X

Kendine alan aç: Evde meditasyon köşesi kurma rehberi

Daha önce pek çok kez meditasyon pratiğinin özünde zihni sakinleştirme, onu dolaysız, yargısız bir biçimde gözlemleme olduğundan bahsetmiştik. Düzenli pratik edilen meditasyon çalışmalarının faydaları üzerine yazılıp çizilenler de ortada. Peki kendi pratiğimizi sürekli kılmak adına ne yapılabilir diye yola çıkarsak, gün içinde kendimizi rahat hissettiğimiz, sıkça vakit geçirdiğimiz bir ortamda, meditasyon pratiği için bir alan tanımlamak oldukça işe yarar olacaktır.

Gündelik hayatta çoğunlukla yapılan her eylemin, ona has bir mekanı olduğunu söylememiz yanlış olmayacaktır. Yani uyumak için bir yatak odasına sahibizdir ki meditasyon için de bir meditasyon alanını tanımlayabiliriz. Meditasyon için tanımladığınız bu alan, tamamen size özel olacak ve gündelik aktiviteleriniz içinde pratiğin yerini alması ve süreklilik kılması kolaylaşacaktır.

Peki bu köşeyi nasıl tasarlayabiliriz?

Pratik yapacağın alanı seç

Evinde, ofisinde, kendini rahat hissettiğin o alan neresi ise, pratik yapabileceğin bir köşe seçerek işe başlayabiliriz. Seçiminizi yaparken, kendinizden yola çıkın. Eğer gürültüden rahatsız olan bir yapınız varsa, evin en sessiz yerine yönelmenizi tavsiye edebilirim. Ya da temiz havadan zevk alan bir yapınız varsa, balkonunuzda küçük bir alan açabilirsiniz. Ya da her daim vakit geçirdiğiniz yer bir oturma odası ise, orada yaratacağınız bir köşe, sürekli gözünüze çarpacak ve pratik için sizi davet ediyor olacaktır. Kısacası alanını seçerken kendinizden yola çıkarak, tüm samimiyetiniz ve kapsayıcı bir şekilde verdiğiniz kararlarla alan tanımınızı yapabilirsiniz.

Alanını tasarla

Mimari anlamda değerlendirecek olursak, seçtiğiniz alanı mutlaka küçük bir halı, örtü, minder ya da yere çizeceğiniz bir kare, yuvarlak vs ile tanımlayın. Bu görsel sınırlama, hem pratiğin ruhuna girmenizi kolaylaştıracak hem de sizinle aynı mekanı paylaşan diğer insanlara karşı kendi özel alanınızı tanımlamış olacak. Tabii ki bu seçimi yaparken, kendi renk, doku, desen vb zevklerinizi de göz ardı etmemenizi öneririm. Çünkü zevkle dekore edilmiş bir köşenin davetkarlığı oldukça yüksek olacaktır.

Alanın içinde küçük bir köşeyi hoşlandığınız objelere ayırın. Bu küçük bir sehpa üzerine yerleştirdiğiniz mumlar, tütsüler, doğal taşlar vb olabileceği gibi, sizin için önemli objeler, oyuncaklar, bitkiler bile olabilir. Kendi alanınızın mimarı olabilir ve isterseniz daha büyük ve cesur düşünerek, bu köşenin duvarlarını boyayabilirsiniz. Tavandan bir takım objeler sarkıtabilir, duvar halıları kullanabilirsiniz. Ya da belki sevdiğiniz görsellerle donatabilirsiniz. Daha fazlasını isterseniz, internet üzerinden arattığınız anahtar kelimelerle daha önce yapılmış harika meditasyon köşelerine bir göz atabilir ve kendi alan tanımınız için yeni fikirler keşfedebilirsiniz.

Ne olursa olsun, tasarladığınız bu köşeyi düzenli ve temiz ve tüm detaylarıyla işlenmiş bir şekilde tutun ki, bedeninize ve zihninize doğru çıktığınız yolculukta, arabanızın sizi yarı yolda bırakmasına izin vermemiş olasınız. Siz değiştikçe de alanınız değişsin. Herhangi bir durum sizi rahatsız edemesin, bu alanda siz, kendiniz ve zihniniz bir olabilesiniz.

Keyifli tasarımlar dilerim.

 

İlginizi çekebilir: Yoga eğitmeni ya da mimar olmak, işte bütün mesele bu

Fulya Ates: 2012 yılında İTÜ Mimarlık Bölümünü bitirdi. 2014 yılında İTÜ Mimari Tasarım Master derecesini aldı. 2012 yılından bu yana çeşitli ulusal ve uluslararası mimari yarışmalarda ödüller aldı. Mimarlık mesleğini pratik ederken hayatına bir hobi olarak kattığı yoga ve meditasyon çalışmalarını yoga eğitmenlik eğitimi alarak ileri bir boyuta taşıdı. Şimdi mimarlık mesleğinin yanı sıra, kişiye özel ve grup yoga dersleri vererek, beden üzerinden yeni bir mimarlık inşa etmeye ve araştırmaya devam ediyor. Bilginin paylaştıkça çoğaldığına inanarak, www.cevikmaymun.com adresi üzerinden yoga ile ilgili edindiği tüm deneyimleri paylaşıyor. Daimi öğrenci kalabilmek, sürekli öğrenmek en büyük tutkusu.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.

i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale