X

Kızarmayan yeşil domatesler

Birkaç yıldır her uzmanın diline pelesenk olan “gıda kıtlığı” kapımıza dayandı. Bu yıl konuştuğum tüm üreticiler hiçbir ekimden yeterli verimi alamadığını anlatıp duruyor. Suyun ve yüksek sıcaklıkların etkisi çiftçiliği başka bir yere taşıyacak kaçınılmaz.

Uzun yıllar çiftçiliğin statüsel olarak gösterildiği konum, köylülerin yüksek verim ve para kazanma hırsı ile yaptığı yanlış uygulamalar, şehirlilerin köylere göçmeye başlaması ile başlayan literatür bilgilerinin uygulama sahasında yeterli verime dönüştürülememesi derken uzayıp giden bir liste var. Yapılan birçok araştırma köylerden köylülerin göçme sebepleri arasında çocuklarının eğitimi ve daha konforlu bir yaşama geçme isteğini gösteriyor. Konfor ne sorusunu düşündürüyor bu.

Gereksiz ilaçlamalar, doğada bozulan dengeler, basit uygulamalar ile çözülecek sorunların hep ilaçlama ve yanlış uygulamalar ile çözülmeye çalışılması, işin tadını kaçırdı gibi görünüyor. Her şeyi konuşabiliriz burada; biyoçeşitlilikten tutun da toprağın işlenme şekillerine kadar. İlkel olanın güzelliğini modern yöntemler ile buluşturamadık belli ki. Biraz daha zaman ve emek vermek yerine bastığımız kısa yol tuşları şimdilerde ayağımıza dolanan taşlara dönüştü.

Ne olacak peki şimdi?

Dünya kendini tüm tarih boyunca yenilemiş. Dünyada var olmaya çalışan mikroorganizmalar olarak düşünürsek kendimizi, şapkayı önümüze çıkarmazsak sürecimiz zorlaşacak gibi görünüyor. Günlük hayattaki rutinlerimizi gözden geçirerek başlayabiliriz; meselelerin sadece bizim küçük hareketlerimiz ile değişmeyeceği algısından çıkmalıyız belki de. Hepimiz aynı yaşam yolculuğunda birlikte yürümeye çalışıyoruz aslında, birlikteyiz. Domateslerimiz tarlalarımızda tekrar kızarır mı bilmiyorum, şimdilik görünen çözümler bulamazsak renklerin solabileceği. Tüketim meselesi ve emekten ziyade kullandığımız kısa yol tuşları gözden geçirmemiz gereken yerler.

Kentten göç, buraya hizmet edecek mi?

Kentten göç meselesi ile organik yaşam pek birbirine karıştırılmamalı aslında. Gözlemlediğim göçler şehirdeki yaşamı kırsala taşımaktan öteye pek az geçiyor. Bu işler delisi olmadan yapılabilen işler değil. Modern ve eğitimli çiftçiler yaratmak bu sürece elbette büyük katkılar sağlayabilir; fakat orada da kibir ile ilgili ince çizgiler var. Lokal yaşama uyum sağlamak, bunun önemli bir parçası. Sosyal medyada gösterilen pastoral yaşamın gerçekle pek bir ilişkisi yok. Arka planlarında çilesi ve emeği anlatmakta kıt davranıyoruz. Bu çoğu zamanda kentten göçen insanların hayal kırıklığına dönüşebiliyor. Keşke bir araya gelebilecek oluşumlar çoğalsa, keşke açık interaktif buluşmalar yapılsa. Bu buluşmalara mesleki etiketi uygun olup bunu hiç deneyimlememiş olanlar değil de etiketi olmasa bile bu işin sahasında çok emek verenler olsa. Bilgiler baştan bir ele alınıp tekrar yazılsa. Her toprağın, her topluluğun ve her toplumun bir dili olduğu anlaşılsa ve iletişim bu şekilde başlasa. Bu işe emek verenlerin birer küreği olsa ve çocukluktaki kadar rahat toprağı elimize alıp bir baksak tekrar ne yapabiliriz kızarması için domateslerin.

Fonda Neil Young- Harvest Moon çalsa ve bu sefer dans ederken izlediğimiz toprak, mahsul ve emek olsa. O zaman hasat dolunayının dilini anlamaya hevesleneceğiz, şüphesiz.

İlginizi çekebilir: Paramparça duygular ve köpekler

Tuba Gürcan: 1983/Manisa. Kocaeli Üniversitesi’nde başladığım eğitim hayatına, Ege Üniversitesi’nde devam ettim. Moda Tasarımı ve Çalışma Ekonomisi eğitimleri aldım. İlk olarak Organizasyon Yönetimi ile ilgili çalışmalar yaptım, daha sonra Alsancak/İzmir'de Moda Tasarımı ve El Sanatları Atölyesi kurdum. Bu süreçte "Mutfak Sanatları ve Aşçılık "ile ilgili eğitimler almaya başlamıştım. 55 yıllık baba mesleği olan “Aktarlık ve Şifalı Bitkiler Uzmanlığına” olan ilgimi mutfak sanatları ve beslenme ile birleştirmek üzere bir yolculuğa başlamaya karar verdim. Ve Moda sektöründeki işlerimi bırakıp kendimi mutfakta buldum. Bir süre otel ve kurumsal restoran mutfağı çalıştıktan sonra “Holistik Mutfak” yaratmak üzere 2012 yılında Ege ve Güney hattında ki köyleri gezerek bir yolculuğa başladım. Yöresel beslenmeler ve ürünler, permakültür, organik beslenme modelleri, kompost, hayvancılık ve tarım üzerine deneyimler kazandım ve çalışmalar yaptım. Kafkas ve Kırgız beslenme modelleri, şamanik ritüeller ve yaşam biçimleri, Yörük yaşam tarzı üzerine araştırmalar yaptım. Yolculuk esnasında çeşitli permakültür ve kamp alanlarında gönüllü yardımcı aşçı ve aşçı olarak çalıştım. Bu süreci yoga kampları, inzivalar ve meditasyon gruplarına aşçılık takip etti. Aynı zamanda şeker ve karaciğer hastaları ile çalışarak onlara menüler hazırlayıp, sağlıklı pişirme yöntemleri üzerine çalışmalar yaptım. Birçok beslenme modeli üzerine uzmanlaştım ve gerekli eğitimlerimi tamamladım. Daha sonra Gümüşlük/Bodrum’a yerleşerek Limon Restaurant için Candan Aslanbay ile çalışmaya başladım. Candan Hanım’ın tecrübesi ile yola çıkılarak sağlıklı restoran mutfağı ile ilgili çalışmalar yaptık. Mine Onay ve Süleyman Sazak eşliğinde Pitahaya Home için Organik Kahvaltı üzerine çalışmalar yaptım. Melania Dil de Sagredo,Feride Gürsoy ve Alp Ekşioğlu’nun projesi Karakaya Retreat Center’da Mutfak kordinatörlüğü ve aşçılık yaptım. 2015 yılında İnsana Güven Akademisi'nde Metin Hara ve Murat Mete Gedikoğlu ile Vogan Cafe projesini hayata geçirdik. "Holistik beslenme” kavramı üzerine birçok makaleler yazdım ve Holistik Beslenme üzerine eğitimler verdim. Daha sonra Tayland yolculuğuna başladım. Koh Phangan Adası'nda bulunan Samma Karuna Yoga Academy için Yoga Programı Beslenme Danışmanlığı ve Aşçılığı yaptım. Malezya Spice Garden’da taze baharat yetiştiriciliği, baharat ve bitkiler ile tedavi mutfakları workshoplarına katıldım. Ayrıca Lacto-basil bakteriler, Candida ve bağışıklık sistemi güçlendirme menüleri, fermente gıdalar, holistik beslenme, hasta mutfakları ve doğru gluten ve doğru gıda alışverişleri, yeni yemek reçeteleri üzerine çalışmalar yaptım. Blended Store Maçka için mutfak koordinatörlüğü ve şeflik yaptım. 2020 yılında Kırklareli’ne bağlı İğneada beldesinde eşim Ömer Sinir ve ortağımız Evrim Bulutoğlu ile birlikte ÖTE Çiftliği hayata geçirdik. Permakültür ilkeleri üzerine kurulmuş çiftliğimizde ilaçsız tarım, hayvancılık, arıcılık, gastronomi temel konuları üzerine çalışmaktayız. Çiftliğimiz sistemden bağımsız bir işleyişe sahiptir. 2022 yılında Dr. Murat Öğüt ile Uluslararası Permakültür Tasarımcılığı diplomasını aldım. Şu an çiftlikte Sürdürülebilirlik, Endemik bitkiler ve Tarla eğitimleri vermekteyim. Longosphere Glamping Atıksız Turizm Projemiz için danışmanlık ve ürün geliştirme hizmeti vermekteyim.

Dyson Airwrap Co-anda2x™’ya geçmek için 5 geçerli sebep

Sabah aynanın karşısında saçlarla geçirilen birkaç dakika, aslında günün enerjisini ve ruh halini belirliyor. Günün keyifli anlarından biri olan saç şekillendirme ritüeli, doğru araçlarla birleştiğinde tüm günün enerjisini pozitif yönde değiştirebilir. 



Dyson saç şekillendirme ürünleri hayatımıza girdiğinden beri saçlarımızı istediğimiz şekle sokmamıza yardımcı oluyor hem de bunu yaparken ısı hasarından koruyor. Şimdi ise saç şekillendirmenin bir adım ötesine geçerek bambaşka bir deneyim sunuyor. Dyson Airwrap Co-anda2x™ iki kat daha fazla hava basıncı yaratıyor. Böylece saç kurutma ve şekillendirme süresi neredeyse yarıya düşüyor.               

1. Farklı başlık seçenekleriyle hem günlük kullanımda hem özel günlerde kullanım imkanı

Saç şekillendirme artık tek bir forma sığdırılmıyor. Yeni Airwrap, sahip olduğu başlık çeşitliliği ile güzellik anlayışına farklı bir boyut getiriyor. İster hacimli bukleler, ister pürüzsüz düz fönler, ister doğal dalgalar olsun; her saç tipi ve ruh hali için bir çözüm sunuluyor.

Dyson Airwrap Co-anda2x™  modeliyle, sadece başlık değiştirerek, kuaför kalitesinde sonuçları ev konforuna taşıyarak herkesin kendi stilini özgürce yansıtması hedefleniyor.

2. Düz-dalgalı saçlar ve bukleli saçlar için farklı setler

Dyson, yeni  Airwrap Co-anda2x™   imodeliyle kullanıcı deneyimini bir adım daha ileri taşıyor. Artık herkesin saç şekline göre tasarlanmış bir başlık setine sahip olması mümkün.

  • Kıvırcık ve Bukleli Saçlar için farklı  bir set ve Düz veya Dalgalı Saçlar için farklı bir set sunuluyor.
  • Bu sayede, farklı saç şekillerine sahip insanların farklı ihtiyaçları karşılanırken hiçbir zaman kullanmayacak başlıklar elinize dolanmıyor.      

3. Kullanım alışkanlıklarınızı hatırlıyor

Dyson’ın teknolojik üstünlüğü, ürünün kullanım alışkanlıklarını hatırlama yeteneği ile pekişiyor. Bluetooth bağlantısı sayesinde kullanıcılar, saç şeklini, uzunluğunu ve şekillendirme tercihlerini uygulamaya kaydedebiliyor.

Bu özellik, Airwrap’ın sıcaklık ve hava akışını, kullanıcının ihtiyaçlarına göre ayarlamasını sağlıyor. Başlık değiştirildiğinde ise o başlıkla ilgili yapılan ayarı hatırlıyor. Bu kişiselleştirme, cihazın çok daha pratik bir şekilde kullanılmasının önünü açıyor.

4. Yeni nesil motor,daha hızlı sonuçlar

Modern yaşamın temposunda her dakika değerli. Dyson Airwrap Co-anda2x™ , yenilenen motor teknolojisiyle bu zamanı size geri kazandırıyor. Artık saç kurutmak ya da şekillendirmek uzun bir hazırlık süreci olmaktan çıkıyor; güçlü hava akışı sayesinde saçlar daha kısa sürede kuruyor, daha hızlı şekilleniyor. İster belirgin bukleler, ister dalgalı ve düz modeller elde etmek daha kolay. 

5. Teknoloji ve güzelliğin buluşma noktası

Dyson Airwrap Co-anda2x™  sadece bir saç şekillendirici değil; teknolojinin zarafetle buluştuğu yeni bir güzellik anlayışı sunuyor. Her detayı, kendinizi en iyi hissettiğiniz anlara eşlik etmek için tasarlandı. Hızlı, kişisel ve etkili… Çünkü Dyson’a göre güzellik; bir kalıba sığmak değil, kendi en iyi halinizi bulmakla başlıyor.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.

İlgili Makale