X

Kişisel sınırlarımızı korumak: Kendimize olan sevgimizin en önemli göstergesi

Sınırlar koymak, kendime duyduğum şefkati göstermenin bir yoludur. Kişisel sınırlarımın olması beni kaba, bencil ve duyarsız yapmaz çünkü ben kendi yolumu tercih ediyorum. Kendimi önemsiyorum.”
Christine Morgan

Bir türlü hayır diyemiyor musunuz? Sizi kıracak bir harekette bulunan arkadaşınıza ona kırıldığınızı söyleyemiyor musunuz? Belki de sizin sınır koymayı öğrenme vaktiniz gelmiştir. Kişisel sınırlar kendimizi korumak için oluşturduğumuz fiziksel, duygusal ve zihinsel sınırlardır. Hepimizin kişisel sınırlara ihtiyacı var. Sınırlar kişinin kimliğini oluşturmasına yardımcı olurlar. Sınırlar aynı zamanda sağlıklı ilişkiler kurmamıza ve sağlıklı bir hayat yaşamamıza yol açarlar.

Psikolojik gelişimimizle ilgili çoğu durumda olduğu gibi, sınırlarla ilgili dünya görüşümüzün temelleri de çocukluğumuzda atılır. Diyelim sınırlarımıza, mahremiyetimize pek de özen göstermeyen bir aile ortamında büyüdük, bize sormadan eşyalarımızı kullanan kardeşlerimiz vardı, ailemizde, aile fertlerinin özel hayatına saygı duymak diye bir kavram yoktu. Böyle bir durumda büyüdüğümüzde bizim, sınır koymayı öğrenmemiş yetişkinlere dönüşmemiz kaçınılmazdır.

Kişisel sınırlarımıza sahip çıktığımızda kendimize ve özümüze de sahip çıkıyoruz demektir. Kişisel sınırlarımız sayesinde insanlara bize nasıl davranacaklarını öğretiriz. Sınırlarımız çok katı, çok gevşek ya da ikisinin ortası olabilir. Sınırların hiç olmayışı ise bizim güçlü bir benlik duygusuna sahip olmadığımızı gösterir (Cleantis, 2017). İşte ya da kişisel ilişkilerimizde zayıf sınırlara sahip olmamız öfkeye ve tükenmişlik duygusuna yol açabilir.

Peki sınırlarınızı belirlemek ve korumak için neler yapabilirsiniz?

1- Konuşun. Başkalarını kırma korkusuyla içinizde biriktirdiğiniz kelimelerinizi özgür bırakın. Hoşunuza gitmeyen hareketlerde bulunanlara sınırlarınızın haritasını verin.
2- Hayır demeyi öğrenin. İnsanlara hayır diyemiyor oluşunuzun altında yatan neden onların sevgisini kaybetmekten korkmanız mı? Peki ama hayır demek istediğiniz durumlara hayır demeyerek, kendinize haksızlık etmiş olmuyor musunuz? Gelin istemediğiniz şeylere hayır demeye başlayarak kendinize karşı adil olun ve insanlara sınırlarınızın ne olduğunu öğretin.
3- Duygularınıza saygı gösterin. Eğer siz duygularınıza saygı göstermezseniz, hayatınızdaki insanlar da sizin duygularınıza saygı göstermezler. Bu kadar basit. Sınırlarınız ihlal edildiği zaman kendinizi kötü hissettiğinizde duygularınıza kulak verin ve sınırlarınıza sahip çıkın.
4- Sınırlarınızı çizerken kendinizi kötü hissetmeyin. Örneğin çat kapı evinize gelerek sınırlarınızı ihlal eden bir arkadaşınıza “Bunu yaptığın zaman hoşuma gitmiyor” demekten çekinmeyin. Unutmayın bir insan olarak kendinizi korumaya çalışmanız sizin en doğal hakkınız. Sınır çizmek de kendimizi koruma şekillerimizden biri.
5- Sınır koymanın kişinin kendine duyduğu sevginin bir göstergesi olduğunun ayırdına varın. Evet, sınır çizebilme gücümüz kendimize duyduğumuz saygı ve sevgiyle de ilintilidir. Sizce kendine saygı duyan biri sınırlarının ihlaline izin verir mi? Cevabınızı duyar gibiyim. Kendinize hak ettiğiniz saygıyı gösterin ve eğer bu konuda iyi değilseniz sınırlarınızı daha dikkatli bir şekilde çizmeye başlayın.

Size sınırlarınızı belirlediğiniz ve onları özenle koruduğunuz günler diliyorum. Bu arada sizlere bir eğitim haberim var. WhatsApp ya da FaceTime üzerinden birebir görüşmeler şeklinde ilerleyen üç haftalık “Öz Sevgi” eğitimimle ilgileniyorsanız bilgi için rsolaker@gmail.com adresine yazabilirsiniz. Hayatı güzelleştirmeyle ilgili psikoloji egzersizlerini ise @ranakutvan Instagram hesabımdanrsolaker@gmail.com  paylaşıyorum.

Bu yazının tüm hakları Rana Kutvan’a ve Uplifers’a aittir. İzinsiz ve uygun şekilde referans verilmeksizin kopyalanması, çoğaltılması ve başka mecralarda paylaşılması kesinlikle yasaktır.

Kaynaklar:
Cleantis, T. (2017). An invitation to self-care: Why learning to nurture yourself is the key to the life you’ve always wanted, 7 principles for abundant living. Center City, MN: Hazelden.

İlginizi çekebilir: Öz-anlayış zamanı: Kendinize karşı anlayışlı olabilmeniz için bir egzersiz

Psikolog Rana Kutvan: İstanbul doğumlu olan Rana Kutvan lise öğrenimini Nişantaşı Kız Lisesi’nde tamamladı. Önce LCC’de bir sene akabinde de İstasyon Sanat Merkezi’nde iki sene süren bir moda eğitimi aldıktan sonra çeşitli firmalarda stilist olarak görev aldı. 1997-2008 tarihleri arasında New York’ta ikamet etti. Türkiye’de almış olduğu moda eğitimini Parsons School of Design’dan almış olduğu derslerle pekiştirdi. Kutvan moda eğitiminin yanı sıra City University of New York’a bağlı Hunter College’da Psikoloji ve Sanat Tarihi üzerine çift anadal lisans eğitimi görerek cum laude (yüksek onur) derecesiyle mezun oldu. Hunter College’a devam ettiği süre zarfında dünyanın önde gelen psikologlarından Albert Ellis’in Enstitüsünde staj yaptı. Bu staj süresince Ellis’in bulmuş ve de geliştirmiş olduğu Rational Emotive Behavior Therapy (REBT)’i yakından inceleme fırsatı buldu. Kutvan, Albert Ellis Enstitüsündeki stajının yanı sıra New York’un önemli psikoloji enstitülerinin düzenlediği workshoplara katıldı. Kutvan 2008 Mayıs ayında Türkiye’nin ilk Kişisel Gelişim ve Stil Danışmanlığı merkezi Karakter A’yı kurdu. Kurumsal ve bireysel hizmetler veren Rana Kutvan’ın referansları arasında Braun, CNN TÜRK, Aras Kargo, TURKCELL, Kuveyt Türk, Doğan Holding gibi şirketler vardır. Kutvan bireylere ve kurumlara Stres Yönetimi, Kadın Liderliği, İş Özel Yaşam Dengesi, Zaman Yönetimi, Kadın Ruhu isimli workshop çalışmaları düzenlemektedir. Kutvan Karakter A’nın yanı sıra 2008-2012 tarihleri arasında Profesör Dr. Kerem Doksat’dan süpervizyon aldı. Kutvan psikoloji ve kişisel gelişim çalışmalarında holistik bir yaklaşım uygulamaktadır. Rana Kutvan anadili olan Türkçe’nin yanı sıra anadili düzeyinde İngilizce, iyi derecede Fransızca, İtalyanca konuşmaktadır.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale