X

‘Kendimize benzeyen’ değil kendi ayakları üzerinde duran çocuklar yetiştirelim

Her çocuğun zaman zaman zorlandığı anlar vardır. Yapmak istediğinin ne olduğuna karar verememesinin ötesinde, nasıl yapacağını da bilemediğinden yakınır. Uğraşır, didinir, işin içinden çıkamaz. Doğruyla yanlış arasında takılmış bir şekilde gider gelir. Üstelik kullanacağı deneyimlerin de kısıtlı olmasından dolayı, arkasına dönüp baktığında çok da çeşitli davranış modelleri bulamaz. Elinde tek bir seçenek vardır: Ailesini taklit etmek.

Birçok yetişkinden duymuşuzdur; ‘Ne de çok benziyor annesine, büyümüş de küçülmüş’ cümlesini. Anne-babalar gururlanır bazen; ‘Tıpkı benim kopyam, aynı benim gibi davranıyor’ diye. Anne-baba olmanın verdiği benimseme, sahiplenme duygusu ile bizde var olanı bir sonraki nesle aktarma ihtiyacı duyarız hep. Bizim karakterimiz, değerlerimiz, duruşumuz geçsin isteriz bizden sonrakilere. Peki bunu yaparken kendimizi değerlendirir miyiz? Biz her şeyi düzgün ve uygun yapan yetişkinler miyiz? Aktardığımız her kavram, çocuğumuzu geliştirip, ileriye taşıyacak mı? Yoksa sadece kendimizin aynısından bir tane daha mı var ediyoruz?

İlgili yazı: İyi ebeveyn olmanın 6 kuralı

Çocuklara kavramsal bir değer veya yeni bir beceri öğretirken, o beceriyi bir yetişkin olarak kendimizin de nasıl yaptığını analiz edelim. Özellikle iletişimsel ve sosyal beceriler temel alındığında, her yetişkinin farklı bir iletişim kurma ve ilişki yönetme tarzı vardır. Çocuk, karşılaştığı zorluklardan deneme-yanılma yoluyla çıkmayı başaramazsa, kendi deneyimlerine dönüp, repertuarında olan davranış şekillerinden destek alacaktır.

Çocuğunuzun uygun davranması için önce siz uygun davranın

Siz uygun beceriler sergilediğiniz takdirde, çocuğunuzun de arzu ettiğiniz gibi davranacağını göreceksiniz.

Davranış eğitiminin en temellerinden biri ise evde alınan eğitimdir. Hayatımız boyunca, ev-okul-arkadaş ortamlarından edindiğimiz deneyimlerin; biz yetişkinlerin birey olmasını sağladığı gibi, yaşamının başında olan bir çocuk için ise ev, yani beceri edinme ortamlarının en temeli olarak kabul edilmektedir. Eğer bir anne, çocuğunun problem yaşadığını dile getirdiğinde ya da bir sıkıntısını paylaşmak istediğinde, çocuğunu geçiştiriyorsa, çocuk da yetişkinlik döneminde yaşadığı ilişkilerde karşılaştığı problemler karşısında susmayı, konuyu geçiştirmeyi öğrenir. Gelişmemiş iletişim becerileri sosyal ortamlarda düşük öz güven ile birlikte hareket etmektedir. Çocuğumuzu kendine güveni olan, problemlere karşı dayanıklı, kendini ifade edebilen bireyler halinde yetiştirmek istiyorsak, sürece ilk önce kendimizden başlamalıyız. Bizler de sosyal ortamlarda olumlu iletişim kuran, karşımızdaki ile yapıcı bir bağ sağlayan bireyler olalım ki çocuğumuz da bizden uygun davranışlar gözlemlesin ve bizi taklit etsin. Çocuğunuzun öğrenmesini istiyorsanız, ilk önce öğrenmesini istediğiniz şeyi siz yapın. Çocuğunuzun uygun davranmasını istiyorsanız, öncelikle siz uygun beceriler sergilemeye özen gösterin. Çocuklar çok çabuk öğrenir ve öğrenmenin en temeli gözlem ve taklittir.

Kendimize benzeyen bireyler yaratmak yerine, kendi “değerleri” olan, ne istediğini bilen ve ayakları üzerinde durabilen çocuklar yetiştirmemiz dileğiyle…

Uzm. Psk. Sandra Pasensya: Uzm. Psk. Sandra Pasensya, psikoloji eğitimini Fransa’da Sorbonne-Paris V-Üniversitesi’nde tamamlayarak, İngiltere’de Liverpool Üniversitesi’nden klinik psikoloji uzmanlığını onur derecesiyle almıştır. “Otizmli Çocukların Duyusal Süreçlerinin Davranış Problemlerine Etkisi” konulu uzmanlık tezi uluslararası platformda birinci seçilerek, Uzm. Psk. Sandra Pasensya’ya başarı ödülleri kazandırmıştır. Yurtdışındaki özel eğitim kurumlarında edindiği deneyimin ardından, davranış terapisti olarak başladığı yolculuğuna, Tohum Otizm Vakfı Rehberlik Birimi’ni kurarak devam etmiştir. Birçok araştırma ve bilimsel çalışmaya imza atan uzman psikolog, ulusal ve uluslarası kongrelere konuşmacı olarak davet edilmekte, başlattığı “Otizme Işık Tut” projesiyle sosyal sorumluluk çalışmaları kapsamında otizm farkındalığını daha geniş kitlelere tanıtmaktadır. Kurucusu olduğu RENKLER OTİZM AKADEMİSİ ile uzmanlık alanları olan psikoloji ve eğitimi, “psikoeğitim” çatısı altında buluşturarak, otizm alanına yenilikçi bir bakış açısı kazandırmıştır.

Dyson Airwrap Co-anda2x™’ya geçmek için 5 geçerli sebep

Sabah aynanın karşısında saçlarla geçirilen birkaç dakika, aslında günün enerjisini ve ruh halini belirliyor. Günün keyifli anlarından biri olan saç şekillendirme ritüeli, doğru araçlarla birleştiğinde tüm günün enerjisini pozitif yönde değiştirebilir. 



Dyson saç şekillendirme ürünleri hayatımıza girdiğinden beri saçlarımızı istediğimiz şekle sokmamıza yardımcı oluyor hem de bunu yaparken ısı hasarından koruyor. Şimdi ise saç şekillendirmenin bir adım ötesine geçerek bambaşka bir deneyim sunuyor. Dyson Airwrap Co-anda2x™ iki kat daha fazla hava basıncı yaratıyor. Böylece saç kurutma ve şekillendirme süresi neredeyse yarıya düşüyor.               

1. Farklı başlık seçenekleriyle hem günlük kullanımda hem özel günlerde kullanım imkanı

Saç şekillendirme artık tek bir forma sığdırılmıyor. Yeni Airwrap, sahip olduğu başlık çeşitliliği ile güzellik anlayışına farklı bir boyut getiriyor. İster hacimli bukleler, ister pürüzsüz düz fönler, ister doğal dalgalar olsun; her saç tipi ve ruh hali için bir çözüm sunuluyor.

Dyson Airwrap Co-anda2x™  modeliyle, sadece başlık değiştirerek, kuaför kalitesinde sonuçları ev konforuna taşıyarak herkesin kendi stilini özgürce yansıtması hedefleniyor.

2. Düz-dalgalı saçlar ve bukleli saçlar için farklı setler

Dyson, yeni  Airwrap Co-anda2x™   imodeliyle kullanıcı deneyimini bir adım daha ileri taşıyor. Artık herkesin saç şekline göre tasarlanmış bir başlık setine sahip olması mümkün.

  • Kıvırcık ve Bukleli Saçlar için farklı  bir set ve Düz veya Dalgalı Saçlar için farklı bir set sunuluyor.
  • Bu sayede, farklı saç şekillerine sahip insanların farklı ihtiyaçları karşılanırken hiçbir zaman kullanmayacak başlıklar elinize dolanmıyor.      

3. Kullanım alışkanlıklarınızı hatırlıyor

Dyson’ın teknolojik üstünlüğü, ürünün kullanım alışkanlıklarını hatırlama yeteneği ile pekişiyor. Bluetooth bağlantısı sayesinde kullanıcılar, saç şeklini, uzunluğunu ve şekillendirme tercihlerini uygulamaya kaydedebiliyor.

Bu özellik, Airwrap’ın sıcaklık ve hava akışını, kullanıcının ihtiyaçlarına göre ayarlamasını sağlıyor. Başlık değiştirildiğinde ise o başlıkla ilgili yapılan ayarı hatırlıyor. Bu kişiselleştirme, cihazın çok daha pratik bir şekilde kullanılmasının önünü açıyor.

4. Yeni nesil motor,daha hızlı sonuçlar

Modern yaşamın temposunda her dakika değerli. Dyson Airwrap Co-anda2x™ , yenilenen motor teknolojisiyle bu zamanı size geri kazandırıyor. Artık saç kurutmak ya da şekillendirmek uzun bir hazırlık süreci olmaktan çıkıyor; güçlü hava akışı sayesinde saçlar daha kısa sürede kuruyor, daha hızlı şekilleniyor. İster belirgin bukleler, ister dalgalı ve düz modeller elde etmek daha kolay. 

5. Teknoloji ve güzelliğin buluşma noktası

Dyson Airwrap Co-anda2x™  sadece bir saç şekillendirici değil; teknolojinin zarafetle buluştuğu yeni bir güzellik anlayışı sunuyor. Her detayı, kendinizi en iyi hissettiğiniz anlara eşlik etmek için tasarlandı. Hızlı, kişisel ve etkili… Çünkü Dyson’a göre güzellik; bir kalıba sığmak değil, kendi en iyi halinizi bulmakla başlıyor.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.

İlgili Makale