X

Yeni bir araştırma geleneksel meme kanseri tarama yöntemini sorguluyor

Meme röntgeni olarak tanımlanan mamografi, meme dokusunun görüntülenmesini sağlıyor ve memedeki anormalliklerin teşhisini kolaylaştırıyor. 40-50 yaş arasındaki kadınlara her iki yılda bir mamografi çekimi öneriliyor. 50 yaş ve üzeri kadınlara ise her yıl bir defa mamografi öneriliyor. Her ne kadar bu tıbbi görüntüleme yöntemi sağlık dünyasında büyük bir önem taşısa da yeni bir araştırma her yıl yapılan rutin mamografinin meme kanseri tespiti için her zaman en iyi yol olmayabileceğini gösteriyor. Bu yazımızda, uzun süredir sonuçları beklenen bu araştırmanın detaylarını sizler için kaleme aldık.

Araştırmanın bulguları

Geçen Aralık ayında Amerikan Tıp Derneği Dergisi’nde (JAMA) yayınlanmış olan bir araştırma, kişiselleştirilmiş tarama programlarının meme kanseri riskinin tespitinde alışılagelmiş mamografiyle aynı derecede etkili olabileceğini belirtiyor.

Bu araştırmanın arkasındaki isim olan Dr. Laura Esserman, 2016 yılında WISDOM (Women Informed to Screen Depending on Measures of Risk) olarak bilinen çalışmayı başlattı. WISDOM, temelde meme kanseri riskine yönelik kişiselleştirilmiş değerlendirmelerin tek tip yıllık mamografiden daha iyi hizmet verip veremeyeceğini keşfetmeyi amaçlıyor.

WISDOM, 40-74 yaş arasındaki 28.000’den fazla kadın katılımcıyı içeriyor. Çalışmanın ilk sonuçları, yüksek ve düşük riskli kadınlar için uygulanan farklı taramaların mevcut yıllık taramalar kadar başarılı olduğunu gösteriyor.

Çalışma kapsamında, meme kanseri olmayan kadınlar iki gruba ayrıldı. Bir gruba kişiselleştirilmiş risk temelli tarama uygulandı ve diğer gruba da standart yıllık tarama verildi. Katılımcılar meme kanserinin gelişip gelişmediğini anlamak için beş yıl boyunca takip edildi. Esserman ve ekibi, ilk analizde daha sık veya seyrek tarama da dahil olmak üzere alternatif programların meme kanserini tespit etmede yıllık mamografiyle benzer bir sonuç sunduğunu fark etti. Bu bulgu, alternatif tarama programlarıyla kanserin gözden kaçırılmadığını gösteriyor.

Araştırmanın bir diğer ilginç bulgusu ise meme kanserinden ölüm oranlarının üç ila sekiz kat yükseldiği evre 2B kanser vakaları ile ilgili; araştırmaya göre, evre 2B vakalarının sayısı kişiselleştirilmiş tarama yapılan grupta yıllık tarama yapılan gruba göre daha azdı. Esserman, bu vakaların sayısında üçte bir oranında azalma olduğunu ve bu sonucun kendisini de şaşırttığını vurguladı.

Doktorlar, uzun süredir aile bireylerinde meme kanseri varlığını temel risk faktörü olarak değerlendiriyor. Bu çalışma ise hastalığa yakalanan her kadının ailesinde bu hastalığın gözlemlenmediğini gösteriyor.

WISDOM’un risk temelli stratejisi

Esserman, uzun süredir meme kanseri için uygulanan tek tip taramalardan duyduğu rahatsızlıktan ötürü WISDOM çalışmasını ortaya attı. Esserman ve diğer uzmanlar, kadınların hastalık risklerinin birbirinden farklı olabileceğini belirterek WISDOM’un sunumunu gerçekleştirdi.

WISDOM, dokuz meme kanseri genini inceleyen genetik testler içeriyor. Ayrıca, model meme yoğunluğu, yaş, bireysel tıbbi geçmiş ve aile öyküsü gibi faktörlere de odaklanıyor. WISDOM, kişiselleştirilmiş değerlendirmenin kadınlara fazlasıyla fayda sağlayan daha hedefli bir yöntem olduğunu vurguluyor.

Kadınların meme kanseri taraması beklentileri

Çalışma, aynı zamanda kadınların tarama konusundaki beklentilerinin ve tercihlerinin de değiştiğini gösteriyor. Çalışmanın bir kısmı COVID-19 pandemisinde sürdürüldüğü için pandeminin tarama alışkanlıklarını dönüştürdüğü net bir şekilde fark ediliyor.

Kadınlar, doktorlarından ‘’Her yıl tarmaya gel.’’ cümlesini duymak yerine bireysel risklerini bilmek istiyorlar. Riski düşük olan kadınlar, hastaneye gitme sıklıklarını güvenle azaltabileceklerini algıladılar.

Eskiden iki yılda bir gibi daha az tarama yaptırma anlayışı bir ihmal olarak görülüyordu. Araştırma ise bu anlayışın yok olmaya başladığını gözler önüne seriyor; kadınlar, artık risk temelli bir tarama takvimini takip etmenin daha mantıklı olduğunu düşünüyorlar.

Sonuç olarak, Esserman ve ekibi daha çok tarama yaptırmanın her zaman daha iyi sonuç anlamına gelmediğini vurguluyor. En yüksek risk grubundaki kişileri bulup onlara yoğunlaşmak ve düşük riskli kişileri ise gereksiz radyasyondan ve stresli prosedürlerden korumak önem taşıyor.

Kaynak: JAMA

İlginizi çekebilir: Meme kanseri: Erken teşhis, tanı ve tedavi

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Dyson Airwrap Co-anda2x™’ya geçmek için 5 geçerli sebep

Sabah aynanın karşısında saçlarla geçirilen birkaç dakika, aslında günün enerjisini ve ruh halini belirliyor. Günün keyifli anlarından biri olan saç şekillendirme ritüeli, doğru araçlarla birleştiğinde tüm günün enerjisini pozitif yönde değiştirebilir. 



Dyson saç şekillendirme ürünleri hayatımıza girdiğinden beri saçlarımızı istediğimiz şekle sokmamıza yardımcı oluyor hem de bunu yaparken ısı hasarından koruyor. Şimdi ise saç şekillendirmenin bir adım ötesine geçerek bambaşka bir deneyim sunuyor. Dyson Airwrap Co-anda2x™ iki kat daha fazla hava basıncı yaratıyor. Böylece saç kurutma ve şekillendirme süresi neredeyse yarıya düşüyor.               

1. Farklı başlık seçenekleriyle hem günlük kullanımda hem özel günlerde kullanım imkanı

Saç şekillendirme artık tek bir forma sığdırılmıyor. Yeni Airwrap, sahip olduğu başlık çeşitliliği ile güzellik anlayışına farklı bir boyut getiriyor. İster hacimli bukleler, ister pürüzsüz düz fönler, ister doğal dalgalar olsun; her saç tipi ve ruh hali için bir çözüm sunuluyor.

Dyson Airwrap Co-anda2x™  modeliyle, sadece başlık değiştirerek, kuaför kalitesinde sonuçları ev konforuna taşıyarak herkesin kendi stilini özgürce yansıtması hedefleniyor.

2. Düz-dalgalı saçlar ve bukleli saçlar için farklı setler

Dyson, yeni  Airwrap Co-anda2x™   imodeliyle kullanıcı deneyimini bir adım daha ileri taşıyor. Artık herkesin saç şekline göre tasarlanmış bir başlık setine sahip olması mümkün.

  • Kıvırcık ve Bukleli Saçlar için farklı  bir set ve Düz veya Dalgalı Saçlar için farklı bir set sunuluyor.
  • Bu sayede, farklı saç şekillerine sahip insanların farklı ihtiyaçları karşılanırken hiçbir zaman kullanmayacak başlıklar elinize dolanmıyor.      



3. Kullanım alışkanlıklarınızı hatırlıyor

Dyson’ın teknolojik üstünlüğü, ürünün kullanım alışkanlıklarını hatırlama yeteneği ile pekişiyor. Bluetooth bağlantısı sayesinde kullanıcılar, saç şeklini, uzunluğunu ve şekillendirme tercihlerini uygulamaya kaydedebiliyor.

Bu özellik, Airwrap’ın sıcaklık ve hava akışını, kullanıcının ihtiyaçlarına göre ayarlamasını sağlıyor. Başlık değiştirildiğinde ise o başlıkla ilgili yapılan ayarı hatırlıyor. Bu kişiselleştirme, cihazın çok daha pratik bir şekilde kullanılmasının önünü açıyor.

4. Yeni nesil motor,daha hızlı sonuçlar

Modern yaşamın temposunda her dakika değerli. Dyson Airwrap Co-anda2x™ , yenilenen motor teknolojisiyle bu zamanı size geri kazandırıyor. Artık saç kurutmak ya da şekillendirmek uzun bir hazırlık süreci olmaktan çıkıyor; güçlü hava akışı sayesinde saçlar daha kısa sürede kuruyor, daha hızlı şekilleniyor. İster belirgin bukleler, ister dalgalı ve düz modeller elde etmek daha kolay. 

5. Teknoloji ve güzelliğin buluşma noktası

Dyson Airwrap Co-anda2x™  sadece bir saç şekillendirici değil; teknolojinin zarafetle buluştuğu yeni bir güzellik anlayışı sunuyor. Her detayı, kendinizi en iyi hissettiğiniz anlara eşlik etmek için tasarlandı. Hızlı, kişisel ve etkili… Çünkü Dyson’a göre güzellik; bir kalıba sığmak değil, kendi en iyi halinizi bulmakla başlıyor.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.

İlgili Makale