X

Koşu Üzerine Sorulabilecek Tüm Sorular

Koşu Üzerine Sorulabilecek Tüm Sorular

Son zamanlarda hem yüz yüze yaptığım konuşmalar, hem de gelen mail ve mesajlar beni bir takım açıklamalar yapmaya itti. Bu nedenle mini bir röportaj yaparak, başkalarının sorularını kendime sormaya karar verdim. Ve evet başlıyorum…

“İşi, gücü bıraktım, artık sadece koşuyorum yani öyle mi?”

Hiçbir şeyi bırakmış değilim. Bir şekilde benim de para kazanmam gerekiyor.

“O zaman rahat bir işte çalışıyorum”

Rahatlıktan ne anladığımıza bağlı… Evden çalışıyorum, trafikte vakit kaybetmiyorum ama sabahları başına geçtiğim bilgisayardan kopmam gecenin bir yarısını bulabiliyor.

“Neden geceleri koşuyorum; ilginçlik olsun diye mi?”

Ancak vakit bulabildiğim için.

“Zor olmuyor mu gece koşmaları?”

Sanırım Runtalya’da koşamayacağım gündüz yapılacağı için. O derece alıştım gecelere. Sokaklar daha sakin ve dolayısıyla da sessiz oluyor geceleri. Bazen yarı uykulu gibi çıkıyorum evden. Bir dönüyorum; cin gibiyim. Hem soğuk hava hem de koşu esnasında salgılanan hormonlar öyle bir ayıltıyor ki beni.

“Rahatsız eden oluyor mu gece?”

Şimdiye kadar olmadı. Bence alışıyorlar artık koşanlara. Son zamanlarda sayımız o kadar arttı ki.

“Koşarken tuhaf bir olay geldi mi başıma?”

Henüz değil. Sadece geçenlerde bir gece Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nin önündeyken gülüverdim kendi kendime; ya dedim biri seslenirse oradan bana; “Hanımefendi siz böyle her gece geçiyorsunuz da buradan, derdiniz nedir acaba? Doktor Tolga Bey var bizim, iyi doktordur. Bir ara görünün isterseniz.” diye. Bu da tatlı bir delilik sonuçta, adam haklı…

“Koşmaya başlar başlamaz hemen maratona katılıp, 42 km’yi mi seçtim bir de?”

Hayır, ben uzun süredir koşuyorum. Başka türlü bir amaç uğruna başlamıştım, bedenimin geliştiğini gördükçe hedeflerim yön değiştirdi haliyle. Kendimi hazır hissedince de daha uzun koşmaya, yarışlara hazırlanmaya başladım.

“Söylemek istediğim son bir şey var mı?”

Koşmak, hep koşmak; uzun yıllar yollarda, dağda, bayırda iyilik peşindekoşmak; adım atmak ve bahane bulanlardan değil, fırsat yaratanlardan biri olmak istiyorum şu hayatta.

Kısa kısa…

  • Bir ödül: Geçen hafta sonu Taşdelen’de koştuğum, rakımın bir ara 341 m’ye çıktığı Ultra Trail Winter Challenge 30 km kategorisinde kadınlar arasında 2. oldum ve bugüne kadar gördüğüm en doğal kürsüye çıktım.

  •  “Koşmak istiyorum da beni gaza getirecek bir şeylere ihtiyacım var.” diyenlerdenseniz, buyurunuz:

Bir kitap: Haruku Murakami’den Koşmasaydım Yazamazdım

     

  • İlginç bir koşu macerası: Wings for Life Dünyadaki pek çok ülkede aynı anda gerçekleştirilecek olan organizasyonun sloganı: Koşuyoruz koşamayanlar için. Tüm geliri omurilik araştırmalarına bağışlanacak olan Wings for Life’ta öyle bildiğimiz gibi bir noktadan start alıp, sonra da finish’te yarışı bitirmiş olmuyorsunuz. Start verildikten belli bir süre sonra bir araç 15 km hızla aynı istikamette ilerlemeye başlıyor. Zamanla az da olsa hızını arttırıyor. Eğer araç sizin yanınızdan geçip, giderse bir nevi ebelenmiş sayılıyorsunuz ve yarışı bırakmanız gerekiyor. Pace’inizi yani 1 km’de kaç dakika gittiğinizi biliyorsanız, sitedeki bir sistem sayesinde koşunuzun kaç dakika süreceğini hesaplayabilirsiniz.

Mayıs ayında Alanya’da görüşmek üzere.

 

 Yazarın diğer yazıları için tıklayınız.

Kıvanç Ergun: Kıvanç Ergun bugün bisikletin tepesinde, yarın ormanda çamurun içinde… Harekete, iyilik peşinde koşmaya doyamıyor, başkalarına çılgınca gelen şeyleri yapmaktan inanılmaz keyif alıyor. İflah olmaz bir spor tutkunu olan Kıvanç, ‘yükseklerde’ yaşamanın, hayattan keyif almanın yolunu sporda bulmuş ve her gün yeni alanlara kayıp, kendini bilinmezlerde kaybetmekten hiç ama hiç çekinmiyor. Yaşını başını almış ama adrenalin söz konusu olunca kendini alamıyor, aktiviteye dalıyor. 2013 İstanbul Maratonu’nda ilk maratonunu (42 km), 2014'te Frig Vadileri'nde ilk Ultra Maraton’unu (60 km) koştu. Ulaşım aracı olarak bisikleti kullanıyor ve bisiklet kullananların sayısını kültürel gelişmeyle eşdeğer tutuyor. Yazdığı yazılarda sınırları nasıl zorladığından, deneyimlerinden bahsederken, bir yandan da hareket etmemek için yaratılan bahaneleri çürütmekten büyük keyif alıyor. Yardımseverlik koşusunun Türkiye'de tanınmasını sağlayan Adım Adım Yardımseverlik Platformu'nda Marka ve İletişim Koçluğu görevini yürütürken, aynı zamanda TOG'un AA içindeki STK Sorumlusu ve gönüllü koşucusu olarak da devam ediyor yaşamına... Fotoğraf konusunda fena değildir, takip etmek isterseniz: instagram/kiverg

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale