X

Kaygı bozukluğu ile savaşta Mindfulness etkisi

Kaygı bozukluğu yüzünden beynine üşüşen düşüncelerden kurtulamayıp kalbi pır pır atan birini tedavi etmeye çalışmak oldukça zor. Fakat ister bu rahatsızlıktan muzdarip olun ister olmayın, içinizde ve çevrenizde neler olup bittiğine dikkat etmek ve düşüncelerinizi kontrol etmeye çalışmamak, huzur ve sükunete giden yoldaki ilk ve en önemli adım.

Hepimiz zaman zaman endişeli, stresli hissedebilir ve odaklanma sorunu yaşayabiliriz. Üstelik, bu duyguları hissederken genelde çözümün ne olduğunu da biliriz. Bize daha sonra çok daha büyük bir sıkıntı ve yorgunluk getireceğini bildiğimiz halde yapmamız gereken bir işi ertelemek gibi. Erteledikçe daha çok sıkılıp, sıkıldıkça ötelediğimiz bu işi yapsak rahat edeceğimizi bildiğimiz halde, kendimizi kurtarmamayı seçebiliriz. Çünkü diğer yol, yani “yapmamak” daha kolaydır: Böylece kendimizi ve beynimizi hiç yormadan hayatımıza devam edebiliriz gibi gelir.

Mindfulness, yani tüm meditasyon yöntemlerinin ana fikri olan farkındalık, endişelerimizden sıyrılmamızda önemli bir rol oynuyor. Zira, insanın kendine dair farkındalık geliştirmeksizin yapacağı işe odaklanması, hatta odaklanma sorunu yaşadığını kabullenmesi pek mümkün değil.

Dikkat etmeye dikkat etmek

Vücudunun stres sinyallerini dinlemeyen birinin, içinde bulunduğu durumdan kurtulması çok zordur. Benzer şekilde, iç sıkıntısını yok etmenin yolu önce onu dinlemek, nedenini ve sonucunu anlamaktan geçer.

Endişe geliyorum dediğinde, onu ortaya çıkaran durumun neden başımıza geldiğinden çok ne olduğuna odaklanmamız gerekir. Böylece panik atak belirtileri, çarpıntı, çok hızlı nefes alma gibi etkiler ortaya çıkıp vücudumuzu kontrol altına almadan önce, biz ona hükmetmeyi başarabiliriz. Canı sıkılmak ve sıkıntıdan rahatsızlık duymak ya da acı çekmemek adına sorunları göz ardı etmek, en sık karşılaşılan endişe sinyalleridir.

Hatırlamak için ipuçları

Ofise giderek çalışmaya başlayıp, iki-üç saatin ne zaman geçtiğini kesinlikle anlayamadığınız mutlaka olmuştur. Kişi saatin kaç olduğuna bile dikkat edemezken, kendisinde sıkıntı ve endişe yaratan durumların nasıl farkına varabilir ki?

Hatırlamayı hatırlamak oldukça zor olsa da, sizler için birkaç ipucu listeledik:

– Endişenin verdiği zararı düşünün

Öncelikle, endişenin size ruhsal ve bedensel olarak ne derece zarar verdiğini, neler kaybettirdiğini düşünün. Somut sonuçları değerlendirmek, endişe durumunu daha net hatırlamayı ve önlem alabilmeyi sağlar.

– Farkındalığa bağlılık şart

Kendinizi gerek post-it notlar, gerekse de güven duyduğunuz biri yoluyla ara sıra dürtmenin hiç zararı olmaz.

– Hareketlerinizin farkında olun

Günlük hayatta otomatiğe bağlanan şeye dikkat etmeyi hatırlamak da, vücudumuzun endişe sinyallerini fark etmekte önemli rol oynar.

– Kendinize alarm kurun

Bu durumla özdeşleştireceğiniz bir melodinin, saatte bir alarm verecek bir saatten ya da açılmayı bekleyen galerinin kapısında telefondan yükselmesi epey can sıkıcı. Ancak bu sesler, aynı zamanda başka bir düşünceye dalmaksızın odaklanmayı da sağlıyor.

Ancak farkındalık ile erişilebilecek bilinç seviyelerinde kişi kendinden ve yaptıklarından tam anlamıyla sorumlu, başına gelebileceklere karşı soğukkanlı ve sakin olmayı başarabilir. Çözümü kendi içinizde bulabilirsiniz.

Kaynak

Psychology Today

İlginizi çekebilir: Anksiyete bozukluğu (kaygı bozukluğu) nedir, belirtileri nelerdir, nasıl tedavi edilir?

Şule Kulein: Lisede “yapabildiği için” sayısal bölümü seçti ve Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü’ne girdi. Üniversitede katıldığı Mühendislik Kulübü’nün dergisi StepS’e aşık olduğunda, içine sözelci kaçmış bir sayısalcı olduğunu fark etti. Yazım kuralları konusunda etrafındakileri itinayla delirten Şule, 2 yıl boyunca StepS’in editörlüğünü yaptı, üniversitede ve sonrasında okul ve şirket dergileri ile çeşitli bloglara yazılar yazdı. Seyahat etmeyi, okumayı, öğrenmeyi seviyor. Basılı materyalin hastası, fakat çevrimiçi de fena durmuyor. Şule kendini bildi bileli yazıyordu; artık bir de Uplifers’ta yazıyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale