X

Kaybetmekten korkmayın: Kaybetmenin bize kazandırdığı 6 şey

Bir insan, bir iş, bir ilişki, bir nesne… Kaybettiğimiz zaman neler hissederiz? Önce bir panik duygusu kaplar bünyemizi. Sahiplendiğimiz, sahibi olduğunu düşündüğümüz bir şeyin hayatımızdan çıkması konfor alanımızı doğrudan etkileyeceği için, kendi içimizde kurduğumuz dengenin bozulacağını düşündüğümüz için sudan çıkmış balık gibi hissederiz.

İnsanoğlu hızla ilerleyen çağa ayak uydurmak için her zaman kazanmaya programlanmış gibi dursa da, işin iç yüzü hiç de öyle değil! Size, kaybetmenin birçok olumlu tarafı var desem ne düşünürsünüz?

Kaybettiğiniz zaman dövünüp üzülmek yerine “Bu olaydan nasıl bir kazanımım olabilir?” diye geçirdiniz mi hiç aklınızdan? Gelin kaybetmenin güzelliklerine bir de böyle bakalım.

Kaybetmek güçlendirir

Her kaybediş aslında bir kazanıştır. Kaybettiğiniz her durumdan daha güçlü bir şekilde çıkarsınız. Çünkü artık kaybettiğiniz zaman, başınıza gelecek en kötü durumun ne olduğunu, neler yaşayacağınızı biliyorsunuzdur.

Kaybetmek cesaretlendirir

Bir kere kaybetmiş olan insan daha sonraki adımlarında daha cesur olur. Bu bir ilan-ı aşk, bir ilişkiyi sonlandırmak, bir iş görüşmesi yapmak vs. olabilir. Bir ya da birden fazla kez reddedilmiş olabilirsiniz. Bu sizi çok daha cesur yapar.

Kaybetmek dobralaştırır

Kaybetme korkusu yüzünden “hayır” kelimesi başta olmak üzere karşımızdaki kişiye söylemek istediğimiz birçok şeyi söyleyemeyiz. Kaybetmeyi bir kez tatmış insanlar bu konuda daha gözü kara olurlar. Kimseyi %100 mutlu edemezsiniz. O yüzden kendiniz olun ve doğal davranın. Karşı tarafı kaybetmekten değil, kendiniz olamamaktan korkun.

Kaybetmek kendinizi tanımanızı sağlar

Kaybeden biriyseniz kendinize şu soruları sorabilirsiniz: Neden kaybetmiş olabilirim? Bu konuda benim etkim neler olmuş olabilir? Bundan sonra neleri yapıp neleri yapmamam lazım?

Kaybetmek bakış açınızı değiştirir

Neyi kaybettiğinize değil, elinizde nelerin kaldığına odaklanın. Hayat belki gözünüze daha yaşanılası gelebilir. Her gün gördüğünüz ama fark etmediğiniz birçok basit şey size daha değerli gelebilir. Gözünüzde büyüttükleriniz aslında tamamen ulaşılası olabilir.

Kaybetmek yeni adımlar atmanızı sağlar

Hobiyi kazanca çevirmek, yeni hobiler edinmek, kendinizle ilgili yeni hedefler belirlemek ve bunun için motivasyon kaynakları bulmak, kısacası “yeniye odaklanmak” anahtar kavramınız olmalı.

Bu yazıyı okuduktan sonra kaybettiklerinizi bir düşünün. “İyi ki kaybetmişim” deyin ve yenilenmenin tadını çıkarın. Kazanmış kaybedenler kulübüne hoşgeldiniz.

İlginizi çekebilir: Reddedilme psikolojisiyle baş etmek: “Hayır” cevabını duymanın gücü

Uzman Psikolog Merve Saraçoğlu: İstanbul Ticaret Üniversitesi Psikoloji Lisans ve Uygulamalı Psikoloji Yüksek Lisans eğitimini tamamladıktan sonra Bristol Üniversitesi’nde Klinik Psikoloji Programı’nı tamamlamıştır. 2010 yılında başladığı Bilişsel ve Davranışçı Terapi eğitimini 2013 yılında bitirerek psikoterapist ünvanını almıştır. Eş zamanlı olarak Pozitif Psikoterapi Enstitüsü’nden onaylı Pozitif Psikoterapi eğitimi ve Pozitif Aile Terapisi eğitimi almıştır. 2012 yılında Avrupa Psikodrama Organizasyonu onaylı psikodrama eğitimini tamamlamıştır. Yüksek lisans ve doktora eğitimi sürecinde, davranış bozukluklarında gevşeme teknikleri konusunda eğitim ve süpervizyonlar almıştır. Bu süreçte birçok danışmanlık merkezinde psikoterapist olarak görev yapmıştır. Halen yetişkinler için bireysel danışmanlık yapmakta ve psikoterapi uygulamaları esnasında Bilişsel-Davranışçı Terapi, Pozitif Psikoterapi, Çözüm Odaklı Terapi ve Motivasyonel Görüşme Tekniklerinden yararlanmaktadır. Kendi oluşturduğu ‘’Ofiste Gevşeme’’ programıyla kurumsal şirketlere iletişim ve gevşeme teknikleri eğitimleri vermektedir.

Sosyopix ile sevgi paylaşıldıkça çoğalır, hatırlandıkça sonsuzlaşır

Telefonlarımızın galerisi, aslında hayatımızın en güzel anlarının sergilendiği ama kimsenin tam anlamıyla gezmediği gizli bir müze gibi. Binlerce fotoğraf, yüzlerce gülümseme ve “bu anı hiç unutmayalım” dediğimiz o saniyeler… Peki, neden aşkın en saf hali sadece bir ekran camının soğukluğuna hapsolsun?



Alınan rastgele hediyelerin yerini, yaşanmışlığın ağırlığı ve dokunulabilir hatıralar alsın. Çünkü sevgi, sadece söylenince değil, paylaşılan bir kareye dokununca da hissedilebilir. Sosyopix’in sevgililer günü özel hediyeleri alışılagelmiş hediyelerin ötesine geçiyor.

Pikselden hatıraya: Dokunulabilir bir hikaye yazmak

Bazıları için aşkı anlatmanın en zarif yolu, onu kronolojik bir yolculuğa çıkarmaktır. Klasik bir hediye yerine, birlikte geçtiğiniz yolları, paylaştığınız sofraları ve o plansız kahkahaları bir fotoğraf albümü içinde toplamak, aslında “Seninle geçen her ana değer veriyorum” demenin en şık halidir. Sayfaları çevirdikçe tazelenen o duygular, dijital bir kaydırmadan çok daha fazlasını hissettirebilir.

Eğer “bizim hikayemiz her yerde olmalı” diyorsanız, yüksek kaliteli fotoğraf baskısı seçenekleriyle evin en güzel köşesini bir anı duvarına dönüştürebilirsiniz. Şık ve minimalist çerçeveler içine yerleştirilen o tek bir kare, bazen binlerce kelimelik bir mektuptan daha derin anlamlar taşır.

Günlük rutinlere sızan küçük mutluluklar

Aşk, sadece büyük kutlamalarda değil; sabah içilen o ilk kahvede veya mutfaktaki kısa bir sohbette gizlidir. En sevdiğiniz karenin yer aldığı bir baskılı kupa, en uykulu sabahları bile bir gülümsemeyle başlatabilir. Ya da buzdolabının kapağına iliştirilen, her baktığınızda sizi o tatile, o güne götüren fotomagnet çeşitleri… Bu küçük dokunuşlar, hediyeyi bir eşya olmaktan çıkarıp günlük hayatın içine sızan birer sevgi göstergesine dönüştürür.

Özenle hazırlanmış bir mutluluk: Hediye kutuları

Bazen tek bir hediye, anlatmak istediklerinizin yanında sessiz kalır; bir hikaye anlatmak, o hikayenin her sayfasına ayrı bir dokunuş bırakmak istersiniz. Sosyopix’in hediye kutusu seçenekleri, tam da bu “dile dökülemeyen” duygular için tasarlandı. O kutunun kapağını açtığınız an hissedilen şey sadece içindekilerin uyumu değil; “Seni neyin mutlu edeceğini, hangi kokunun seni gülümseteceğini ve en çok hangi anımızda huzur bulduğunu biliyorum” diyen o eşsiz özen… İçindeki her bir hediyenin birbiriyle fısıldaştığı, her detayda “seni gerçekten tanıyorum” mesajının gizlendiği bu kutular; hediye vermeyi bir alışverişten çıkarıp, sevdiğiniz kişinin ruhuna yapılan zarif bir yolculuğa dönüştürüyor. Çünkü en büyük lüks, bir başkasının kalbinde bu kadar iyi tanındığını hissetmektir.

Gelecekteki size en güzel mesaj: “İyi ki”

14 Şubat sadece bir tarih olabilir; ona asıl ruhunu veren şey ise sizin o tarihin içine sığdırdığınız yaşanmışlıklar. Sosyopix ile dijital ekranlardan çıkıp avucunuza düşen her kare, sadece bir kağıt veya nesne değil; aslında birbirinize verdiğiniz “daima yanındayım” mesajının en sessiz ve en güçlü tanığı. Yıllar sonra, bir akşamüstü o fotoğraf albümünü kucağınıza aldığınızda ya da her yeni aya en sevdiğiniz karenin eşliğinde başladığınız o takvimin her yaprağında size ‘iyi ki’ dedirten anların bıraktığı küçük tebessüm, bugünün en kıymetli yatırımı olacak. 

Çünkü hayat, biz planlar yaparken akıp gidiyor ama sevgiyle dokunulan anılar zamanı durdurmayı başarıyor. Bu Sevgililer Günü’nde sevdiğinize sadece bir obje değil; yıllar geçse de baktıkça “ne güzel zamanlardı, ne güzel seviliyoruz” dedirtecek bir hatıra bırakın. Çünkü bazı duygular paylaşıldıkça çoğalır, hatırlandıkça sonsuzlaşır.



İlgili Makale