X

Kendini bırakmak: Teslim olmanın huzurunu yaşıyor musunuz?

Teslimiyet senin için ne demek? Benim için büyük bir anlamda Allah’a güvenmek demek. İsmin bir önemi yok. Herkes kendi inancına göre seçebilir bu kelimeyi; isteyen evren, isteyen enerji, isteyen Allah, isteyen de doğa desin; fark etmez. Ben bugün o hisse odaklanalım istiyorum.

Öyle bir güven ki bu, bir dağın zirvesinden kendini rahatça aşağıya doğru bırakabilmek mesela; hiçbir şey düşünmeden, tereddüt bile etmeden, rahatlıkla. Öyle bir rahatlık ki çünkü biliyorsun: seni, O’nun her halükarda tuttuğunu, koruyup kolladığını, senin asla kötülüğünü istemeyeceğini biliyorsun. Yüreğinde bu güvenin tatminiyle hayatını yaşamaktan bahsediyorum. Dolayısıyla kendini teslim etmek o güce.

Bu noktada bazen kavramlar karışabiliyor. Teslimiyetin, tüm hayatı bırakıp kadercilik oynamak olduğunu düşünmüyorum. Zaten bırakıp ne olacaksa olsun diye bir yaklaşımla yaşıyorsak neden yaşıyoruz? Biz hiçbir şey yapmayıp sadece dileyip bekleyeceksek neden bu dünyada varız? Eğer bu şekilde inansaydım; şahsen bu dünyadaki varlığımı anlamlandıramazdım hiçbir zaman ve anlamsız bir hayat nereye gider, nasıl giderdi bilmiyorum.

Ben başka türlü bir teslimiyetten bahsediyorum.

İstediğin herhangi bir konuda hedef koymak, plan yapmak, hayaline giden tüm aksiyonları almak; yani elinden gelenin en iyisi yapmak ve sonra o noktadan sonra durmak! Sen elinden gelenin en iyisini yaptıktan sonra konunun üzerinde durmaya devam ettiğinde ne oluyor biliyor musun? Sürekli aynı konuyu düşünerek kendini sıkıştırmaya başlıyorsun, başka hiçbir şey yapacak enerjin kalmıyor, o an olmayıp zaman alıyorsa da o zaman diliminde kabuslarına giriyor vb.

Yani tek yaptığın kendine zarar vermek oluyor aslında. Ama eğer elinden gelen her şeyi yaptıktan sonra o güce güvenip doğru zamanda, doğru şekilde, zaten rahatça gerçekleşeceğine tüm kalbinle inanırsan, konuyu o güce devrediyorsun. Şöyle diyorsun: “Ben bu konuda elimden gelen her şeyi yaptım. Tüm kalbimle, tüm güvenimle, her şeyin olması gerektiği gibi olduğunu çok iyi bilerek konuyu sana teslim ediyorum. Artık bu iş sende! Ben şimdi yaratmak istediğim diğer konularla ilgilenmeye başlıyorum. Bu güzel işbirliği için şimdiden teşekkür ederim! Tek başıma olmadığımı bilmek çok güzel!”

Evet, evet işbirliği! Her şeyi kendi başıma hallediyor olmanın yorgunluğu ve bıkkınlığıyla isyan etmiştim bir defasında Ezgi’ye. O da şöyle demişti: “İyi de neden her şeyle tek başına uğraşman gerektiğini düşünüyorsun? Her şeyi yapacağım diye evrene hiç alan tanımıyorsun ki sen. Yüzde 50-50 iş bölümü yapmayı denesene?”

Ben de teslimiyet konusunun içerisine tam da bu noktadan giriş yapmıştım o zamanlar.

Kolay mı peki? Bence hayır, değil. Zihin susmuyor. Zihin hep endişeli, ego sürekli kıyas halinde. Onlara da panik olacak bir durumun olmadığını söyleyebilecek olgunlukta olup bırakmak olana kendini… Kolay olmayabilir evet, ama imkansız hiç değil. Oluyor tabii; olmuyor değil ama belki bunun için de zaman vermemiz gerekiyordur kendimize.

Teslim etmenin, teslim olmanın pasif bir durumdan ziyade aktif bir bilinç hali olduğunu hatırlatmak gerek sanırım kendimize. Pasif olmak bizi korkutabiliyor. Biz bir şey yapmadığımızda istediğimiz durum öylece kalır ve olmaz gibi bir şey yok aslında ortada. Aksine evrenin matematiği hepimizinkinden kuvvetli! Biz gözümüzle görmediğimiz için “hiçbir şey” olmuyor sanarken, gözümüzle göremediğimiz arka tarafta gerçekleşmesi için hummalı çalışmalar devam ediyor. Bunu evren, her birimiz için tek tek itinalı bir şekilde yapıyor. Yeter ki ona güvenip bırakalım…

Dileğim, bu sene, 2019’da daha çok güvenip daha çok bırakabilelim artık. Hafifleyelim hepimiz. Çoğumuz çok yorulduk geçmiş senelerde. Bu yıl hafifleme ve hafiflik yılı olsun hepimiz için.

Mutlu seneler!

İlginizi çekebilir: Tutku ve inancın gücü: Ayağınıza takılan taşları bile sevebilirsiniz

Gamze Baytan: Selamlar, Gamze ben. Meditasyon ve yoga hocasıyım. 7/24 çalıştığım organizasyon sektöründen bir anda "Ne yapıyorum ben kendim için" diyerek çalışma hayatımda ne istediğime karar vermek adına verdiğim arada; kendimi bir anda bol kitap, bol sorgulama, bol seans ve bol yazının içerisinde buldum. Yol yolu açtı ve ben artık izlemek yerine hayata katılmayı seçtim. Eylül '15'te Ezgi Sorman'dan aldığım Meditasyon Eğitimi Eğitmenliği'nden mezun oldum. Şu an toplam 2 günden oluşan ve içerisinde “stres nedir, bedene etkileri nedir, sağlıklı seçimler yapmamız nasıl mümkündür, meditasyon nedir, ne işimize yarar, faydaları nedir, biz aslında kimiz” gibi soruların cevabını konuşup; her birimizin modu her an değişkenlik gösterdiği için tek bir tekniğe kendimizi sıkıştırmak yerine, esnek olabilmek adına 3 ayrı varyasyonun deneyimendiği eğitimler ve grup meditasyonları yapmaktayım. Yollar bitmez tabi hayat boyu; görebildiğimiz sürece. Ayık ve uyanık olarak yakalayabildiğimiz takdirde hayatı. Ve Cihangir Yoga'da Berivan Aslan Sungur'un Yin Yoga Eğitmenliği eğitimiyle kesişti yolum. Temmuz '17’de de meditasyon hocalığımın yanı sıra yin yoga hocalığına tam anlamıyla adım atmış oluyorum. Ben ruh-zihin-beden ile bütünüyle çalışmaktan çok keyif alıyorum. Yeni şeyler keşfediyorum. Hayatta hem daha güçlü hem daha esnek durabiliyorum artık. Her şey artık hem daha derin hem daha hafif. Ve bütün bu deneyimleri daha rahat anlamamı, içselleştirmemi, görmemi sağlayan en büyük araç da kelimelerim. Yazıyorum çünkü yazı benim bu hayatta ruhumla özgürce dansedebildiğim en özgür alan. Yazıyorum çünkü yaşadığımız, başımıza gelen herhangi bir şeyde yalnız olmadığımızı, çaresiz olmadığımızı bilelim, kuvvetimizi yine birbirimizden alalım, birbirimize yayalım ve şifa olalım diye.. Tüm insanlığa yayılmak niyetiyle. Mail adresim: gamzebaytan@gmail.com

Saç kalitesinin sırrı yıpranmayı onarmak mı önlemek mi? 

Saçlarınız gün içinde fark etmeden düşündüğünüzden daha çok yıpranabiliyor. Sabah saçınızı kuru taramanın bıraktığı hasar, gün içinde hava kirliliğine maruz kalmak, duş sonrası yüksek ısıyla kurutma, sık şekillendirme… Tüm bu küçük adımlar zamanla birikiyor ve saç tellerinizde gözle görülmeyen hasarlar bırakıyor. Çoğu zaman “yıpranan saçları nasıl onarabileceğimize” odaklanıyoruz; oysa bilim bize çok daha kritik bir gerçeği fısıldıyor: Yıpranan saç kalıcı olarak onarmak pek mümkün değil. Çünkü saç, canlı dokular gibi kendi kendini yenileyen bir yapı değildir. Saç telini oluşturan keratin zincirleri bir kez hasar gördüğünde, uygulanan ürünler sadece yüzeyde geçici bir güçlendirme sağlar. Saç daha parlak görünür, daha yumuşak hissedilebilir fakat bu görünüm kalıcı bir onarım sunduğu anlamına gelmeyebilir.



Bu yüzden sağlıklı saç denkleminin en kritik noktası, saçın zarar görmesini engellemektir.

Türkiye’de uzun, gür ve dalgalı saçlar her zaman popülerliğini koruyor. Saçlarını uzatmak için maskeler, yağlar ve vitaminler deneyen pek çok kişi, saçlarının dipten sağlıklı bir şekilde uzamasına rağmen saç uçlarının sağlıksız göründüğünü fark edebiliyor. Peki bunun ardındaki sebep ne olabilir? Çoğu zaman bu durumun nedeni, farkına varılmayan koparak dökülme ve kırılmadır.



Trikologlar birçok insanın, saçlarının “koparak döküldüğünün” farkında bile olmadığını belirtiyor. Yüksek ısı, yanlış kurutma rutinleri ve sıcak şekillendirme araçları, saç boyunu uzatmaya çalışırken en hızlı kaybettiren etkenlerin başında geliyor.



Peki çözüm? Saçı şekillendirirken ona zarar vermemek. Yani ısıyı kontrol etmek.

Bilimin ışığında saçın anatomisi: Neden geri dönüş yok?

Saç telinin ana yapısını, tıpkı merdiven basamakları gibi sıkıca birbirine bağlanmış keratin proteinleri oluşturur. Saç telinin dış katmanı olan kütikül ise bu iç yapıyı koruyan pulcuklardan oluşur.

  • Yüksek ısı etkisi: Saçınızı aşırı yüksek ısıya maruz bıraktığınızda, bu ısı saç telindeki protein bağlarını parçalar. Saçın dış katmanı olan kütikül pulcukları zarar görür, kalkar ve saçın nemini kaybetmesine neden olur. Saçın içindeki suyu ani bir şekilde buharlaştıran aşırı ısı, protein yapısında geri dönüşü olmayan, kalıcı hasar yaratır.
  • Kalıcı hasar: Saç, tırnaklar gibi canlı olmayan bir dokudur. Cildinizde oluşan bir kesik gibi kendini yenileme yeteneği yoktur. Piyasada “onarım” iddiasıyla sunulan ürünler, hasarlı kütikül katmanını geçici olarak pürüzsüzleştiren ve saçın nem tutma kapasitesini artıran dolgu maddeleri içerir. Bu sayede saçınız bir süreliğine daha parlak ve güçlü görünebilir. Ancak saçın iç yapısındaki tahribat (kopan protein bağları) kalıcıdır ve eski haline getirilemez.

İşte bu yüzden, saç sağlığınız için hasar meydana geldikten sonra onu onarmaya çalışmak değil, baştan önlemektir.



Yıpratmamayı seçin: Dyson’ın saç bilimiyle tanışın

Saç sağlığının ilk adımı, birçok kişinin gözden kaçırdığı bir detayda gizli: Saç şekillendirmede kullanılan aşırı ısıdan kaçınmak. Dyson, bu bilimsel gerçeği merkeze alarak tüm saç şekillendirme ürünlerini, aşırı ısı hasarı olmadan etkili sonuçlar verecek şekilde tasarlar.

Dyson’Dyson’Dyson’ın temel felsefesi basittir: Saçı kuruturken ve şekillendirirken sıcaklıktan değil, akıllı mühendislikten ve güçlü, kontrollü hava akımından faydalanmak.

Yüksek teknolojiyle gelen koruma

Dyson saç şekillendirme makinelerinin tamamı, saç ve saç derinizin sağlığını korumaya odaklanan ortak bir teknolojiye sahiptir:

  1. Akıllı ısı kontrolü: Tüm Dyson ürünlerinde saniyenin çok küçük bir bölümünde sıcaklığı onlarca kez ölçen akıllı sensörler bulunur. Bu sensörler sayesinde makineler, saçın aşırı ısınmasını engelleyecek sabit ve güvenli bir sıcaklıkta kalır. Bu teknoloji, özellikle saç kurutma makinelerinin bile farkında olmadan yarattığı günlük ısı hasarını ortadan kaldırır. Örneğin, Dyson Supersonic Nural™ saç kurutma makinesi, saç ve saç derisi sıcaklığını sürekli analiz ederek, gerektiğinde ısıyı otomatik olarak düşürüp yükseltir.
  2. Dijital motor teknolojisi: Dyson’ın güçlü ve hafif dijital motoru, geleneksel makinelerin aksine ısıya bağımlı kalmadan, yüksek hızlı, kontrollü hava akışı sağlar. Bu sayede saçınızı yüksek ısıya maruz bırakmadan çok daha kısa sürede kurutabilir ve şekillendirebilirsiniz.
  3. Esnek şekillendirme gücü: Saç, ıslakken en esnek halindedir. Dyson Airwrap™ ve Dyson Airstrait™Dyson Airwrap™ gibi makineler, bu nemli halinden yararlanarak saça şekil verir. Saçınızı kuruturken ve şekillendirirken aynı zamanda saçı sabitlemek için soğutma gereklidir. Bu sebeple tüm makinelerde şekli kalıcı kılmak için saçın hızla soğumasını sağlayan Soğuk Şok (Cold Shot) özelliği bulunur.

Saç sağlığınıza yapılacak en iyi yatırım

Saç sağlığınız için sürekli olarak yüksek fiyatlı bakım maskeleri, serumlar ve kremler satın alıyorsanız, aslında hasarın sonuçlarına yatırım yapıyorsunuz demektir. Oysa Dyson, size bu hasarı kökten önleme seçeneğini sunuyor.

Unutmayın, binbir zorlukla uzattığınız saçlarınızın boyu, aşırı ısı nedeniyle her gün biraz daha koparak dökülüyorsa, hiçbir bakım ürünü bu kaybı geri getiremez. Saç tipinize en uygun Dyson ürünü (Airwrap™, Airstrait™, Supersonic™) ile tanışarak yıpratmamayı seçmek, sadece daha mantıklı değil, aynı zamanda daha kalıcı bir çözümdür.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.







İlgili Makale