X

Kelimeleri yerinde kullanarak daha güçlü iletişim kurmanın yolu

Kullandığımız kelimeler, o konuşmanın bağlamını, duyguları ve düşünceleri ortaya koyuyor. İster konuşurken, ister yazarken kullandığımız kelimeler bir araya gelerek fikirlerimizin ve düşüncelerimizin iletişiminizi sağlıyor. Bunu iki şekilde yapıyoruz: Sert ve yumuşak kelimelerle.

Sert kelimeler genellikle kısa, daha az harf içeren, keskin bir okunuşu olan kelimeler… Bu kelimeleri kullandığımızda; katı, sert, kararlı ve nokta atışı bir düşünce şeklini ifade ediyoruz. Öte yandan yumuşak kelimeler ise daha fazla harf içeriyor ve telaffuz edildiğinde daha yumuşak, sakin bir tınıya sahip oluyor.

Sert kelimeler mi yumuşak kelimeler mi?
İletişim kurarken kullandığımız sert kelimelerin de yumuşak kelimelerin de kendine göre avantajları ve dezavantajları var.

Sert kelimeler kısa, keskin ve kararlı bir ifade imkanı sunuyor. Önemli mesajların etki gücünü artırmak için sert kelimeler kullanmak mantıklı bir seçenek olabiliyor. Ancak öte yandan sert kelimeler duygusuz ve zaman zaman kırıcı anlamlar içerebiliyor. Örneğin, çocuk yetiştirirken birçok anne-baba çocuğun davranışının kabul edilemez olduğunu göstermek ve daha kolay anlamasını sağlamak için sert kelimelere başvurabiliyor. Ancak bu kelimelerin öfke duygusunu uyandırması, çocuğun aynı davranışı devam ettirmesine neden olabiliyor.

Yumuşak kelimeler ise sert açıklamaları yumuşatıp, karşı taraf açısından daha anlaşılır ve kabul edilebilir hale getirme imkanı tanıyor. Ancak yumuşak kelimeler de uzun ve dikkat dağıtıcı olarak görülebiliyor ve hitap edilen kitlenin ana fikri anlamasını engelleyebiliyor.

Resmi açıklamalarda, büyük organizasyonlarda zaman zaman kamuoyuna hitap edilirken yumuşak kelimeler kullanılır çünkü bu kelimelerin şikayetleri, eleştirileri azaltacağı düşünülür.

Kelimeleri yanlış yerde kullanmak

Peki yumuşak ve sert kelimeler yanlış yerlerde kullanılırsa neler olabilir? Anne-babalar çocuklarına disiplinli olmayı öğretirken yumuşak kelimeler kullanırlarsa, çocukların daha kontrol edilemez bir hale gelme ihtimali yüksek olur. Eğer resmi kurumlar, büyük organizasyonlar kamuoyuna açıklamalarda bulunurken sadece sert kelimeleri kullanırlarsa, verdikleri mesajların kitleler tarafından kabul edilmesi gittikçe zorlaşır.

En iyi iletişim, sert ve yumuşak kelimelerin birlikte kullanılmasıyla olur
Yumuşak ve sert kelimeleri doğru zamanda doğru şekilde kullanmak önem taşıyor.

En iyi şekilde iletişim kurmanın ve verdiğiniz mesajların hitap ettiğiniz kitle tarafından anlaşılmasını sağlamanın yolu, sert ve yumuşak kelimelerin duruma uygun olarak bir arada kullanılmasıyla olur. Günümüzde orta yaş jenerasyonunun en başarılı isimlerinden biri olarak gösterilen Steve Jobs’ın tek özelliği teknoloji alanındaki dönüştürücü gücü değildi. O aynı zamanda yumuşak ve sert kelimeleri kullanarak kitlelerle nasıl iletişim kurması gerektiğini bilen bir isimdi. Büyük bir organizasyonun başında olmak veya yönetici olmak zorunda değilsiniz. Siz de günlük hayatınızda sert ve yumuşak kelimeleri bir arada kullanarak, daha etkin bir iletişim yöntemi benimseyebilirsiniz.

Kaynaklar:
Lifehack
Telegraph

 

İlginizi çekebilir: Okuduğunuz şeyleri hatırlamanın formülü ilkokul kitaplarında gizli

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale