X

Ve hepimiz birimiz, birimiz hepimiz içindir…

Doğumumdan beri insanların arasında yaşıyorum. Son birkaç senedir ise içlerinde

Eskiden hayattaki korkularımın sadece bana ait olduklarını, benden başka kimsenin böyle hissetmediği kanısındaydım. Korkmayan insanların dünyayı yönetebileceklerinden emindim, ki bu muhtemelen öyleydi ve bu tabii ki doğuştan gelen bir yetenekti. Onlar tanrı tarafından karıştırılıp, yoğurulurken cesaretle harmanlanmışlardı.

Bense babanemin perili köşke benzeyen evinden, aklımın ucundaki seslerden ve en çok da bana zarar verebilecek şeylerden korkardım.

Korkularım zamanla bir illüzyondan çıkıp çok daha gerçekçi bir hal almaya başladılar. Onları yaratan da bendim, onlardan korkan da. Kısacası karanlıkta saklanıp kendime “bööö yapıyor” sonra da kendi kendime korkudan ölüyordum. Nitekim korkularım büyüdükçe karakterimi de sabote etmeye başladılar. Artık korkmamak için risk alamaz oldum, korkmamak için içimdeki gücü duymamaya başlamıştım. İçimde fırtınalar koparan olduğum insan için dikkat çekmek istemiyordum, bana verilen etiketlere boyun eğmem gerekiyordu.

İşte etiketler aynen böyledir. Korkular gibi. Hepimizde var sanırız ancak hiç birimizde gerçekten yoktur. Etiketler öylesine oluşmazlar, onları korkular oluşturur. Ve toplumu kontrol edenler bizleri manipüle edebilmek için korkmamızı isterler, bizi birbirimizden farklı gösterip bölünmemizi isterler. İşte bu etiketler de insanları aynen bu şekilde birbirinden ayırır. Daha şişman, daha başarısız, daha çekik gözlü, daha muhafazakar, daha cüretkar, daha Alevi, daha  eşcinsel… Oysa etiketleri çıkardığımızda hepimiz aynıyız. Beyaz yaka mavi yaka farketmeksizin hepimizin ulaşmaya can attığı hedefleri var. Avrupalı Afrikalı farketmeksizin hepimizin yataktan çıkmak istemediği kötü günleri var. Zengin fakir farketmeksizin hepimizin hastalıklara yakalanma ve onların üstesinden gelme hakkı var. Kısacası hesabı kapatırken hepimizin sahip olduğu yalnızca tek bir canı var.

Olduğunuz yerdeki insanlara bir bakın. Neler görüyorsunuz? Farklılıklar mı?

Şimdi bir de bir çocuk bahçesine bakın. Onların nasıl dinlerine, dillerine, etnik kökenlerine, kıyafetlerine, sahip oldukları Barbie bebeklere ya da ailelerinin kredi kartı limitlerine göre birbirlerini farklılaştırmadıklarını anlayın.

Onları değiştiren bizleriz. Onları etiketlemeye, etiketlenmeye sürükleyen biziz. Bizim korkularımız. Bizim geçmişimiz. Bizim affedemediklerimiz.

Lütfen anlayın, bu zinciri kırmadıkça, yeni bir döngü başlatmadıkça savaşlar, sınırlar, nefret ve kin olmaya devam edecek. Bizi kullanmaya devam edecekler. Olmak istediğimiz insanı, yaşamak istediğimiz toplumu bizden almaya devam edecekler.

Bunu anladıktan sonra, şimdi usulca insanlara baktığımda etiketlerini değil; kusursuz farklılıklarını görüyorum. Heyecan içinde iş görüşmesini beklerken titreyen bacaklarını, bebekleri doğduğunda mutluluktan akan göz yaşlarını ve herşeye rağmen ayağa kalkarak tekrar aşık olmalarını görüyorum. Aynı benimkilere benzeyen sarılmış yaralarını, iz bırakmış kalp ve hayal kırıklıklarını… Ve onları anlıyorum, onlarda kendimi buluyorum. Çünkü onlar neyse “ben” de oyum. Ben neysem onlarda ben. Biraz daha siyahi, biraz daha mertebeli, biraz daha kıvırcık saçlı, ancak en az benim kadar cesur onlar.

Artık kabul ettikleri kadar onların içinde olmak istiyorum. Üfledikleri her mumda tuttukları dileklerinin kabul olmasını, her terk edilişlerinde tekrar ayağa kalkmalarını ve her zaman korkmaktan asla korkmayan kahramanlar olarak yaşamaya devam etmelerini umuyorum.

Çünkü beraber yaşayabilmemizin tek yolu bu, sonunda sadece biz kazanacağız.

Ceylin Atay: Ben babanesinin mutfağında serçe parmaktan ince sarma dolmalarla büyümüş, ananesinin patavatsızlığına, annesinin de kitap kurduluğuna hayran olan bir kızım. 31 Aralık’da doğmuş biri olarak yılbaşlarında "bak çocuğum senin doğum gününü tüm dünya kutluyor" diye kandırılarak bu yaşlara geldim. Fransızca eğitim aldıktan sonra “yok yarrabbi ben bu dilde üniversite müniversite okuyamam” diyip Amerika'ya kavimler gibi göçtüm. Gidiş o gidiş, dönmem 5 senemi aldı, 4 sene iletişim ve sosyoloji okudum. Daha sonra 1 sene yemek eğitimi alarak oradaki restoranlarda bilahare çalıştım. Döndüğümde elimde sadece 1 adet bavulum ve 25 koli yemek alet edevatım vardı. Buraya geldikten sonra şirketlere eğitimler düzenledim, firmalar için marka danışmanlığı yaptım akabinde de Burger Project’i açtık. Sonrasında, menü danışmanlığı, yemek editörlüğü, köşe yazarlığı derken değiştim ve geliştim... Tüm bu kısa zamana konsantre olmuş iş hayatımı bir başka yöne daha adayarak "Motivasyon Konuşmacısı" olmaya niyet ettim. Umarım kendinizle ve hayatınızla ilgili "gaza gelmek" istediğiniz her an, ağzınıza bir kaşık motivasyon çalabilir ve asıl gücünüzü size hatırlatabilirim. Sağlıcakla kalın.

Dyson Airwrap Co-anda2x™’ya geçmek için 5 geçerli sebep

Sabah aynanın karşısında saçlarla geçirilen birkaç dakika, aslında günün enerjisini ve ruh halini belirliyor. Günün keyifli anlarından biri olan saç şekillendirme ritüeli, doğru araçlarla birleştiğinde tüm günün enerjisini pozitif yönde değiştirebilir. 



Dyson saç şekillendirme ürünleri hayatımıza girdiğinden beri saçlarımızı istediğimiz şekle sokmamıza yardımcı oluyor hem de bunu yaparken ısı hasarından koruyor. Şimdi ise saç şekillendirmenin bir adım ötesine geçerek bambaşka bir deneyim sunuyor. Dyson Airwrap Co-anda2x™ iki kat daha fazla hava basıncı yaratıyor. Böylece saç kurutma ve şekillendirme süresi neredeyse yarıya düşüyor.               

1. Farklı başlık seçenekleriyle hem günlük kullanımda hem özel günlerde kullanım imkanı

Saç şekillendirme artık tek bir forma sığdırılmıyor. Yeni Airwrap, sahip olduğu başlık çeşitliliği ile güzellik anlayışına farklı bir boyut getiriyor. İster hacimli bukleler, ister pürüzsüz düz fönler, ister doğal dalgalar olsun; her saç tipi ve ruh hali için bir çözüm sunuluyor.

Dyson Airwrap Co-anda2x™  modeliyle, sadece başlık değiştirerek, kuaför kalitesinde sonuçları ev konforuna taşıyarak herkesin kendi stilini özgürce yansıtması hedefleniyor.

2. Düz-dalgalı saçlar ve bukleli saçlar için farklı setler

Dyson, yeni  Airwrap Co-anda2x™   imodeliyle kullanıcı deneyimini bir adım daha ileri taşıyor. Artık herkesin saç şekline göre tasarlanmış bir başlık setine sahip olması mümkün.

  • Kıvırcık ve Bukleli Saçlar için farklı  bir set ve Düz veya Dalgalı Saçlar için farklı bir set sunuluyor.
  • Bu sayede, farklı saç şekillerine sahip insanların farklı ihtiyaçları karşılanırken hiçbir zaman kullanmayacak başlıklar elinize dolanmıyor.      

3. Kullanım alışkanlıklarınızı hatırlıyor

Dyson’ın teknolojik üstünlüğü, ürünün kullanım alışkanlıklarını hatırlama yeteneği ile pekişiyor. Bluetooth bağlantısı sayesinde kullanıcılar, saç şeklini, uzunluğunu ve şekillendirme tercihlerini uygulamaya kaydedebiliyor.

Bu özellik, Airwrap’ın sıcaklık ve hava akışını, kullanıcının ihtiyaçlarına göre ayarlamasını sağlıyor. Başlık değiştirildiğinde ise o başlıkla ilgili yapılan ayarı hatırlıyor. Bu kişiselleştirme, cihazın çok daha pratik bir şekilde kullanılmasının önünü açıyor.

4. Yeni nesil motor,daha hızlı sonuçlar

Modern yaşamın temposunda her dakika değerli. Dyson Airwrap Co-anda2x™ , yenilenen motor teknolojisiyle bu zamanı size geri kazandırıyor. Artık saç kurutmak ya da şekillendirmek uzun bir hazırlık süreci olmaktan çıkıyor; güçlü hava akışı sayesinde saçlar daha kısa sürede kuruyor, daha hızlı şekilleniyor. İster belirgin bukleler, ister dalgalı ve düz modeller elde etmek daha kolay. 

5. Teknoloji ve güzelliğin buluşma noktası

Dyson Airwrap Co-anda2x™  sadece bir saç şekillendirici değil; teknolojinin zarafetle buluştuğu yeni bir güzellik anlayışı sunuyor. Her detayı, kendinizi en iyi hissettiğiniz anlara eşlik etmek için tasarlandı. Hızlı, kişisel ve etkili… Çünkü Dyson’a göre güzellik; bir kalıba sığmak değil, kendi en iyi halinizi bulmakla başlıyor.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.

İlgili Makale