X

Kariyerinizde yolculuğunda hedefsiz değilsiniz hedef “SİZSİNİZ”

Hepimiz iş hayatımızda aslında büyük ve bilinmez bir okyanusta gibiyiz. Öyleki, bu okyanusta iş hayatımızda tecrübe ettiğimiz pozisyonlar, aldığımız eğitimler veya kıdemimize göre, bazılarımız adeta küçük bir bot ile seyahat ederken, bazılarımız bir kayıkta veya bazılarımız ise son model bir yelkenli ile seyahat ediyor. Bu bakış açısında neyi kaçıyoruz? Hepimiz bir fırtına olduğunda aynı dalgalar ile boğuşmak, aynı yağmura yakalanmak ve tabi ki aynı rüzgarlara karşı koymak durumundayız. Peki bu noktada son model bir yelkenli mi sağlam çıkıyor ve sıcak kumlara erişebiliyor veya bir sandal ile dalgalar ile boğuşmak zorunda kalanımız mı?

Hedef koymak bize bugünden “Yarın nerede olmak istiyorum?” sorusunu sormak ve cevabını düşünme sorumluluğunu almayı sağlar.

Sorunun cevabı çok basit, o kumlara ancak ve ancak “hedefi olan” yani aslında rotasını çizmiş, her ne olursa olsun rotasından sapmayan, tüm değişkenleri de göğüsleyerek yine de çizdiği istikamette devam eden ve en önemlisi sonunda varacağı noktayı idrak edebilenler varıyor. İşte bunun için, son model bir yelkenliye sahip olma avantajınız olsa bile bir rotanız olmadığında en küçük rüzgar sizi okyanusun içerisinde yine belirsiz başka bir noktaya doğru savurmuş oluyor.

Sadece kariyerimizde değil hayatımızın her alanında hedefler koyabiliriz. Fakat en önemli hedeflerden biri kariyer ile ilgili hedefimizdir. Hedef koymak bize bugünden “Yarın nerede olmak istiyorum?” sorusunu sormak ve cevabını düşünme sorumluluğunu almayı sağlar. Bu şekilde, bugün belki kariyerinde aynı noktada olduğumuz birçok kişiden farklılaşabiliriz.

Bu farklılaşma örneğin; ‘3 yıl içerisinde uzmanlık pozisyonundan müdürlük pozisyonuna geçmeyi hedefliyorum’ cümlesini kurduğumuzda dahi beynimizde nöronların bu hedef duygusu ile çalışmasını sağlar. Günlük hayatımızda her ne olursa olsun bu cümleyi hatırladığımızda, iş hayatında okyanusun fırtınaları ile boğuştuğumuz anlarda gideceğimiz son noktaya bakabilme gücünü hayatımızın tam bir parçası gibi benimseyip, adeta o hedefin bir parçamız olarak ilk kez belirlediğimiz andan itibaren aslında “yaşamaya başlamış olması” yani biz olmasını fark edebiliriz.

Peki kariyer hedeflerimizi nasıl belirleyeceğiz ve bir zaman planı ile nasıl ilişkilendireceğiz?

2002-2013 yılları arasında çok ünlü uluslararası bir markanın Türkiye başkanlığını ve 35 ülkeden sorumlu başkanlığı görevini de üstlenmiş İzzet Karaca kariyeri boyunca tecrübe ettiği, en büyük deneyimlerini paylaştığı “Yeni CEO Sensin” isimli eserinde kariyer yolculuğunda hedef belirleme konusunda öncelikle gerçekçi hedefler koymayı, kariyer planını ise gelecekten bugüne doğru olacak şekilde tamamlamayı, kariyer hedeflerinizi düzenli olarak mutlaka gözden geçirmeyi ve tabi ki şans faktörünün etkisini de düşünerek bu bakış açısı sayesinde alacağınız aksiyonlar ile şanssızlık etkisini en aza indirmeyi hedeflemeyi önermiştir.

Kariyerinizi kademeler halinde planlayın. Adımlarınızı bugünden yarına değil, ulaşmak istediğiniz son aşamadan bugüne getirerek tek tek belirleyin. Kendinize şu soruları sorun:

-Kaç yaşında emekli olacağım?

-Çalışmak istediğin son iş nedir?

-Bir önceki işim ne olmalı ve kaç yaşına kadar bu işi yapmalıyım?

-Ondan bir önceki işim ne olmalı?

-Bugünden sonraki işim ne olmalı?

Kariyer yolculuğunda başarılı olmak için hedeflerinizi sorgulayın

Siz de kariyerinizde başarılı olmak, emeklerinize değecek bir geleceğe sahip olmak ve en önemlisi sizi yansıtan bir kariyer yolu çizebilmek için, bugün hedeflerinizi sorgulayın. Unutmayın kariyerinizde ilerlemek elinizde; çünkü bugün belirleyeceğiniz her hedef “SİZSİNİZ”…

Pınar Özeken (Ulus): 2007 yılında Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü ile Kimya bölümlerini bitirdi. Aynı üniversitede Biyomedikal Mühendisliği ve İspanya Pompeu Fabra üniversitesinde master derecelerini aldı. Özellikle 2011’den bu yana moda ile ilgili çalışmalara ağırlık verdi ve hala moda üzerine yazı dizileri, farklı moda kaynaklarında yayınlanmaktadır. Yoga eğitmeni olma yolunda ilerleyen Pınar, bir Arjantin Tango aşığı. Gerçek tutkularından bir diğeri ise seyahat etmek."Dünya üzerinde ayak basılmadık toprak kalmasın" mottosu ile dünyayı dolaşmaya devam ediyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale