X

Kendimize sormamız gereken en önemli soru: “Bugün bir başkası için ne yaptım?”

“Bıktım şu bağış toplayanlardan” dedi bir arkadaşım geçen gün. “O kadar çok koşan arkadaşım var ki. Hepsi de bağış topluyorlar. Artık hiçbirine yollamama kararı aldım.” diyerek cümlesini noktaladı. Tuhaf bir dünya değil mi? Aslında sevinmemiz lazımken kızıyoruz. Bir işe yaramak için, sadece oturdukları yerden konuşmayıp harekete geçmeye çalışan insanlardan rahatsız olabiliyoruz. Devletin, toplumun yetişemediği bir çok yaraya pansuman olmaya çalışıyorlar. Kendileri için istemiyorlar o paraları. Ama biz rahatsız oluyoruz. Neden?

Bunun arkasını çok merak ediyorum ve düşünüyorum. Acaba kendileri harekete geçemedikleri için mi rahatsız oluyorlar? Aslında rahatsız oldukları, kendi aksiyonsuzlukları mı? Kendilerine mi kızıyorlar? 

“Ben kendi çapımda kendi yardımımı yapıyorum zaten” diyenler de var. Ben de böyleydim bir zamanlar. “Aman geldi yine bağış maili” derdim. Ve ben o zaman hiçbir şey yapmazdım. Muhtemelen de bu sebeple, yapanları için için kıskandığım için söylenirdim. “Ben kendi çapımda yardımlarımı yapıyorum zaten” cümlesini de kurmuşluğum vardır. Bu da tamamen kendimi aklamak içindi tahminimce. “Ben aslında kötü bir insan değilim” demeye çalışmanın başka bir yoluydu. Ama şu var ki aksiyonlar sözlerden daha gerçekçi. Onları dışarı çıkartmak lazım.

Geçen gün sevdiğimiz bir köşe yazarı, çok pahalı bir çanta almış ve çantasıyla aşk yaşadığına dair sosyal medyada paylaşımda bulunan sosyetik bir figüre serzenişte bulunuyordu. Sanırım çantanın fiyatı 20.000 TL’lerin üstündeydi. “Bu parayla neler neler alınır, ne ihtiyacı olanlar okutulur, doyurulur, dertlere derman olunur?” konulu bir yazı yazmıştı. Onu ben bugün çok iyi anlıyorum. Bu kadar pahalı bir çantam hiçbir zaman olmadı ama yüksek sayılabilecek paralara lüks tüketim ürünleri almışlığım oldu. Belki yine de ilerde alacak olabilirim. Bunlar kişisel kararlar ve kimsenin kimseyi sorgulamaya hakkı yoktur. Ama en azından bugün 20.000 TL ile neler yapılabileceğini biliyorum.

Mesela 7000 TL ile ölümcül hasta olan bir çocuğun son dileğinin yerine getirilebileceğini biliyorum. Anası babası hayatta olmayan Darüşşafakalı bir çocuğun bir yıllık eğitim giderinin 10.000 TL olduğunu biliyorum. Depremde hayat kurtaran AKUT’un bir operasyon bedelinin 3500 TL olduğunu biliyorum. Siz de bilin. Bilin ve yaşam tercihlerinizi ona göre yapın. Yılda iki yerine bir çanta alıp, diğerinin bedeliyle bambaşka bir yüzü güldürmeyi tercih edebilirsiniz belki. Zaten günümüzde kendimize sormamız gereken en önemli soru şu aslında: “Başkaları için ne yapıyorsun?”

Siz bugün bir başkası için ne yaptınız sahi?

Ben 12 Kasım Avrasya Maratonu’nda kanser tedavisi için bütün yaşam düzenlerini çok uzakta bırakarak İstanbul’a gelen ancak ebeveynlerinin maddi sıkıntıları nedeniyle tedavileri aksama riski taşıyan çocuklar ve ailelerine; konaklama, gıda ve psikososyal destek hizmetleri sunan “umut” dolu bir evin ikincisini yapmak için kolları sıvayan KAÇUV’a (Kanserli Çocuklara Umut Vakfı) destek olmak için koşuyorum.

Detaylar için: https://ipk.adimadim.org/kampanya/CC25153

Özlem Sökmen: Koşucu, anne, sokak hayvanı aşığı, eğitmene dönüşmüş ex İnsan Kaynakları insanı. TED Ankara Koleji ve Hacettepe Üniversitesi, İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunu. Unilever, Turkcell, Lafarge, BC ve Arçelik gibi birçok çok uluslu şirketin İnsan Kaynakları departmanında 20 yıl boyunca yerel, bölgesel ve global düzeyde yönetsel kadrolarda görev aldı. Kurumsal hayata en büyük hayali olan “iş hayatına yeni atılanlara profesyonel hayatı ‘hack’lemeyi öğretme aşkıyla” veda etti. Personal Best isimli şirketin kurucusu ve aynı isimli eğitimin yaratıcısı. 2016’da 3 adet uluslararası maraton koşmuş olan Özlem, 15 yaşında bir kız ve sokaktan sahiplenilmiş iki kedi ve iki köpek annesi. İşi, kızı ve sevdikleriyle geçirdiği zamandan arta kalan her anını ormanda, koşu pistlerinde geçiriyor ve genel olarak güzel yemekler, güzel şaraplar ve güzel tatiller için yaşıyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale