X

Küçük bir adım hayatınızı değiştirebilir: Damlaya damlaya göl olur mu?

Geçtiğimiz haftalarda İstanbul’da aniden bastıran şiddetli yağmur esnasında bir süre sonra fark ettik ki benim odam su içinde! Annem bir yandan ben bir yandan yerleri silme, kurulama, kovaları damlayan yerlerin hemen altına yerleştirme gibi işlere giriştik. Kovaları milimetrik yerleştirme işi de çok önemliymiş, o gün öğrendim. Annemle nerelerden akıyor diye bakınırken ve düşen damlaların peşine düşmüşken sonunda kovalarımızı doğru yerlere yerleştirip odayı kendine getirme işine devam ettik. 15 dakika sonra kovanın içine baktığımda, dörtte biri dolmuştu bile! “Anne”, dedim, “Bu imkansız! Olamaz böyle bir şey! Sadece damlalar düşüyor ve çok yavaş şekilde damlıyor. Nasıl hemen kovanın bu kadar kısmını doldurabilir?” Annemin o anki cevabını unutmayacağım: “Şimdi anladın mı damlaya damlaya göl olur ne demekmiş?”

Evet, tam da o an anlamıştım. Yüzümdeki şaşkın ve etkilenmiş ifadeyi görmeliydiniz. İşte o an benim o kovadaki suda gördüğüm şey şu oldu: hayatımızda küçük gördüğümüz, hiç etkisi bile olmayacağını düşündüğümüz minik hareketlerin toplamı aslında bizi olmasını istediğimiz büyük değişime taşıyordu. O minik hareketlerin toplamıydı aslında o hep istediğimiz büyük değişimler.

Çoğumuz yapıyoruz bunu. Ben de zamanında o kadar çok yaptım ki. Attığım adımları görmeme, ciddiye almama, küçümseme hali. “Ben ne yapabilirim ki şimdi” diyerek kendi gücümü küçümseme hali. 

Şimdi değişti o. Öğrendim kendimi görmeyi, kendimi tebrik etmeyi, kendime şefkatli yaklaşmayı… En azından eski halime oranla çok daha iyi bir noktadayım diyebilirim. Bu konuda bir laf edindim kendime onun peşinden gidiyorum hatta. “Bir, sıfırdan daha iyidir değil mi?” 

Bu bakış açım çok işime yarıyor. Günlük hayatımdan örnek vermem gerekirse eskiden her gün en az bir saat yürüyüş yapan ben, şimdilerde o kadar yapamıyorum ama bunun için de salmadım kendimi. Şimdi 35 dakika yapıyorum ama yapıyorum. O 35 dakikayı küçümsemiyorum. Bir sıfırdan daha iyi değil mi? 35 dakika yürüyüş mü yoksa az yapıyorum diye hiç kalkmamak mı? Sizin gözünüze hangisi daha iyi görünüyor? Her gün o 35 dakikadan sonra da tebrik ediyorum kendimi: “Aferin Gamze! Bugün de kendin için harika bir şey yaptın. Fıstıksın!”

İnanın işe yarıyor; o kendiniz için yaptığınız küçücük, minicik hareketler bir yerde birleşiyor ve şelale oluyor. Şelale gibi ihtiyaçlarınızı hayatınıza akıtıyor.

Kendiniz için yaptığınız küçücük, minicik hareketler bir yerde birleşiyor ve şelale oluyor; şelale gibi ihtiyaçlarınızı hayatınıza akıtıyor.

Dün bir arkadaşımla buluştum. Sohbet ederken havai fişek gösterisi oldu ve arkadaşım yüzündeki mutlu ve coşkulu ifadeyle: “Bayılıyorum şu olaya. Ben de istiyorum ve bir sebeple bir gün kullanacağım.” Ben ise tepkimle biraz coşkusunu almış olabilirim istemeden: “Benim de eskiden en bayıldığım şeydi ama şimdi kuşları, ağaçları düşününce hoşlanmıyorum.” Bunun üzerine bana şöyle bir tezle geldi: “Bir dakikadan bir şey olmaz, ben mi kurtaracağım dünyayı?” O an gözlerinin içine bakıp: “Evet, sen kurtaracaksın!” diye cevapladım kendisini, kendimden emin bir şekilde.

İlk önce benim bu kendimden emin tepkime şaşırdı. Sonra konu içerisinde derinlere daldıkça bana hak verdiğini gözlemledim.

“Düşünsene dedim, sen, ben yapsam ne olacak desen, başkası senin gibi dese; böyle böyle kocaman bir zarara dönüşmeyecek mi bu iş? Ama bu durumu düşünüp yapmamayı seçsen ve bunu yanındaki bir kişiye anlatsan, o da senin bu seçtiğin yolu seçse… Ve giderek böyle böyle yayılsa? Nasıl bir noktaya gelir sence? “Benim yapmamam ne fark ettirir ki” durumunu aslında fark ettirmeye başlamaz mı? Yayıla yayıla kocaman bir değişime dönüşmez mi?”

Devam ettim..

“Dünyadaki terörü, savaşları düşünelim. Ben tek başıma ne yapabilirim ki düşüncesiyle hiçbir şey yapmamak mı sence, yoksa ben bu konuda ne yapabilirim diye kendi elinden geleni düşünüp kendi donanımlarını, sahip olduklarını küçümsemeden dünyaya sunmak mı? Terör ne için çıkıyor? Bazında sevgisizlikten. O zaman ben kendime soruyorum, mesela sevgiyi bu dünyaya yaymak için ben kendi adıma ne yapabilirim? İlk gelen cevap ise kendimi sevmek, kendimi mutlu etmek. Çünkü eğer ben kendimi seversem başkalarına da sevgiyi yayabilirim. Ve böyle böyle de genişleyip dünyadaki sevgisizliği sevgi ile değiştirebiliriz. Evet tabi ki bir süreç bu. İki günde olacak bir şey gibi görünmüyor belki şu an için ama en azından benim de kendime göre katkım olmuş olacak insanlığa. Bu da beni oldukça tatmin ediyor.”

Ve sonra annemle yaşadığım örneği ona da anlatıp konuyu tamamladım: “Unutma, damlaya damlaya göl olur.”

Gözlerinde yakaladığım ışıltı bir kişinin daha kalbine ulaşabildiğimi gösterdi bana. Bir kişiye daha kendi gücünü hatırlatmak konusunda aracı olmuştum. İşte tam da böyle yayılıyoruz. Bazen bir sohbet esnasında büyüyoruz, anlıyoruz, değişiyoruz. Her an çok kıymetli. Hele eğer farkında yaşıyorsak bu hayatı, çok çok kıymetli. Ve inanın böyle böyle genişleyip bu dünyayı yaşanması huzurlu bir hale getireceğiz. Ben inanıyorum. Siz de inanın.

Gamze Baytan: Selamlar, Gamze ben. Meditasyon ve yoga hocasıyım. 7/24 çalıştığım organizasyon sektöründen bir anda "Ne yapıyorum ben kendim için" diyerek çalışma hayatımda ne istediğime karar vermek adına verdiğim arada; kendimi bir anda bol kitap, bol sorgulama, bol seans ve bol yazının içerisinde buldum. Yol yolu açtı ve ben artık izlemek yerine hayata katılmayı seçtim. Eylül '15'te Ezgi Sorman'dan aldığım Meditasyon Eğitimi Eğitmenliği'nden mezun oldum. Şu an toplam 2 günden oluşan ve içerisinde “stres nedir, bedene etkileri nedir, sağlıklı seçimler yapmamız nasıl mümkündür, meditasyon nedir, ne işimize yarar, faydaları nedir, biz aslında kimiz” gibi soruların cevabını konuşup; her birimizin modu her an değişkenlik gösterdiği için tek bir tekniğe kendimizi sıkıştırmak yerine, esnek olabilmek adına 3 ayrı varyasyonun deneyimendiği eğitimler ve grup meditasyonları yapmaktayım. Yollar bitmez tabi hayat boyu; görebildiğimiz sürece. Ayık ve uyanık olarak yakalayabildiğimiz takdirde hayatı. Ve Cihangir Yoga'da Berivan Aslan Sungur'un Yin Yoga Eğitmenliği eğitimiyle kesişti yolum. Temmuz '17’de de meditasyon hocalığımın yanı sıra yin yoga hocalığına tam anlamıyla adım atmış oluyorum. Ben ruh-zihin-beden ile bütünüyle çalışmaktan çok keyif alıyorum. Yeni şeyler keşfediyorum. Hayatta hem daha güçlü hem daha esnek durabiliyorum artık. Her şey artık hem daha derin hem daha hafif. Ve bütün bu deneyimleri daha rahat anlamamı, içselleştirmemi, görmemi sağlayan en büyük araç da kelimelerim. Yazıyorum çünkü yazı benim bu hayatta ruhumla özgürce dansedebildiğim en özgür alan. Yazıyorum çünkü yaşadığımız, başımıza gelen herhangi bir şeyde yalnız olmadığımızı, çaresiz olmadığımızı bilelim, kuvvetimizi yine birbirimizden alalım, birbirimize yayalım ve şifa olalım diye.. Tüm insanlığa yayılmak niyetiyle. Mail adresim: gamzebaytan@gmail.com

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale