksiyete başlangıcı gibi sağlık sorunlarına da yol açabilir. Bunun içindir ki sağlıklı bir yaşam için; bedensel, duygusal, zihinsel, dürtüsel her tecrübemizin farkına vararak hiçbirini göz ardı etmeden yaşamamız gerekmektedir.

Yargısız bir merak bizim her yeni tecrübeyi bir önceki deneyimlerimizden bağımsız, yargılarımızın esiri olmadan deneyimlememizi sağlar. Böylece zihnimiz, bedenimiz, duygularımız tümüyle o anda ne olup bittiğine, ne yaptığımıza, nasıl hissettiğimize yoğunlaşır. Unutmamalıyız ki bizler ve yaşam sürekli olarak değişim halindedir. Yaşanılan her tecrübe bir öncekinden farklı olacağı için, bizler de otomatik pilottan çıkıp bu tecrübeleri yeni bir gözle değerlendirmeliyiz. Ancak bu durumda genişleyen bir farkındalık alanı ile olaylara karşı ezberlediğimiz yoldan tepki vermek yerine, tutumumuzu seçmeye başlarız ve bu da bizi özgürleştirmeye başlar.

Mindfulness, çağın popüler bir kavramı olmanın çok ötesinde,psikolojide bilimsel birçok araştırma ile faydaları kanıtlanmış bir kavramdır. Herkesin benimseyebileceği bu yaşam biçimi meditasyon gibi tekniklerle geliştirilebilir. Gün içinde “Şu an ne yapıyorum/yaşıyorum?”, “Bu bana nasıl hissettiriyor?” gibi sorularla dikkatimizi bilinçli bir şekilde ve yargısızca mevcut ana çevirme pratiğini uygulayabiliriz.

4 maddede Mindfulness’ın gücü

  1. Herkes yapabilir: İnanç, yaş, bedensel güç, demografik farklılık gibi özelliklerden bağımsız olarak herkesin benimseyip, faydalanabileceği bir tutumdur.
  2. Kanıta dayalıdır: Birçok bilimsel çalışma ile sağlık, iş yaşamı, çocuk gelişimi ve ilişkiler üzerindeki olumlu etkisi kanıtlanmıştır. Batıda eğitimde, sağlık sektöründe, iş yerlerinde pratikleri uygulanmaktadır.
  3. Yaşam biçimidir: Pratikten çok daha öte, hayat kalitesini artıran bir yaşam biçimidir.
  4. Yaşam kalitesini artırır: Her geçen gün artan belirsizlik, hız, karmaşa ile başa çıkmamızı sağlarken, duygusal dayanıklılığımızı artırır.
Gamze Nokay: 2009 yılında işletme bölümünü bitirdikten sonra farklı kültürlerden beslenmek için 2 yıllığına Londra’ya gitti. Londra’da Kurumsal İletişim eğitimini tamamlandıktan sonra Türkiye’ye dönerek profesyonel iş hayatına kurumsal bir şirkette başladı. Çalışma hayatı ve gündelik yaşamın da etkileri ile hepimiz gibi; esneklik, öz şefkat, farkındalık gibi alanlarda gelişime ihtiyaç duydu (ya da ihtiyaç duyduğunu fark etti). Bu doğrultuda yoga, meditasyon, midnfulness gibi araçlardan beslenmenin yanı sıra MBSR ve Self-Compassion gibi eğitimler ile bu konularda derinleşmeye başladı. LÖSEV ve TEGV’de gönüllü olarak başlattığı STK çalışmalarına; Good4Trust.Org’da 2019 yılından itibaren gönüllü iletişim koordinatörü olarak devam ediyor. Kurumsal hayattaki yolculuğunun yanı sıra; farkındalık ve gönüllülük çalışmaları ile ruhunu beslemeye devam ediyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale