X

Kazanan mısın kaybeden mi: Hayat oyununda hangi taraftasın?

Hayvan Dedektifi filminde Jim Carey’in sürekli söylediği bir replik vardır “loser” diye. Amerikan sinemasında sıkça gördüğümüz, hayatta hep başarısız olmuş, yeterince zeki, havalı, girişken olmayan karakterler için kullanılan bir sıfattır loser. Loser, yani kaybeden, beceriksiz ve bir türlü dikiş tutturamayan kişidir. Kazanan ise, hedeflerini gerçekleştirmiş, başarmış kişidir. Kazanan ya da kaybeden olmak da tamamen “hayat oyununu” hangi tarafta oynadığınıza bağlıdır. 

İsteklerini elde edemeyen, ekonomik sıkıntıdan kurtulmayan, mutsuz ilişkilerde oyalanan, her daim başarısız olan kaybedenler, hayatlarının ve hatalarının sorumluluğunu almazlar. İşte kazananlar ile kaybedenler arasındaki fark buradadır: Kaybedenler “kurban” rolünü oynarlar. Suçlamak, mazeret bulmak ve sürekli şikayet etmek, kurban rolünün işaretleridir. Kaybedenler sürekli ekonomiyi, patronlarını, bankaları, hükümeti hatta yaratıcıyı ve en çok da anne – babalarını suçlarlar. Sorun kendileri hariç her şeyde olabilir. Kurban rolündekilerin her zaman, isteklerini neden gerçekleştiremediklerini haklı gösteren sebepleri vardır: Ya yeterince uzun/kısa değillerdir, ya paraları yoktur, ya da şansları yaver gitmemiştir. Kurbanlar devamlı şikayet halindedir. Sürekli şikayet etmek, beden ve zihin sağlığına yapılabilecek en kötü şeydir. Şikayet edildiğinde zihin neye odaklanıyor sizce? Tabii ki yanlış giden şeylere. Ve her zaman odaklanılan şey büyür.

Kurban rolünü oynamak oldukça kazançlıdır çünkü bu şekilde çok önemli bir şey elde edersiniz: İlgi! Herkes şu ya da bu şekilde ilgi çekmek ister. Ama genelde “sevgi” ile “ilgiyi” birbirine karıştırmak gibi bir tuzağa düşülür. Sürekli ilgi çekme ihtiyacındaysanız, tam anlamıyla mutlu ve başarılı olamazsınız. Çünkü istediğiniz şey ilgiyse, başkalarına bağımlı ve muhtaç hale gelirsiniz. Maalesef bağımlı ve muhtaç bir haldeyken özgür olmanız olanaksız. “İlgi” ile “sevgiyi” birbirine karıştırdığınızda ne kendinizi ne de başkasını gerçekten sevebilirsiniz. İlgi tamamen egoyla alakalıdır ve bireyseldir. Ego sadece “ben” der ve tek taraflı bir ihtiyacın giderilmesi üzerinedir, bencildir. Sevgi ise, kendinizi ve karşınızdakini olduğu gibi sevmeye izin vermektir, özgürlüktür.

Kurban rolünde diretmek hayat boyu mutsuzluğu ve başarısızlığı garantiler.

Başarılı kişiler aksiliklere ve şanssızlıklara takılıp kalmadan o anki durumun oluşmasında kendine düşen payı kabul eder ve yollarına devam ederler, asla “kurban” rolüne soyunmazlar. “Kurban” zihniyetindekiler ise hayat oyununu kazanmak için değil, savunmak için oynarlar. Sürekli savunma halindeyken kazanan tarafa geçmeniz imkansız. “Kazanan” ve “kurban” zihniyetleri arasındaki farkları görmeniz için şöyle bir tablo yaptım:

Kurban (kaybeden) zihniyeti Kazanan zihniyeti
Donma, sürekli savunma ve teyakkuz halinde, yokluk bilinci hakim Hareket ve dinamizm, rahatlık, yaratım, varlık bilinci hakim

Peki, hayatta kazanan tarafta olmanın sırrı nedir? Kazanan tarafa geçmek için öncelikle kurban zihniyetinden çıkmalı ve hayatınızın kontrolünü elinize almalısınız. Davranışlarınızın sorumluluğunu almalı, yani artık “yetişkin” olmayı seçmelisiniz. Suçlamayı, şikayet etmeyi ve mazeretleri bırakmalısınız. İkinci olarak, isteklerinizi gerçekleştirmenize engel olan, sizi “kurban rolünde” tutan inançlarınızın farkına varmalısınız. Sizi ısrarla şu anki durumunuzda tutan sınırlayıcı inançlarla yüzleşmelisiniz. Üçüncü olarak, önceliklerinizi çok net belirlemeli ve önceliklerinize ve değerlerinize göre yaşamalısınız. Dördüncü ve son olarak, kendinizi kandırmayı bırakmalısınız.

Şimdi bir karar verin: Kurban mı olmak istiyorsunuz yoksa kazanan mı? Sadece birini seçebilirsiniz zira ikisi birden olmanız mümkün değil. Kurban rolünü sürdürerek kendinize acımak mı daha kazançlı yoksa kazanan tarafa geçip özgür olmak mı? Bu soruları sorup sizi ergenliğimden bir şarkıyla baş başa bırakıyorum. Sevgiyle kalın.

Sorularınız ve destek için bana ayselkeskin2004@yahoo.com üzerinden ulaşabilirsiniz.

 

İlginizi çekebilir: Android mi insan mı? Bilinç ve seçme gücü üzerine

Aysel Keskin: Merhaba ben Aysel Keskin. Psikolojik Danışman ve Psikoterapistim. 2006 yılında Marmara Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık bölümünden mezun olduktan sonra, Türk Deniz Kuvvetlerinde yedi senelik bir kurumsal hayat deneyimim oldu. Kurumsal hayat deneyimimin ardından, çocukluk tutkum olan psikolojiye bir de seyahat tutkum eklendiği için okyanus ötesine giderek bir süre Amerika’nın Kalifornia ve Oregon eyaletlerinde yaşadım. Tüm psikoterapi yaklaşımlarını bilmekle beraber uzmanlaşmanın gerekliliğine inanarak, kanıta dayalı terapi yaklaşımlarından Süre Sınırlı Psikanalitik Psikoterapi (SSPP), Jungian Psikoterapi ve Rasyonel Psikoloji Enstitüsü Preferred Partner of The Albert Ellis Institute onaylı, APA (American Psychological Association) Kredili Rasyonel Duygucu & Bilişsel Davranışçı Terapi Eğitimlerini (süpervizyonlar dahil) tamamladım. Sorunların bütüncül ele alınması gerektiğine, beden ve zihnin dengesini kurduğumuzda hayatımızda olumlu değişimler olacağına inanıyorum. Beden ve zihin sağlığınız her şeyden önemli. Bana ayselkeskin2004@yahoo.com eposta adresinden ulaşabilirsiniz. Sağlık ve sevgi ile kalın. Instagram: ayselkeskin.psk.dan

Dyson Airwrap Co-anda2x™’ya geçmek için 5 geçerli sebep

Sabah aynanın karşısında saçlarla geçirilen birkaç dakika, aslında günün enerjisini ve ruh halini belirliyor. Günün keyifli anlarından biri olan saç şekillendirme ritüeli, doğru araçlarla birleştiğinde tüm günün enerjisini pozitif yönde değiştirebilir. 



Dyson saç şekillendirme ürünleri hayatımıza girdiğinden beri saçlarımızı istediğimiz şekle sokmamıza yardımcı oluyor hem de bunu yaparken ısı hasarından koruyor. Şimdi ise saç şekillendirmenin bir adım ötesine geçerek bambaşka bir deneyim sunuyor. Dyson Airwrap Co-anda2x™ iki kat daha fazla hava basıncı yaratıyor. Böylece saç kurutma ve şekillendirme süresi neredeyse yarıya düşüyor.               

1. Farklı başlık seçenekleriyle hem günlük kullanımda hem özel günlerde kullanım imkanı

Saç şekillendirme artık tek bir forma sığdırılmıyor. Yeni Airwrap, sahip olduğu başlık çeşitliliği ile güzellik anlayışına farklı bir boyut getiriyor. İster hacimli bukleler, ister pürüzsüz düz fönler, ister doğal dalgalar olsun; her saç tipi ve ruh hali için bir çözüm sunuluyor.

Dyson Airwrap Co-anda2x™  modeliyle, sadece başlık değiştirerek, kuaför kalitesinde sonuçları ev konforuna taşıyarak herkesin kendi stilini özgürce yansıtması hedefleniyor.

2. Düz-dalgalı saçlar ve bukleli saçlar için farklı setler

Dyson, yeni  Airwrap Co-anda2x™   imodeliyle kullanıcı deneyimini bir adım daha ileri taşıyor. Artık herkesin saç şekline göre tasarlanmış bir başlık setine sahip olması mümkün.

  • Kıvırcık ve Bukleli Saçlar için farklı  bir set ve Düz veya Dalgalı Saçlar için farklı bir set sunuluyor.
  • Bu sayede, farklı saç şekillerine sahip insanların farklı ihtiyaçları karşılanırken hiçbir zaman kullanmayacak başlıklar elinize dolanmıyor.      

3. Kullanım alışkanlıklarınızı hatırlıyor

Dyson’ın teknolojik üstünlüğü, ürünün kullanım alışkanlıklarını hatırlama yeteneği ile pekişiyor. Bluetooth bağlantısı sayesinde kullanıcılar, saç şeklini, uzunluğunu ve şekillendirme tercihlerini uygulamaya kaydedebiliyor.

Bu özellik, Airwrap’ın sıcaklık ve hava akışını, kullanıcının ihtiyaçlarına göre ayarlamasını sağlıyor. Başlık değiştirildiğinde ise o başlıkla ilgili yapılan ayarı hatırlıyor. Bu kişiselleştirme, cihazın çok daha pratik bir şekilde kullanılmasının önünü açıyor.

4. Yeni nesil motor,daha hızlı sonuçlar

Modern yaşamın temposunda her dakika değerli. Dyson Airwrap Co-anda2x™ , yenilenen motor teknolojisiyle bu zamanı size geri kazandırıyor. Artık saç kurutmak ya da şekillendirmek uzun bir hazırlık süreci olmaktan çıkıyor; güçlü hava akışı sayesinde saçlar daha kısa sürede kuruyor, daha hızlı şekilleniyor. İster belirgin bukleler, ister dalgalı ve düz modeller elde etmek daha kolay. 

5. Teknoloji ve güzelliğin buluşma noktası

Dyson Airwrap Co-anda2x™  sadece bir saç şekillendirici değil; teknolojinin zarafetle buluştuğu yeni bir güzellik anlayışı sunuyor. Her detayı, kendinizi en iyi hissettiğiniz anlara eşlik etmek için tasarlandı. Hızlı, kişisel ve etkili… Çünkü Dyson’a göre güzellik; bir kalıba sığmak değil, kendi en iyi halinizi bulmakla başlıyor.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.

İlgili Makale