Kaybolduğunuz dönemi aşıp hayatı tekrardan yaşamaya başlayın

Yazmak benim için su içmek gibi sıradan, üstüne düşünmeden, doğal akışında rahatça gerçekleştirdiğim bir şey olmasına rağmen yaklaşık 3 aydır yazı yazamıyordum.

İlk başlarda: “Olabilir. Şu an böyle bir dönem demek ki” dedim.

Evet evet “Eyvah! Yazamıyorum! Ne yapacağım?!” diye paniklemek, kaygıya girmek yerine kendime şefkatle yaklaşmayı öğrenmiştim en azından. Fakat bu süreç birkaç aya çıkınca ve ben “Yazmayı özledim” demeye başladıkça neler olduğunu düşünmeye başladım.

Ne olmuştu da dünyaya geldiğim an benimle beraber gelen bu yeteneğim gizli kapaklı yerlere saklanmıştı? Hem de kendimi nasıl yapamam diye de hırpalamazken hala ne için saklanıyordu? Çünkü biliyorsunuz odak noktanız neredeyse hayatınızda o büyür. Bu sebeptendir ki odağımın “nasıl yapamam”da olmaması gerektiğine baştan beri zaten emindim. Sorun orada değildi.

Kaybolduğunuz dönemi aşıp hayatı tekrardan yaşamaya başlayın

Son aylarıma baktığımda çok fazla zihinde olduğumu fark ediyorum. O kadar çok düşündüm, düşündüm, düşündüm ki… Zihni olasılıklarla, varsayımlarla, neden, niçinlerle beslerken sanırım bu defa kalp içine çekilmeye başlıyormuş. Bu hayatı kalpten yaşamaya çalışan biri olarak; zihni kısır döngüye kapılıp istemsizce büyütüp kalbi kapattıkça hayat benim için durdu. Anlamsızlaştı. Hevesim, motivasyonum zihnimin içindeki kaygılara, korkulara karıştı. Göremedim. Bulamadım. Ve böyle olunca yazamadım. Çünkü yazılarım ruhumdan akıyordu. Kalbim yol gösterip parmaklarım aracı oluyordu. Yol gösterenimi, yollarımı zihnimin sisiyle tıkamıştım. Kendim yapmıştım. Bu belli ki ilk nedendi.

Hayatı yaşamayınca gerçek anlamıyla, sadece zihinde yaşamaya çalıştıkça; yazıya dökebileceğim gerçek yaşanmışlıklar da yok olmuştu. Anlatacağım bir şeyim kalmamıştı.

Sonra kardeşim dedi ki: “Gamze düşünmekten yaşamayı unuttun. Çok basit şeyler yap. Git bir yere otur ağaçları izle, kahveni iç mesela. Sadece bunu yap; daha büyük şeyler değil. Yaşamı hatırla. Yaşam zihinde değil, şu an üzerinde bastığın dünyanın tam üzerinde!” Dinledim.

Çıkmaya başladım evden. Havayı soludum, oh dedim. Yürüyüş yaptım, arkadaşlarımla kahkaha attım, dans ettim. Kalbim tekrar sevdiğim şeyleri yaparken çiçek gibi açılmaya başladı. Hissediyordum.

Zihinde yaşamaya başlayıp kaybolduğum dönem ya geçmişteydim ya gelecekte. Ya da hiç bir yerde olmamak adına internetten izlediğim dizilerin karakterleri üzerinden var olmaya çalışıyordum. Tek bildiğim asla “an’da” değildim. İçinde bulunduğum an ne yapıyordum, neredeydim, potansiyelimi gerçekleştiriyor muydum? Hayır. Şu an hariç her yerde gezinmekten, olduğum ana fırsat kalmıyordu. “Sen yoga, meditasyon yapmıyor musun ki? Sen de mi böyle oluyorsun?” diye soranlarınız var ise evet, yapıyorum. Ama hocalıktan evvel insanım. Ben de unutabiliyorum. Ben de gerçekleştiremiyorum bazen bildiklerimi. Ben de çok zorlanabiliyorum hayatın içerisinde. İnsanım. Unutmak ve yapamamak da gerçekleştirmek, yapmak kadar en büyük hakkım. Bu hakkı kendime her hak gibi sınırsızca tanıyorum! Bence hepimiz kendimize sınırsızca hak tanımayı hak ediyoruz. Bunu da dip not olarak yazın tüm hücrelerinize. Her şeye hakkınız olduğunu asla unutmayın. Bu yazıdan kendinize bir şey almak isterseniz; evvela bunu alın derim. Diğerleri zaten zamanla gelir peşinden…

Kaybolduğunuz dönemi aşıp hayatı tekrardan yaşamaya başlayın

Gördüm ki yaratmak sadece an’da oluyordu. Geçmişte ya da gelecekte yaratma gücümüz yoktu. Geçmiş zaten olmuş bitmiş, gelecek ise sonsuz potansiyel cenneti. Ama orayı da şu an’da var olarak istediğimiz gibi şekillendirebiliyoruz. 

Yaratmak tüm varoluşumuzu verdiğimizde yaşanan muazzam bir şey! Ama benim varoluşum yoksa buralarda, nasıl yaratacaktım? Yaratamadım. Bu da ikinci kocaman sebep oldu. İçinde bulunduğun an yaratman için sonsuz bir alan. Ne geçmiş, ne gelecek. Yani tek yapmam gereken şu an tüm benliğimle hayatın içine kaynamak ve sahip olduğum tüm potansiyelimi dışarı çıkartmak.

Tüm bunlar sonucunda da bu yazı çıktı mesela şu an. Yine zihinden milyon vesvese üretmeden, içinde yine tüm ruhumla var olduğum bu cümleler.

Bazen kafam karışıyor, unutuyorum, ağlıyorum, çaresiz hissediyorum ama sonra yine hatırlıyorum. Ve yeniden yaşıyorum hayatı yeniden gelmişçesine. Belki de hepsi bu yüzdendir. Yeniden gelmişçesine yaşama heyecanını dürtmek, hayatın harika bir yer olduğunu yine yeniden tüm hücrelerimde hissetmek için.

O zaman tekrar hoş geldik!

Yaşam, yaşamaya değer.

Harika bir gün olsun! Kocaman, bizi hafifleten, uyandıran farkındalıklara.

 

İlginizi çekebilir: Değişimin ilk adımı: Kadının saçı sandığınızdan çok şey anlatır

Gamze Baytan
Selamlar, Gamze ben. Meditasyon ve yoga hocasıyım. 7/24 çalıştığım organizasyon sektöründen bir anda "Ne yapıyorum ben kendim için" diyerek çalışma hayatımda ne istediğime karar ... Devam