X

Mevsim değişikliğinin olumsuz etkileriyle nasıl baş edebilirsiniz?

“Ortam gittikçe daha karanlık ve daha soğuk görünmeye başlıyor, bu da kendimde daha bitkin ve enerjisiz hissetmeme neden oluyor.” Bu cümle yaklaşmakta olan kış mevsiminin bireyin ruhuna yansımış halidir. Sıcaklıkların düşmesi, ışığın azalması, yaz aylarında ara verilen bazı rutinlere geri dönülmesi gibi etmenler tetikleyici olarak değerlendirilmektedir.

Sıcak havalar bireylere kendilerini iyi hissettirerek bir esneklik algısı verirken, “Her şeyi yapabilirim, birçok durumun üstesinden gelebilirim” duygusunu yaşatmaktadır. Soğuk havalar ise temelinde insanın içini ısıtan güzel havalara özlemi barındırırken daha ciddi olunmasını, bazı zorunluluk ve sorumlulukların yerine getirilmesini gerektiren zamanlar olarak algılanmaktadır. Ve mevsimsel depresyon olarak ifade ettiğimiz bu duygudurum hali, kadınlarda daha yaygın görülmekte olup günlük yaşamı etkilemekle birlikte, bireyin yoğun üzüntü halinde olmasına da sebep olmaktadır.

Kış aylarında güneş ışığının azalması ile beyindeki bazı kimyasalların değişimi sonucu bu durumla karşılaşıldığı bilinmekle birlikte değişen sirkadiyen ritimler neticesinde günlük yaşama uyum da bozulmaktadır. Beraberinde yeterli veya aşırı uyku halinde dahi yorgun ve uykusuz hissetme, artan karbonhidrat yeme isteği atakları yaşanabilmektedir.

Özellikle kış mevsimine geçişte şu belirtiler hissediliyorsa böyle bir duygudurum içinde olunup olunmadığı yoklanabilir: İsteksiz ve karamsar olmak, üzgün hissetmek, uykuya duyulan yoğun istek ve buna rağmen artan uyku ihtiyacı, odaklanma güçlükleri, değersiz veya suçlu hissetmek, genelde daha fazla yeme şeklinde kendini gösteren iştah değişimi, yoğun iç sıkıntısı ve bunun yerinde duramama ya da çok yavaş hareket etme gibi davranışlara yansımış hali ile hayatı yaşamaya değer görmeme düşünceleri…

Tüm bu belirtiler değişen mevsim ve artan gün ışığı ile kendiliğinden düzelebilirken kimi zaman ilaç, ışık terapi ile psikoterapi gerektirmektedir. Işık terapisi önleyici bir müdahale olarak da kullanılmaktadır. Buradaki uygulama şudur: Çok yoğun bir ışık veren, ancak zararlı ultraviyole ışınlarını filtreleyen bir kutu önünde oturarak ışığa maruz kalırsınız.

Psikoterapötik yöntemlerden olan kişilerarası psikoterapi ve ritim terapisi ile de sirkadiyen ritim düzenlenebilmektedir. Böylece günlük yaşama uyum sağlamak, olaylarla baş etmek de bir o kadar kolaylaşmış olacaktır. Elbette en önemlisi, bireyin etkileşimde olduğu ilişkilerin değerlendirilmesi ve günlük rutinlerin oluşturulmasıdır. Bir öneri olarak ilişkilerimizde paylaşımları artırmak, zehirleyici ilişkilerden sakınmak, iyileştirici ilişkiler geliştirmek, sabah uyanınca camdan bir müddet ışık almak ve nefes çalışması yapmak, günlük rutinler oluşturarak günlük yaşama uyumu desteklemek ve beraberinde işe yaramışlık duygusu artırmak değerli olacaktır.

Mevsim değiştikçe uyum sağlamak dileğiyle…

İlginizi çekebilir: Yaşam amacını aramak, bulmak ve gerçekleştirmek neden önemlidir?

İdil Arasan Doğan: İstanbul doğumlu olan Öğr. Gör. İdil Arasan Doğan, Üsküdar Üniversitesi Psikoloji Yüksek Lisans programı ile başladığı akademik yaşamını Psikoloji Doktora Programı ile sürdürmektedir. Yüksek Lisans Bitirme Tezini, Prof. Dr. A. Oğuz Tanrıdağ danışmanlığında "Alzheimer Hastaları Bakım Veren İyi Oluş Psikoeğitim Programının Bakım Verenlerin Tükenmişlik Sendromu Üzerine Etkisi" konusunda vermiştir. Üsküdar Üniversitesi Anne & Bebek Ruh Sağlığı Merkezi ve Türkiye Alzheimer Derneği’nde yönetim kurulu üyeliği bulunmaktadır. Akademik çalışmalarına; geriatri, anne & bebek ruh sağlığı, kişilerarası ilişkiler, pozitif psikoloji bağlamında devam etmekle birlikte özellikle yaşlanma, demans; Alzheimer, kişilerarası ilişkiler alanlarında yoğunlaşmıştır. Yapılandırmış olduğu "Hasta Yakınları İyi Oluş Programı"nı Kadıköy Alzheimer Merkezi’nde 3 yıl boyunca uygulamıştır ve halen aynı merkezde ayda 1 kez olmak üzere "Hasta Yakını Destek Programı"nı yürütmektedir.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale