X

Mart ayı İstanbul sergi rehberi 

Mevsimin yavaş yavaş kıştan bahara döndüğü Mart ayı, İstanbul’da keşfedilmeyi bekleyen yepyeni sergi rotaları ile dolu. Havaların ısınıp günlerin uzadığı bu geçiş döneminde, şehrin sanat ajandasında oldukça net ve iddialı sergiler yer alıyor. Popüler müzelerin ve lokal galerilerin salonlarını her biri farklı kompozisyonları irdeleyen kürasyonlar doldururken, kimi uzun süreli ve çarpıcı işler kentte son kez ziyarete açılıyor. Aradığınız ister adından uzun zamandır söz ettiren sergileri son gösterimden önce bir kez daha yakalamak, ister kültür-sanat sahnesine yeni soluk kazandıracak taze işleri incelemek olsun, bu İstanbul sergi rehberi tam sizlik! Gelin, kentin 2026 sergi rotasını birlikte keşfedelim!

Canavarların Vaatleri | HARA, 1 Mart – 26 Temmuz

(Görsel: haraistanbul)

Mart ayının en güncel sergilerinden olan Canavarların Vaatleri, ay başıyla birlikte kapılarını ziyaretçilere açtı. Heykel, fotoğraf, video ve enstalasyon gibi geniş yelpazede eserleri bir araya getiren sergi; canavar olarak algılanan insan bedeni ile onun çeşitli temsillerine odaklanıyor. Canlı ile cansız, insan ile insan olmayan arası iletişimi irdelerken tabulaştırılan “canavar” tanımına yeni bir açıklamada bulunuyor. Görünür ve bastırılmış sınırlar arası ilerleyen çizgi, insan olmanın somut bir sorgusuna dönüşüyor.

Özer Toraman, Sessiz Diyalog | Pi Artworks, 5 Mart – 2 Mayıs

(Görsel: artfulliving)

Kentin en yeni ve heyecan verici işlerinden olan Sessiz Diyalog, sanatçı Özer Toraman’ın yeni dönem resimlerini bir araya getiriyor. Günlük hayat karmaşasında fark edilmeyen sakinlik anlarına odaklanan eserler, doğa ve insan arası ilişkinin yanı sıra iç dünya ve görünür olan arası bağları hatırlatıyor. Işığın belirleyici bir unsur olarak yer aldığı kompozisyonlarda, zamansal olarak askıda kalma ve anı yaşama halleri tartışılıyor.

Altın Jenerasyon | AKM, 6-22 Mart

(Görsel: akm)

Çağdaş sanatın önde gelen isimlerini tek çatıda birleştiren Altın Jenerasyon, genç isimlerin sanat üretim ve düşünce yolculuğunu gözler önüne seriyor. Kültür sanat hayatına yeni atılan başarılı isimlerin, hem bireysel hem çevresel etkileriyle birlikte içsel dönüşümlerini yansıtıyor. Kolektif üretim ruhundan beslenen seçki; dijital, sosyal ve ekonomik sorunlara odaklanarak içinde bulunduğumuz çağın görsel iz düşümü haline geliyor.

Suzanne Lacy, Birlikte/Togaether | Sakıp Sabancı Müzesi, 12 Eylül – 8 Mart

(Görsel:etkinlife)

Geçtiğimiz sezonun en dikkat çekici sergilerinden olan Birlikte/Togaether, kentteki son günlerini yaşıyor. 8 Mart’ta ziyarete kapanmaya hazırlanan bu özel seçki, feminist sanatın etkin isimlerinden Suzanne Lacy’nin, eşitlik teması altında ortaya koyduğu eserlere ev sahipliği yapıyor. Temasına uygun bir günde sonlanacak sergide toplumdaki roller, özgürlük ve eşitlik hakkı, yaş alma tabusu gibi olgular tartışılıyor.

Gregor Hildebrandt, Duale Systeme aus der Mauerstadt | Dirimart, 10 Mart – 5 Nisan 

(Görsel: dirimart)

Dirimart’ın yeni sergisi, Alman sanatçı Gregor Hildebrandt’ın Türkiye’deki ilk kişisel sergisi olma özelliği taşıyor. Sanatçının gündelik nesnelerden ve popüler kültürden aldığı ilhamla ürettiği eserler; müzik, sinema, edebiyat ve sanat tarihinden katmanlı pratiklere yer veriyor. Vinillerden üretilen heykeller, kırık plaklardan tasarlanan mozaikler ve çok daha fazlası üzerinden ilerleyerek ziyaretçisine farklı dokular ve zamanlar arası bir deneyim sunuyor.

Filiz Piyale Onat, Omorika | Decollage Art Space, 10 Mart – 12 Nisan

(Görsel: filizpiyale)

Filiz Piyale Onat’ın güncel sergisi Omorika, peyzaj manzaralarından yola çıkarak doğa ve insan arası izlerin peşine düşüyor. İşlenen yalnızlık ve yokluk temaları; doğa manzaralarını sadece estetik birer görüntü olmaktan çıkarırken insanın doğa üzerindeki değişken gücünü sorgulatıyor. Sanat ve ekoloji arasındaki bu uyum, sanatçının dinginlik ve tefekkür arayan görsel diliyle birleşince güçlü bir anlatıya dönüşüyor.

Burcu Urgut, khet | x-ist, 12 Mart – 20 Nisan

(Görsel: kitaptansanattan)

Sanatçı Burcu Urgut’un pratiklerinden derlenen Khet; ses ile iz, varlık ile yokluk arası gerilimli ilişkiyi ortaya çıkarmayı hedefliyor. Sinema, animasyon ve çizgi üretiminden ilham alarak hayata geçen her bir eser, üretim tekniğinin hikayesinin yanı sıra zamansal ve mekansal kıvrımları irdeliyor. 19. yüzyıla ait gravürler ve farklı dönemlerden işler yan yana geldiğinde, bellek akışının bütüncül görünümünü oluşturuyor.

Yolun Ortasında Yüzeyin Altında | Loft Art, 23 Ocak – 15 Mart

(Görsel: istanbul.net)

Farklı disiplinlerden bağımsız sanatçıların üretimlerini ortak paydada buluşturan sergi, ilerleme ve durma arası eşikten besleniyor. Eserin bitmiş halinden ziyade oluşum anına odaklanan işler, ziyaretçiyi sanatçı zihninde yolculuğa çıkarıyor. Karşılaşma, rastlantı ve beklentisizlikle dolu yolda olma duygusu; eserlerin plansızca ve kendiliğinden biçimlenme halini görünür kılıyor.

Defne Camcıoğlu, Gölgedeki Masallar | offgrid art project, 6 Şubat – 20 Mart

(Görsel: kultursanattv)

Sanatçı Defne Camcıoğlu’nun güncel sergisi, üretim sürecindeki dönüşüm ve süreklilik ilkelerini yansıtıyor. Farklı desenler ve kumaşlar üzerindeki tekrarlayan dağ ve doğa imgeleri, izleyicisine bütüncül bir kürasyon sunuyor. Çeşitli üretim tekniklerini ve dönemleri harmanlayan kompozisyon, zamansal bir anlatıya dönüşerek oluşturulan özgün işlerin kendi içindeki süreklilik temasını hatırlatıyor.

Mehmet Dere, 21:21 | Sanatorium, 18 Şubat – 20 Mart

(Görsel: sanatorium)

Mehmet Dere’nin Sanatorium’daki kişisel sergisi, 21 sayısından hareketle mitoloji, tarih ve kültürlerarası bir anlatı ortaya koyuyor. Oyun formları aracılığıyla günümüz meselelerini eleştiren sanatçı, toplumsal gerçekliğin ve tarihin kesiştiği bir görsel eşik belirliyor. Sıradan gündelik hayat imgeleri üzerinden politik ve sosyoekonomik yapıları sorgularken, bir yandan da eşitsizlik ve güç temalarını araştırıyor. Tek bir sayıdan ilham alarak bir araya gelen işler, zamanı ve dönemi aşan sorgulayıcı bir bütüne dönüşüyor.

Robert Capa, Gerçek En İyi Fotoğraftır | Ara Güler Müzesi, 12 Eylül – 22 Mart

(Görsel: anadoluajansı)

Kentteki en dikkat çekici, uzun soluklu duraklardan olan bu sergi, ay sonuyla birlikte galeriye veda etmeye hazırlanıyor. 20. yüzyılın önemli savaş foto muhabirlerinden Robert Capa’nın parçalarından oluşan sergi, gerçekliğe dayalı fotoğraf felsefesiyle öne çıkıyor. İspanya İç Savaşı ve II. Dünya Savaşı gibi modern tarihin önemli olaylarını, estetik kaygı duymadan ortaya koyarken; bir belgeleme aracı olan fotoğrafın küresel çatışmaları kaydetme gücünü hatırlatıyor. Yakından ve direkt çekilen kareler, hayatın içindeki vahşet anlarının en yakın tanığı haline geliyor.

Rastlaşmalar Vol. 1 | 42 Maslak, 18 Şubat – 25 Mart

(Görsel: cumhuriyet)

Farklı disiplinlerden 39 çağdaş sanatçının eserlerine yer veren Rastlaşmalar Vol. 1, sanat ve tasarımı kamusal hayatın merkezine taşıyor. Gündelik hayata entegre edilen işler, iç içe bir karşılaşma zemini üzerine kurgulandığından kentlinin sanat ve ortak alanlar ile kurduğu ilişkiye yeni bir anlam kazandırıyor. Böylece yaratıcı düşünce katmanlarını günlük yaşamın bir parçası haline getiriyor.

Bihter Yasemin Adalı, Haz ile Göklenir Dünya | Art On İstanbul, 7 Şubat – 28 Mart

(Görsel: artonistanbul)

Bilinç dışı ve bilinç altı, yaşam ve ölüm, iç dünya ve dış dünya gibi zıt eşikler arası bağı sorgulayan sergi; kolektif hafızanın sınırlarını zorluyor. Eşikte var olma halinden ilham alan her bir parça, sanatçının nesneleri tanımlama biçimini ve altta yatan aşamaları gözler önüne seriyor. Araf kavramını nesneler ve bedensel metaforlarla birleştiren anlatı, yağlı boya resimler ve botanik bahçeler üzerinden çok katmanlı bir oyun davetine benziyor. Ziyaretçiyi farklı renkler ve sahneler ile karşılarken mizah, mecaz ve felsefe dolu bir yolculuğa çıkarıyor.

Mehmet Resul Kaçar, Benim İnandığım Tanrı’nın Öküzleri | Galeri 77, 26 Şubat – 28 Mart

(Görsel: arttv.com.tr)

Mehmet Resul Kaçar’ın kentteki üçüncü kişisel sergisi olan bu seçki, bellek ve coğrafya temalarına odaklanıyor. Kolektif deneyim ile bireysel hafıza arası ilişkiyi araştıran yağlı boya eserler, genelleme yapan bir ahlaki sorgulama değeri taşıyor. Kullanılan nostaljik imgeler ve tanrı kavramı üzerinden hareketle, bozkır doğasının ve gündelik yaşamın altında yatan anıları hatırlatıyor. Böylece kökleriyle arasına mesafe girmiş izleyicinin, mesafeli fakat ısrarcı tavrını yansıtıyor.

James Cameron’ın Sanatı | İstanbul Sinema Müzesi, 27 Eylül – 31 Mart

(Görsel: evrensel)

Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin bir ayağı olarak kente gelen sergi, Mart ayı ile birlikte ziyarete kapanıyor. Avatar Alliance Foundation iş birliğiyle kürate edilen koleksiyon, James Cameron’ın sanatını icra ederken kullandığı 3 boyutlu modellerden ve objelerden oluşuyor. Yönetmenin kişisel arşivinden çıkan 300 orijinal eser sanatseverlerle son kez buluşurken, bu sıra dışı evrenin arka planında yatan yaratıcı zihni gözler önüne seriyor.

İlginizi çekebilir: Ressam Mustafa Ayaz ile dünden bugüne bir yolculuk

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.



Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale