X

Kendine güvenen çocuklar yetiştirmek için etkili öneriler

“Çocuğum özgüvenli olsun!” ailelerden çok sık duyduğum bir cümledir. Aslında yapılan araştırmalara bakıldığı zaman aileler haklılar. Araştırmalar, özgüvenin ruhsal bozukluklara karşı koruyucu bir faktör olduğunu, özgüvenli çocukların daha mutlu olduklarını, daha iyi ilişkiler kurduklarını, akademik ve meslek hayatlarında daha başarılı olduklarını; özgüveni düşük olan çocukların ise, kaygı ve depresif semptomlar geliştirmeye daha yatkın olduğunu, sosyal ilişkilerinde, akademik ve mesleki hayatlarında zorlandıklarını vurguluyor.

Özgüven nedir? Özgüvenli çocuk ne demektir?

Özgüveni kendimize olan bakış açımız, kendimiz ile ilgili hissettiklerimiz olarak tanımlayabiliriz. Özgüven, kendimize verdiğimiz değer ve duyduğumuz saygıdır. Kendimize duyduğumuz güven, çevremizle kurduğumuz ilişkiyi, nasıl bir insan olduğumuzu, seçtiğimiz arkadaşları, akademik başarımızı, mesleki hayattaki gelişimimizi ve genel olarak hayattan aldığımız zevki ve mutluluğumuzu belirleyici bir rol oynar.

Özgüven, doğumumuzla birlikte gelişmeye başlar, ergenlik ve genç yetişkinlik dönemine kadar artarak ilerler, orta yaşlarda en üst noktaya ulaşır ve yaşlanma ile birlikte azalmaya başlar. Kendine güvenen çocuk yetiştirmenin iki temel noktası vardır: Çocuğun, ne olursa olsun sevildiğini ve değer verildiğini hissetmesi… Sırf var olduğumuz için önemsendiğimizi hissedemezsek, kendimizi durmadan kanıtlama çabasına gireriz. Değerli olduğumuzu anlamak için başta ailemiz olmak üzere, hep başkalarını etkilemeye çalışır, sürekli onay alma arzusunu taşırız.

Özgüvenli olmak çocuğun her alanda en iyi olmasını gerektirmez. Sporda çok başarılı olan çocuklar, sanat alanında o kadar iyi olmayabilirler. Bazı çocuklar akademik alanda çok başarılı olabilirler, bazı çocuklar ise sosyal ilişkileri yönetme konusunda çok iyidir. Önemli olan, çocukların kendilerini iyi hissettikleri alanların olabilmesidir. O zaman zaten, çok da iyi olmadıklarını düşündükleri alanları fazla önemsemeyeceklerdir ve o alanlarda çok iyi olmak için stres ve kaygı yaşamayacaklardır.

Aileler çocuklarının özgüvenini geliştirmek için neler yapabilir?

  • Yaşına uygun sorumluluk verin. Böylece, kendisine güvenildiğini bilir. 6 yaşındaki bir çocuk kendi yatağını yapabilir veya dağıttığı odasını kendisi toplayabilir. Ailecek yemeğe gittiğiniz bir yerde 8 yaşındaki oğlunuz kendi adına sipariş verebilir. 11 yaşındaki çocuğunuz, evin yakınındaki marketten bir şey alabilir veya yaşadığınız yerdeki komşularınızın çocuklarıyla oynamaya tek başına gidebilir.
  • Sizi kızdıracak veya üzecek bir davranışta bulunduğu zaman davranışını eleştirin; kendisini değil. Kardeşine vurduğu için kızına kızan bir baba şöyle diyebilir: “Kardeşine vurduğun için çok kızdım.”
  • Çocuğunuzun zorlanmasına izin verir. Çocuğunuzun başarısız olması düşünüldüğü kadar korkutucu bir durum olmayabilir. Zorlandığını gördüğünüz zaman, geri adım atın ve ona denemesi için alan tanıyın. Zorlanmasına izin vermek, çözüm üretmesine izin vermektir. Çözüm üreten çocuk, zorluklarla baş etmeyi öğrenir.
  • Çocuğunuzu övün. Çocuğunuzu överken uygun derecede bunu yaptığınıza emin ol. Çok sık ve aşırı yaparsanız, çocuk kendisinin mükemmel olduğunu düşünebilir ya da her zaman mükemmel olma çabasında hissedebilir kendini. Çocuğunuz iyi birşey yaptığında övdüğünüz zaman, doğru yolda olduğunu anlayacak ve kendine olan güvenini geliştirecektir.
  • Yaşına ve becerilerine uygun hedefler koyun. Çocuğundan hangi alanlarda, ondan neler beklediğinizi net bir şekilde ifade edin. Hedeflere ulaştığı zaman ödüllendirin ve yeni bir hedef koyun. Başardığını hissetmek özgüven gelişimi için önemli bir faktördür.
  • Çocuğunuzun ilgi alanlarını keşfedin ve o alanda ilerlemeleri için teşvik edin.

  • Çocuğunuzun arkadaş ilişkilerini pekiştirin. Aileden sonra, çocuklar için arkadaşları tarafından sevildiklerini ve kabul edildiklerini bilmek kendine güvenleri açısından önemli rol oynar. Okul dışında, çocuğunuz arkadaşları ile birlikte zaman geçirmesi çocuğunuzun arkadaşlık ilişkilerini güçlendirirken, farklı arkadaş grupları kurmasına da olanak sağlar.
Uzman Psikolog Sandy Kohen: Sandy Kohen, Koç Üniversitesi Psikoloji bölümünden mezun olduktan sonra Okan Üniversitesi Klinik Psikoloji yüksek lisans programını tamamladı. Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri’nde farklı hastanelerde psikolog olarak staj yaptı. 2014 yazında Yale Üniversitesi Çocuk Araştırmaları Merkezi’nde (Yale Child Study Center) psikoeğitimsel ve klinik araştırma, değerlendirme ve uygulama çalışmalarına katıldı. 2011 yılından beri çocuk, ergen ve genç yetişkinlerle kaygı bozuklukları, duygudurum bozuklukları ve dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu üzerine hem Türkçe hem İngilizce olarak psikoterapi ve aile danışmanlığı; yetişkinler ile iş hayatında performans ve odak arttırma üzerine bireysel koçluk çalışmalarını sürdürmektedir. Mevcut olarak, YDY Eğitim Araştırma Danışmanlık Merkezi’nde Bilişsel Davranışçı Terapi yöntemi ile psikoterapi çalışmalarını devam ettirmektedir.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.

i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale