Mindful tatil zamanı 1: Düzen değişikliğinin getirdiği hisleri kucaklayın

Yaz tüm parıltısıyla kendini göstermeye başladı. Bir yandan sağlıklı kalmak için önlemlerimizi alırken bir yandan da kışın rehavetini üzerimizden atmak için hepimizin, belki de hiç olmadığı kadar, güneşe, tatile, denize, doğaya özlemi ve ihtiyacı var.

Ben de bir süreliğine Ege kıyılarına geldim ve yazı burada geçireceğim. Kendi deneyimlerimden ve gözlemlerimden esinlenerek, mindfulness bakış açısıyla huzurlu ve keyifli bir yaz geçirmeniz için sezon boyunca uygulayabileceğiniz önerileri içeren bir yazı dizisi hazırladım. Her hafta yeni yazımla yolculuğuma ortak olmaya hazır mısınız?

İlk yolculuğumuz tatile geldiğimiz ilk anlara dair…

Uzun bir süredir günümüzün çoğunu evlerimizde, aynı ortamda geçiriyoruz. Malum kısıtlamalar sebebiyle de dışarı çıkarken, arkadaşlarımızla buluşurken her bir detayı ince eleyip sık dokur olduk. Hal böyle olunca “sığınağımız” evimizden çıkıp farklı bir şehre, farklı bir eve/otele/ortama gidince kendimizi başlarda rahatsız hissedebiliriz. Bu çok normal. Pandemi öncesinde bile kimilerimiz evi dışındaki konaklamaları konforsuz bulurken, bir de üzerine pandemi eklenince sudan çıkmış balığa dönebiliriz.

Benim de buraya gelişim benzer oldu. Kendi evimdeyken marketinden tut yürüyüş yaptığım parkura, arada yemek söylediğim restoranlara, görüştüğüm arkadaş grubuma kadar sanki her şey kontrolüm altındaydı. Buraya geldiğimdeyse bir anda salon, mutfak, yatak odası, kullanılan ev eşyaları, marketin yeri, yürüyüş yolum ve etrafımdaki insanlar benim için öngörülemez oldu.

Sanki pandemide kurduğum o güvenli alan yıkılmış gibi huzursuz hissettim. Oysaki her yaz geldiğim ve karşılaştığım bir çevre burası ama bu yaz daha bir güvensiz geldi. Sanırım daha uzun kalacağım ve normalleşme süreci başladığı için… Bu düzen değişikliği beraberinde hiçbir şey yapmama, dışarı çıkmaya korkma duygusunu da tetikledi. Sizde de benzer duygular ortaya çıkıyor mu? Henüz tatile çıkmayanlar ya da tam şu anda benzer durumda olanlar; olur da buna benzer hisleriniz tetiklenirse bilin ki çok normal. Kolay bir süreçten geçmedik ve tekrar sosyalleşmeye başlamak da kolay olmayabilir. Kimileri etkilenmeden kolayca adapte olabilir, bu da çok normal. Hepimiz farklıyız ve her birimizin yaşadıkları kendine özel.

Yaşadığımız bu duruma mindfulness temelli yaklaşmak bizi rahatlatacaktır. Mindfulness’ın tanımını hatırlayacak olursak, “kasıtlı bir niyetle, dikkati açık, yargısız ve arkadaşça yönlendirmek” idi. Bizim durumumuzda da tatile/şehir dışına gittiğimizde eğer içten içe kötü hissediyorsak, kasıtlı bir niyetle dikkatimizi ne hissettiğimize getirmek, o anda nasıl hissettiğimizi anlamak, huzursuz hissediyoruz diye kendimizi yargılamamak ve kendimize arkadaşça yaklaşarak şefkat göstermek atabileceğimiz en iyi adım olacaktır. Bu olumsuz duyguları, bir şey yapmama isteğini bastırmak, inkar etmek, normalmiş gibi kendinizi zorlamak sizde daha kötü duygulara sebebiyet verebilir. O yüzden bu duruma kabul vermek sizi rahatlatacaktır.

Hepimiz insanız ve her zaman iyi hissedemeyebiliriz, tatilde olsak bile! Önemli olan bunu bilerek o süreci yaşamak, mindfulness ile gözlemlemek ve bunun geçici olduğunu kendimize hatırlatmaktır. Aynı gökyüzünden geçen kara bulutların da geçici olduğu gibi. (Zihin gökyüzü, düşünceler ise bulutlardır: Düşüncelerin geçip gitmesine izin vermek)

Dilerim ki hepiniz için dinlenebildiğiniz, güneşten ve doğadan faydalanabildiğiniz, keyifli ve sağlıklı bir yaz olur. Serinin ikinci yazısında yaz aktivitelerini mindfulness bakış açısıyla nasıl yapabileceğimizi ve pozitif etkilerini konuşacağız. Kaçırmamak için Instagram hesabımı takip etmeyi unutmayın! Soru ve yorumlarınız olursa yine Instagram profilimden iletebilirsiniz.

Sevgilerimle…

İlginizi çekebilir: “Hayat, biz planlar yaparken başımıza gelenlerdir”: İçinde barındırdığı 5 anlam

Sibel Okan
Merhaba ben Sibel. Boğaziçi Üniversitesi Kimya Mühendisliği bölümü mezunuyum ve şu anda özel sektörde pazarlama alanında çalışıyorum. Mühendislik eğitiminin bana katmış olduğu analitik düşünce ... Devam