X

Kötüleri iyilere dönüştürme günü: Kötü sandığımız şey, aslında iyi olabilir mi?

“Merhamette güneş gibi ol; cömertlikte akarsu gibi ol; tevazuda toprak gibi ol; ayıpları kusurları örtmekte gece gibi ol.” 
Mevlana Celaleddin Rumi

İyi deriz, istediğimiz gibi gittiğinde. Ve kötü oluverir, bizim istediklerimiz yollarımıza serilmediğinde. İyi olandır, her zaman bize verildiğinde ve nedense kötü olandır kaybettiğimizde, yitirdiğimizde, bir türlü elde edemediğimizde, çok isteyip de sahip olamadığımızda…

Bazen ardı ardına denk gelir ‘”iyi” olanlar, ama çok sürmeyecektir, şu kadarcık mutluluk bize fazla gözükecektir bir kere! Eğer dünyanın bir kanunu varsa bu kanun, her zaman gülmeyi veya gülebilmeyi kapsamamaktadır… Genellikle gözyaşı vardır, biz isteriz fakat olanlar oluverir ve olmayanlar da olmaz… İsteriz ama olmaz. Ve işte olmadığında kopar kıyamet, değil mi? Nede olsa “biz” biliriz kendimiz için iyi ve kötünün ne olduğunu.

Bugün istediğimiz işe giremediğimizde “ne kötü” diye kestirip atıveririz, oysa belki de muhteşem bir teklif diğer yanda bizi beklemektedir! Bugün istediğimiz anda istediğimiz paraya sahip olamadığımızda ve hatta para kaybettiğimize, “ne kötü” olmuştur, oysa bilir miyiz ki “boşalmadan” dolamaz hiçbir şey ve her şey ancak dolduktan sonra yeniden dolmak kapasitesine ulaşır; para “dolaşan” bir enerjidir, tutulmuş, tek noktaya sıkışmış veya sıkıştırılmış olamayacaktır oysa ki…

Bugün istedğimiz çocuğa istediğimiz anda sahip olmadığımızda ne “kötü” olmuştur bizim için değil mi? İstemişizdir ve verilmemiştir, biz layık olmayanızdır, biz elde edememiş olanızdır. Oysa ki unutuveririz hiçbir şeyin sahibi olmadığımızı. Ne evlerin ne de canımızdan çok sevdiğimiz evlatlarımızın. Onlar bizim aracılığımız ile bu hayata gelmişlerdir. Onlar bizim aracılığımız ile bu hayatta var olmaya hak kazanmışlardır. Gerisi boştur, sahip olmak değildir anne veya baba olmak. Bu bile bizim taktığımız isimler ile oluşmuş, bizim verdiğimiz kararlar ile benimsenmiş olandır. “İyi” veya”kötü” olan gerçekten bu kadar basit olabilir mi?

Bugün istediğimiz evi alamadığımızda, istediğimiz tatile çıkamadığımızda, istediğimiz takıyı takamadığımızda, istediğmiz okula giremediğimizde, istediğimiz adamla veya kadınla evlenemediğimizde veya evliliğimiz istediğimiz gibi gitmediğinde, evet, her şey “kötü” olur, değil mi? Hatta kötünün de ötesi olur?

Neden diye sormadığımız her “kötü” şey aslında gerçekten bu kadar da kötü müdür? Tüm dünya durmuş da sırf biz kötü olalım diye mi çalışmaktadır? Tüm evren birleşip sadece bizi mi yıldırmaya çalışmaktadır? Oysa ya başka bir kader bizim için var ise? Oysa ya o kötü dediğimiz bizim için en hayırlı olan ise? Oysa o kötü dediğimizde kocaman dersler öğreneeceksek? Oysa o kötü diye nitelendirdiğimizde bize tanınmış en güzeller saklı ise?

Bugün bu yazımda bana eşlik ediyorsanız hayatınıza kazımış olduğunuz iyi ve kötü kavramlarına yeniden bakmanızı dilerim. Size hep “kötüler mi” denk gelmektedir? Hep kayıplar mı yaşamaktasınız? Hep en zorları ile mi karşılaşmaktasınız? Ya kötü olanlar gerçekte öyle kötü değilse? Ya hayat nasıl bir ağacı yaprak dökümüyle sonraki “bahara” hazırladığı gibi sizi de bir sonraki muhteşem bahara hazırlamaktaysa? Ya bizim o muhteşem kötülerimiz aslında aklımızın hayalimizin alamayacağı güzelliklere, iyiliklere yol olmaktaysa?

Bugün hayatınızdaki kötüleri iyiye dönüştürmeye hazır mısınız?

İlginizi çekebilir: Neyi görmek istersiniz: Sahip olamadıklarınızı mı, size bahşedilenleri mi?

Pınar Özeken (Ulus): 2007 yılında Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü ile Kimya bölümlerini bitirdi. Aynı üniversitede Biyomedikal Mühendisliği ve İspanya Pompeu Fabra üniversitesinde master derecelerini aldı. Özellikle 2011’den bu yana moda ile ilgili çalışmalara ağırlık verdi ve hala moda üzerine yazı dizileri, farklı moda kaynaklarında yayınlanmaktadır. Yoga eğitmeni olma yolunda ilerleyen Pınar, bir Arjantin Tango aşığı. Gerçek tutkularından bir diğeri ise seyahat etmek."Dünya üzerinde ayak basılmadık toprak kalmasın" mottosu ile dünyayı dolaşmaya devam ediyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale