Hayatta başkalarına karşı iyi arkadaş olmayı biliriz. Yargılamadan destek olur, dinler, zor zamanlarda yaslanacak omuz oluruz. Ama söz konusu kendimiz olduğunda işin rengi birden değişir ve arkadaşın yerini, adeta düşman alır. İş kendimize geldiğinde saldırmaktan, acımasız davranmaktan ve sertleşmekten kaçınmayız. Oysa iç huzurun, mental sağlığın, hatta işteki üretkenliğin en güçlü kaynaklarından biri öz şefkattir. Basitçe içe dönük bir iyilik olan bu beceri, pratik edilebilir yöntemlerle geliştirilebilir. Kendinin en iyi arkadaşı olma pratikleriyle kendinle daha derin ve gerçekçi bir bağ kurabilirsin!
1. Zor olanı fark et
Kendinin en iyi arkadaşı olmak, işler yolundaymış gibi davranarak kendini kandırmakla başlamaz. Aksine, zorluğu fark ederek açıkça isimlendirmekle ilgilidir. İçinden geçtiğin durumu inkar etmeden kabullenmek, kendine gereksiz yere yüklenmeni önler. Küçük ama oldukça kritik olan bu adım, duyguları bastırmadan görmeni sağlar ve zihnine güvende olduğu mesajı verir. Seni zorlayan durumlarda ortaya çıkan yetersizlik hissinden uzaklaşmak için bir adım geri atarak olaya uzaktan bakman, zorlukları acımasızca değerlendirmeni önleyerek olduğu gibi kabullenmeni sağlayabilir.
2. Yalnız olmadığını hatırla
Hayatta yaşadığımız acı, başarısızlık ve endişe gibi hislerin sadece bize özgü olduğunu sanırız. Ancak kusur olarak adlandırılan bu duygular ne başarısızlık, ne de beceriksizlik olarak adlandırılabilir. İnsan olmanın ortak özelliği olan bu tür pürüzler, bizi otantik ve kendine has yapan özelliklerdir. Kendinin arkadaşı olmak da içinden geçtiğin durumlarda yalnız olmadığını hatırlamakla mümkün olur. Yaşadığın şeyin sadece senin başına gelmediğini ve sorunun sende olmadığını hatırlaman, süreci daha kolay atlatmanı sağlayabilir. Bu tür duygulardan geçerken “Bu hissi yaşayan tek kişi ben değilim” demen bile, süreç üzerinde ciddi fark yaratabilir. Bu bilinç izolasyonu önleyerek seni sosyal hayatta daha dirençli kılabilir.
3. Bedenini de hatırla
Zihinsel olarak karşılaştığımız zorlukların hepsi bedensel bir karşılığa sahiptir. Bu nedenle kendimizin arkadaşı olurken bedeni de işin içine katmamız ve sinyalleri gözlememiz gerekir. Zor durumlarla karşılaştığında ellerini kalbinin üstüne koyarak birleştirmen ve derin nefes alıp vermen, sinir sistemini yatıştırmanı sağlar. Bu kadar basit bir fiziksel temas sayesinde yaşadığın güven ve derinlik hissi pekişir, kortizol ve stres seviyeleri düşer. Bu eylemi uygularken aklına, en iyi arkadaşının zor anlarında omzuna dokunduğunu getirebilirsin. İlk başta biraz tuhaf gelse de düzenli pratikle büyük fayda sağlayabilirsin.
4. Kendinle konuşma biçimini değiştir
Kötü bir durumla karşılaştığımızda ilk önce kendimizi sorumlu tutar, olayın tüm hıncını yine kendimizden çıkarırız. Oysa yakın arkadaşımızın anlattığı bir olay karşısında hemen iyi tarafları görmeye ve gelecekteki olası potansiyellere odaklanırız. Bu nedenle kendinin en iyi arkadaşı olmak, konuşma biçimi ve ifadelerle yakın ilişkilidir. Bu tür anlarda başka bir arkadaşın aynı durumda olsaydı ona ne diyeceğini düşünerek, kendine karşı takındığın tavrı iyileştirebilirsin. Çok basit görünse de uzun vadede hayata bakış açını büyük ölçüde değiştirecek bu cümleler “Elinden geleni yapıyorsun”, “Denedin olmadı, yapacak bir şey yok” gibi oldukça basit kalıplar olabilir. Bu cümleleri ayna karşısında sesli şekilde doğrudan kendine yöneltmen, zor olaylar karşısındaki içsel dayanıklılığını artırabilir. Çünkü çoğu zaman, yanında birinin olduğunu bilmek bile yeterlidir.
5. Şefkatin yerleşmesine izin ver
Kendine şefkat göstermek, bir dizi pratiğin bir arada uygulanmasından ibarettir. Olaylara bakış açını değiştirir, zor durumlarda kendinle savaşmaktan kaçınır ve pozitif olumlama yaparsan, süreç sonunda doğal olarak şefkat de edinirsin. Genellikle bedendeki ufak bir duyumsama ve hafif bir rahatlama hissetmek, şefkat için yeterlidir. Kendinin en iyi arkadaşı olurken dramatik tepkiler vermek yerine ufak ve küçük iyileştirmeler yaparsan, biraz olsun sakinleştiğini hissedebilirsin. Bu çalışma her şeyi mükemmel yapmasa da olaylarla başa çıkmanı ciddi şekilde kolaylaştırabilir.
Kendinle kurduğun ilişki, tüm hayat boyu sahip olacağın en uzun ilişkidir. Bu ilişkideki temellerin eleştiri yerine şefkat ve dürüstlük ile beslenmesi, stresle başa çıkmada yol göstericidir. Çünkü insanı hayatta ileri taşıyan şey kendini kırbaçlamak değil, yanında durmaktır. Bu güven duygusu beraberinde hatalarını kabullenmeyi, olaylara gerçekçi bakmayı ve üretken olmayı getirir.
Kaynak: greatergood, selfcompassion
İlginizi çekebilir: Kendinle en yakın arkadaş olmak ister misin?