X

“Meyve kilo yapar”: Şehir efsanelerini bir kenara bırakıp, meyveyi diyetinize ekleme zamanı

Diyet mevsimi başladı, danışanlarımın diyetlerini konuşurken çok sık duyduğum iki cümle var; birincisi “ben meyve sevmiyorum“, ikincisi “meyvede şeker var, yemeyin diyorlar” oluyor.

Ben de “Olur mu öyle şey? Mevsim meyveleri bizi mevsim hastalıklarından koruyacak en önemli vitamin, mineral ve lif kaynağıdır, ihmal etmemeliyiz, bunca zaman yemedik de ne oldu, şöyle bir gözden geçirin” diyorum.

Öğrenmeniz gereken hangi meyveleri, nasıl, ne miktarda yiyebileceğiniz. Bunları bilirseniz sağlıklı beslenerek kilo verip hastalıklardan korunabilirsiniz.

Bir de tam tersi meyveyi çok seven bir grup var, bu grup yaz kış koca bir meyve sepetinin önüne oturup, farkına varmadan fazlasıyla meyve tüketiyor. Günlük porsiyonu, hatta belki fazlasını tek bir ara öğünde tüketebiliyor. Evet faydalı diyorum ama bu şekilde yediğinizde maalesef faydasından çok zararını görürsünüz.

Obezite çağımızın en büyük problemi; artık Türkiye de bu açıdan önde ilerliyor. Obezite sadece kilo demek değil, beraberinde birçok sağlık problemini de beraberinde getiriyor, bunlardan ilki Tip 2 Diyabet… Ve yapılan çalışmalar gösteriyor ki meyve tüketimi arttıkça tip 2 diyabet riski azalıyor. Bunun sebebinin diyabette çözünür liflerin öneminden kaynaklandığını biliyoruz. Diyabet riski altındaki kişilerin meyve tüketirken glisemik indeks açısından yüksek olmayan meyveleri daha sık tercih etmeleri daha uygundur. Glisemik indeksi yüksek meyveler üzüm, muz, kavun, karpuz ve kuru meyveler diyabet riski olanların kontrollü tüketmeleri gereken meyvelerdendir. Ben özellikle bu grubu risk taşımayan danışanlarıma tatlı krizi anlarında tercih edebileceklerini söylüyorum.

Diyabet riski olanların ara öğünlerde meyve yerken yanına sağlıklı çiğ kuruyemişler, süt, yoğurt, peynir gibi protein kaynağı besinler tüketmesi, açlık ve şeker kontrolünü daha iyi sağlayacaktır.

Her zaman öncelikle taze meyve tüketmeye çalışın, çünkü işlenip de bir miktar kayba uğramadığı için vitamin kaybı daha azdır. Lakin özellikle tatlı krizi anlarında, keyifli atıştırmalık aradığınız zamanlarda da kuru meyveler baş tacımızdır. İçeriğini bilmediğimiz onlarca paketli abur cubur yerine koyulabilecek en sağlıklı alternatiflerdir. Çünkü meyveler diğer karbonhidrat içeren unlu ve şekerli birçok işlenmiş besinden daha fazla miktarda lif, yani posa içerir, bu da kan şekeri, tokluk ve de birçok hastalıktan korunmak açısından oldukça önemli bir içeriktir. Lifli beslenmek, yani ara öğünlerde meyveye yer vermek, bir sonraki öğününüzde mideniz daha dolu olacağı için, yediğiniz miktarı otomatik olarak düşürüp kilo vermenize de yardımcı olacaktır.

Herkesin bir ara öğünde yemesi gereken taze meyve miktarını/porsiyonunu ben yaklaşık olarak kendi avucunuz kadar şeklinde tanımlıyorum. Yaklaşık bir çorba kasesi ya da ortalama bir su bardağı kadar diyebiliriz. Kuru meyveler için ise avuç içiniz kadar, yani bir türk kahvesi fincanı kadar diyebiliriz. Burada önemli olan bir oturuşta birden fazla porsiyon meyve tüketmemektir. En erken 2-3 saat aralıklarla diğer porsiyonu tüketmeniz sağlıklı olacaktır. Zaten meyveleri dediğim gibi biraz kuruyemiş veya süt grubu ile tükettiğiniz taktirde de diğerini hemen yemek istemeyeceksiniz. Siz yine de isterseniz, yavaş yediğinizden emin olduktan sonra kısa bir yürüyüş ve birkaç bardak su ile başlangıçta fazla olan iştahınızı yönetmeye çalışın, zamanla daha iyi olacaktır. Hep olur…

Artık meyveden korkmadan nasıl yemeniz gerektiğini biliyorsunuz, kulaktan dolma bilgileri bırakıp sizi neyin gerçekten iyi hissettirdiğine bakmaya ne dersiniz? Deneyin ve farkı benimle paylaşın…

İlginizi çekebilir: Diyete başlıyorum: Hangi tür beslenme ile daha fazla kilo veririm?

Dyt. Buket Koçoğlu: Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik bölümünden şeref öğrencisi olarak mezun oldum. O günden bu güne sofralara olabildiğince dokunmaya çalışıyorum. Beslenmede herkes için aynı doğruların olmadığına inananlardanım. Beslenme bir derya ve parmak iziniz gibi size özel... Hayatlarınıza bu denli özel bir alandan dokunup değiştirebilmek benim için çok değerli... Her yeni hayat yeni bir macera; yeter ki siz de bu işin sağlığınız için ne kadar önemli olduğu bilincine ve en önemlisi bu vücuttan başka gidecek yeriniz olmadığının farkına varın... Benimle bu muhteşem keşif sürecine var mısınız?

Dyson Airwrap Co-anda2x™’ya geçmek için 5 geçerli sebep

Sabah aynanın karşısında saçlarla geçirilen birkaç dakika, aslında günün enerjisini ve ruh halini belirliyor. Günün keyifli anlarından biri olan saç şekillendirme ritüeli, doğru araçlarla birleştiğinde tüm günün enerjisini pozitif yönde değiştirebilir. 



Dyson saç şekillendirme ürünleri hayatımıza girdiğinden beri saçlarımızı istediğimiz şekle sokmamıza yardımcı oluyor hem de bunu yaparken ısı hasarından koruyor. Şimdi ise saç şekillendirmenin bir adım ötesine geçerek bambaşka bir deneyim sunuyor. Dyson Airwrap Co-anda2x™ iki kat daha fazla hava basıncı yaratıyor. Böylece saç kurutma ve şekillendirme süresi neredeyse yarıya düşüyor.               

1. Farklı başlık seçenekleriyle hem günlük kullanımda hem özel günlerde kullanım imkanı

Saç şekillendirme artık tek bir forma sığdırılmıyor. Yeni Airwrap, sahip olduğu başlık çeşitliliği ile güzellik anlayışına farklı bir boyut getiriyor. İster hacimli bukleler, ister pürüzsüz düz fönler, ister doğal dalgalar olsun; her saç tipi ve ruh hali için bir çözüm sunuluyor.

Dyson Airwrap Co-anda2x™  modeliyle, sadece başlık değiştirerek, kuaför kalitesinde sonuçları ev konforuna taşıyarak herkesin kendi stilini özgürce yansıtması hedefleniyor.

2. Düz-dalgalı saçlar ve bukleli saçlar için farklı setler

Dyson, yeni  Airwrap Co-anda2x™   imodeliyle kullanıcı deneyimini bir adım daha ileri taşıyor. Artık herkesin saç şekline göre tasarlanmış bir başlık setine sahip olması mümkün.

  • Kıvırcık ve Bukleli Saçlar için farklı  bir set ve Düz veya Dalgalı Saçlar için farklı bir set sunuluyor.
  • Bu sayede, farklı saç şekillerine sahip insanların farklı ihtiyaçları karşılanırken hiçbir zaman kullanmayacak başlıklar elinize dolanmıyor.      

3. Kullanım alışkanlıklarınızı hatırlıyor

Dyson’ın teknolojik üstünlüğü, ürünün kullanım alışkanlıklarını hatırlama yeteneği ile pekişiyor. Bluetooth bağlantısı sayesinde kullanıcılar, saç şeklini, uzunluğunu ve şekillendirme tercihlerini uygulamaya kaydedebiliyor.

Bu özellik, Airwrap’ın sıcaklık ve hava akışını, kullanıcının ihtiyaçlarına göre ayarlamasını sağlıyor. Başlık değiştirildiğinde ise o başlıkla ilgili yapılan ayarı hatırlıyor. Bu kişiselleştirme, cihazın çok daha pratik bir şekilde kullanılmasının önünü açıyor.

4. Yeni nesil motor,daha hızlı sonuçlar

Modern yaşamın temposunda her dakika değerli. Dyson Airwrap Co-anda2x™ , yenilenen motor teknolojisiyle bu zamanı size geri kazandırıyor. Artık saç kurutmak ya da şekillendirmek uzun bir hazırlık süreci olmaktan çıkıyor; güçlü hava akışı sayesinde saçlar daha kısa sürede kuruyor, daha hızlı şekilleniyor. İster belirgin bukleler, ister dalgalı ve düz modeller elde etmek daha kolay. 

5. Teknoloji ve güzelliğin buluşma noktası

Dyson Airwrap Co-anda2x™  sadece bir saç şekillendirici değil; teknolojinin zarafetle buluştuğu yeni bir güzellik anlayışı sunuyor. Her detayı, kendinizi en iyi hissettiğiniz anlara eşlik etmek için tasarlandı. Hızlı, kişisel ve etkili… Çünkü Dyson’a göre güzellik; bir kalıba sığmak değil, kendi en iyi halinizi bulmakla başlıyor.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.

İlgili Makale