X

Zafiyetlerimiz aslında hepimizi daha başarılı yapıyor

Zafiyet… Kelime olarak baktığınızda pek de olumlu bir çağrışıma sahip olduğunu söylemek mümkün değil. Dahası, fonetik olarak da çok güzel değil. Ancak bizleri inandırıcı kılan şey, özümüzdeki bu zaaflar. Başkalarıyla aramızdaki güvenin kurulmasını sağlayan şey de o.

Bir yazar düşünün, içindeki her şeyi ortaya döküp, içindeki en derin noktaları açtığında okuyucular o yazarla bir ilişki kurmaya başlar ve yazarın daha dürüst olduğunu hisseder. Okuyucuların, yazarın gerçeği anlattığına dair inancı artar.

Bizleri inandırıcı kılan şey, özümüzdeki zaaflar.

Öte yandan zafiyet kişinin kendisini de konforlu bölgesinden çıkaran ve korkularla dolu bir bölgeye sokan hisleri barındırır. Bir yazar tüm zayıflıklarını, mücadele ettiği şeyleri, itiraflarını ortaya döktüğünde, yabancılara içinin en derinlerini açmış olur. Bu aynı zamanda ufukta bekleyen bir dışlanma hissini temsil eder. Okuyucuların bazıları, böyle bir yazarın kitaplarından çok etkilenirken, bazıları ise tamamen reddetme eğilimine girer.

Aslında gerçek şu ki; yazarlar okunmak için yazmazlar. Anlatmak istedikleri bir şey olduğu için yazarlar. Bu durumda zafiyet ne kadar rahatsız ediciyse, sonunda elde edilen tatmin de bir o kadar değerli olur. Bir yazar, tüm yaratıcı süreçlerinden zaaflarının uçup gitmesine izin verdiği sürece okuyucularıyla iletişim kurabilir. Reddedilme korkusuna rağmen bir yazar kafasında yarattığı hikayelerin gerçek olmadığını bilir.

Zafiyet sahibi olmak aynı zamanda başkalarına da çekici gelir. Bir düşünün, karşınızdaki en kişisel şeyleri size anlatmaya başladığında, hiç kimse o kişiyi susturup yoluna devam etmez. Birçok insan, kişisel şeylerini anlatan birine karşı kendini daha yakın hisseder. Bu yakınlık belki empati, belki de sizi de kendi hakkınızda kişisel bir şeyler anlatmaya zorlayan bir his olabilir. Zaaflar böylelikle insanlar arasındaki bağı güçlendirir. Herkesin gizlediği kötü şeyler olabileceğini ve bunların herkesin başına gelebileceğini öğretir.

Yazarlar okunmak için yazmazlar. Anlatmak istedikleri bir şey olduğu için yazarlar.

TED konuşmacılarından Brene Brown da benzer bir şeyi savunuyor. Brown’a göre gerçek mutluluk bir insanın gerçekte olduğu kişiye sahip çıkması ve olması gerektiği kişiyle ilgili dertlerini bir kenara bırakması.

Bir yazar, yönetici, işçi, öğretmen veya ne olursanız olun, zafiyetlerimiz hepimizi daha başarılı kılıyor. Fırsatlar dünyasıyla iletişim kurabilmek için bir kapı açıyor. Büyümek, evrilmek, fethetmek için sizi gerçek sevgiye, tutkuya, geleceğe, mutluluğa ve özgürlüğe davet ediyor. Dahası, sizden sadece kendiniz olmanızı istiyor.

Kaynak:
PsychCental

İlginizi çekebilecek diğer yazılar:

Hayatımızın anlamını ararken nerede kayboluyoruz?

Dış dünyanızı anlama reçetesi: Her gün sadece 5 Dakikanızı içinize bakmaya ayırın

“Atla Gelişelim”: İç dünyamıza farklı bir yolculuk

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale