X

Kişisel gelişimin anahtarı: Büyüme odaklı zihniyet

“Daha azını hayal ederseniz, hak ettiğiniz de daha azı olur.” Debbie Millman

Pozitif düşüncenin hayatımıza pozitif etkisinden, hayal etmenin öneminden yıllardır bahsediliyor. Olumlu bir bakış açısına sahip olmanın, hastalıkları yenmekten, kariyer basamaklarını tırmanmaya pek çok getirisi olduğunu biliyoruz. Ancak işi “kuyruklu piyano istiyorsanız, önce kuyruklu piyanoyu koyabileceğiniz bir ev alın” gibi vasat önermelerden öteye taşıyabilmek ve gerçekten faydalı bir bakış açısı edinebilmek için, psikoloji biliminin araştırmalarına kulak vermek gerek.

Stanford Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden Carol Dweck, Mindset: The New Psychology of Success adlı kitabında yıllar süren araştırmalarının sonuçlarını ortaya koymuş. Bilinçli ve bilinçsiz tercihlerimizin ve inançlarımızın hayatımıza etkisini konu edinen Dweck, en basit değişiklerin bile hayatımızda ne kapsamlı değişimler sağlayabildiğini gösteriyor.

Kendimize dair algımız, sınırlarımızı belirliyor

Dweck, en temel inancımızın kendimize dair inancımız ve kendimizi nasıl gördüğümüz olduğunu söylüyor. “Sabit fikirlilik” ya da “sabit zihniyet” olarak dilimize çevrilebilecek olan “fixed mindset”  karakterimizin, yeteneklerimizin ve zekamızın doğuştan gelen ve değiştirilemeyecek özellikler olduğunu kabullenen bir düşünce tarzı. Bu yanlış bakış açısına sahip kişiler, başarıyı zekanın doğrudan sonucu olarak gördüklerinden hedeflerine sadece onu koyuyor. Sürekli olarak başarısızlıktan kaçıyor ve böylece, kalıtımsal olarak kendilerine geçtiğini inandıkları zekanın ya da kabiliyetin aslında hiç de az olmadığını kanıtlamaya çalışıyor gibiler.

Oysa aslolan hata yapmamak değil, hatalardan gelişim alanları ve dersler çıkarmak. “Büyümeye yönelik zihniyet” (growth mindset) zorluklardan, mantıklı risklerden ve başarısızlıklardan keyif alıyor. Bu şekilde kamçılanıyor.

Onaylanmak mı önemli, gelişmek mi?

Biri sabit fikirli, diğeri gelişime açık iki farklı kişiyi ele alalım. İlki, kendini geliştirme ve değiştirme olanağı olduğunu hiç düşünmediği için özel ya da profesyonel hayatında sürekli “ben böyleyim” ifadesi taşıyan biri. İnatçılığını etrafına sezdiren, hataları belli olmasın diye zaman zaman terör estiren, kendini kanıtlama derdinde bir karakter. Diğeri ise olumlu yönde değişebileceğini düşündüğünden, hatalarını kabullenmesi ve çözüme odaklanması, bu arada bir daha aynı hatayı yapmamaya odaklanması çok daha olası. Kendini ispat etmeye değil, geliştirmeye odaklı ve nasıl daha iyi / dikkatli / mutlu olabileceğinin arayışında.

Dweck’e göre, büyüme odaklı zihniyetin en önemli faydası, başka insanların onayından çok, öğrenmeye olan açlığı geliştirmeye odaklanması. Zeka, yaratıcılık, hatta arkadaşlık ve ilişkiler bile çaba ve pratikle artırılabiliyor.

Carol Dweck, “Yirmi yıllık araştırmalarım gösteriyor ki, bakış açımız hayatımızı nasıl yaşadığımızı büyük ölçüde etkiliyor. Sabit zihniyet sürekli kendimizi kanıtlama çabası gerektirir. Belli bir zeka ve yeteneğe sahip olduğumuzu düşündüğümüzde, bunların varlığını kanıtlamak, rezil olmamak, aptal görünmemek her şeyden önemli olur” diyor ve ekliyor: “Bize dağıtılan el ile oynamamız gerektiğini kabullenmeyen başka bir düşünce tarzı daha var. Buna göre, dağıtılan el sadece başlangıç noktamız.” Diğer bir deyişle, oyun sırasında yeni kartlar alarak ve bazen vererek, elimizi geliştirmemiz mümkün.

Büyüme odaklı zihniyet boş bir “İstediğin her şeyi yapabilirsin” iddiası değil, aksine, çok uğraş gerektiğini kabul eden bir bakış açısı. Hayal etmek serbest, ama ona ulaşmak için çaba harcamamız gerektiği de kuşku götürmez.

 

İlginizi çekebilir: 10 adımda pozitif düşünme alışkanlığı edinmenin yolları

Kaynaklar:
Brain Pickings
Mindset Works

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale