Kendimize sormamız gereken en önemli soru: “Bugün bir başkası için ne yaptım?”

“Bıktım şu bağış toplayanlardan” dedi bir arkadaşım geçen gün. “O kadar çok koşan arkadaşım var ki. Hepsi de bağış topluyorlar. Artık hiçbirine yollamama kararı aldım.” diyerek cümlesini noktaladı. Tuhaf bir dünya değil mi? Aslında sevinmemiz lazımken kızıyoruz. Bir işe yaramak için, sadece oturdukları yerden konuşmayıp harekete geçmeye çalışan insanlardan rahatsız olabiliyoruz. Devletin, toplumun yetişemediği bir çok yaraya pansuman olmaya çalışıyorlar. Kendileri için istemiyorlar o paraları. Ama biz rahatsız oluyoruz. Neden?

Bunun arkasını çok merak ediyorum ve düşünüyorum. Acaba kendileri harekete geçemedikleri için mi rahatsız oluyorlar? Aslında rahatsız oldukları, kendi aksiyonsuzlukları mı? Kendilerine mi kızıyorlar? 

“Ben kendi çapımda kendi yardımımı yapıyorum zaten” diyenler de var. Ben de böyleydim bir zamanlar. “Aman geldi yine bağış maili” derdim. Ve ben o zaman hiçbir şey yapmazdım. Muhtemelen de bu sebeple, yapanları için için kıskandığım için söylenirdim. “Ben kendi çapımda yardımlarımı yapıyorum zaten” cümlesini de kurmuşluğum vardır. Bu da tamamen kendimi aklamak içindi tahminimce. “Ben aslında kötü bir insan değilim” demeye çalışmanın başka bir yoluydu. Ama şu var ki aksiyonlar sözlerden daha gerçekçi. Onları dışarı çıkartmak lazım.

Geçen gün sevdiğimiz bir köşe yazarı, çok pahalı bir çanta almış ve çantasıyla aşk yaşadığına dair sosyal medyada paylaşımda bulunan sosyetik bir figüre serzenişte bulunuyordu. Sanırım çantanın fiyatı 20.000 TL’lerin üstündeydi. “Bu parayla neler neler alınır, ne ihtiyacı olanlar okutulur, doyurulur, dertlere derman olunur?” konulu bir yazı yazmıştı. Onu ben bugün çok iyi anlıyorum. Bu kadar pahalı bir çantam hiçbir zaman olmadı ama yüksek sayılabilecek paralara lüks tüketim ürünleri almışlığım oldu. Belki yine de ilerde alacak olabilirim. Bunlar kişisel kararlar ve kimsenin kimseyi sorgulamaya hakkı yoktur. Ama en azından bugün 20.000 TL ile neler yapılabileceğini biliyorum.

Mesela 7000 TL ile ölümcül hasta olan bir çocuğun son dileğinin yerine getirilebileceğini biliyorum. Anası babası hayatta olmayan Darüşşafakalı bir çocuğun bir yıllık eğitim giderinin 10.000 TL olduğunu biliyorum. Depremde hayat kurtaran AKUT’un bir operasyon bedelinin 3500 TL olduğunu biliyorum. Siz de bilin. Bilin ve yaşam tercihlerinizi ona göre yapın. Yılda iki yerine bir çanta alıp, diğerinin bedeliyle bambaşka bir yüzü güldürmeyi tercih edebilirsiniz belki. Zaten günümüzde kendimize sormamız gereken en önemli soru şu aslında: “Başkaları için ne yapıyorsun?”

Siz bugün bir başkası için ne yaptınız sahi?

Ben 12 Kasım Avrasya Maratonu’nda kanser tedavisi için bütün yaşam düzenlerini çok uzakta bırakarak İstanbul’a gelen ancak ebeveynlerinin maddi sıkıntıları nedeniyle tedavileri aksama riski taşıyan çocuklar ve ailelerine; konaklama, gıda ve psikososyal destek hizmetleri sunan “umut” dolu bir evin ikincisini yapmak için kolları sıvayan KAÇUV’a (Kanserli Çocuklara Umut Vakfı) destek olmak için koşuyorum.

Detaylar için: https://ipk.adimadim.org/kampanya/CC25153

Özlem Sökmen
Koşucu, anne, insan kaynakları yöneticisi, sokak hayvanı aşığı. TED Ankara Koleji ve Hacettepe Üniversitesi, İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunu. Unilever, Turkcell, Lafarge ve BC ... Devam