X

Karbonhidrat isteğinin önüne nasıl geçilir: Uygulaması kolay 7 öneri

Aklınızda makarna mı var yoksa kahvenizi alırken gözünüze takılan bir dilim kek mi?

Birçok insan karbonhidratlı yiyeceklere olan eğilimi, ilgiyi, isteği, yedikten sonraki mutluluğun nedenini sorgular. Bunun yanı sıra karbonhidrat tüketimiyle birlikte vicdan azabı, alınan kalorinin yakılması, sonraki öğünlerde dengelenmesi gibi birçok karmaşık soru ve duyguyla da baş etmeye çalışır ki bu birçoğumuzda var olan bir kısır döngü olabilir.

Stresli, yorgun, mutsuz hissedilen durumlarda genelde karbonhidrat içeren besinler akla ilk gelenler olur. Karbonhidrat yediğinizde, beyniniz serotonin gibi “mutlu” bir kimyasal salgılar. Bu, iyi hissettiren hormon seviyenizi hızlı bir şekilde artırır, ancak aynı zamanda şeker seviyelerinizin yükselmesine ve karbonhidratın türüne göre hızlı veya yavaş düşmesine neden olur.

Karbonhidratlı yiyecekleri belirli sürelerde hayatınızdan çıkarabilseniz de, vücudun, beynin ilk enerji kaynağı olduğu için uzun vadede yine beslenmenizde yer almak durumda kalır. Karbonhidratla mücadele gerçek bir durumdur, ancak bazı ufak değişikliklerle karbonhidratı hayatınızda hem sağlıklı hem de keyif alacağınız bir yerde tutabilirsiniz.

1. Beynini meşgul et.

Zihniniz eğlence, oyun, bulmaca gibi aktivitelerle meşgul olduğunda istekleriniz hakkında düşünmek zor olur. Hatta bitkilerle ilgilenmek,  evcil hayvanlarla dışarıda yürüyüş yapmak, çocuklarla oyun oynamak gibi normal rutinin dışında etkinlikler, karbonhidrat ataklarını engelleyebilir.

2. Dikkatli ye.

Bazen açlıktan değil, can sıkıntısından karbonhidratlara doğru çekilirsiniz. Ya da akşam yemeğinden sonra bir kase dondurma ile kendinizi şımartmak alışkanlığınızdır. Dikkatli ve farkındalıklı yemek yemek yardımcı olabilir. Yemeğin tadına bakarak, çatalı elinizden bırakarak ve o ana odaklanarak hem beyninize tokluk sinyalleri gönderir hem de farkındalıklı yemek yemiş olursunuz.

3. Doğru karbonhidrat türünü seçin.

Tüm karbonhidratlar aynı değildir. Tam tahıllarda ve sebzelerde bulunan kompleks karbonhidratlar vücudunuzun ana enerji kaynağıdır. Sindirimi biraz zaman alır, böylece kan şekeri seviyeleriniz yavaşça yükselir ve daha uzun süre kendinizi tok ve mutlu hissedersiniz. Havuç gibi nişastalı olmayan sebzeler, patates gibi nişastalı olanlardan daha az karbonhidrat içerir. Beyaz şeker ve beyaz un içeren karbonhidratlar kan şekeri salınımını hızlı yaparak, hızlı düşmesine, hızlı enerji kaybına ve tekrar yemek yemeye yönlendirir.

4. Egzersiz yapın.

Egzersiz, özellikle de koşma, yürüyüş, bisiklete binme gibi aerobik egzersizler, iştahınızı kontrol altında tutmak için etkili bir yöntem olabilir. Aynı zamanda ruh halimizi de güçlendirir ve fit ve sağlıklı bir bedene sahip olmanıza yardımcı olur. Tüm bu iyi şeyler de elinizi kurabiye kavanozundan uzak tutmanızı sağlayabilir.

5. Uykusuz kalmayın.

Yeterince dinlenmezseniz, uyanık kaldığınız saatlerde daha fazla kalori tüketme eğiliminde olursunuz. Yine uykunuzu yeterli derecede almadığınızda iştahınızla çalışan hormonları tetikleyebilirsiniz.

6. Su için.

Çoğu zaman aç olduğunuzu düşündüğünüzde, aslında susuz kalmışsınızdır veya sıkılmışsınızdır. Karbonhidrat için özlem duyduğunuzda veya gereksiz yere yemek üzereyken, bir bardak su için. Suyun kalorisi yoktur ve karbonhidrat içermez. Su içmeyi sevmiyorsanız da bitki çaylarından yararlanabilirsiniz.

7. Stresinizi yönetin.

Gerginlik ve sinirli olma hali karbonhidrat dürtülerini tetikleyebilir. Yoga ve meditasyon gibi stres yönetimine destek uygulamalar daha dikkatli yemenize, beden farkındalığınıza yardımcı olabilir. Nerede olursanız olun, açlık ve karbonhidrat atakları yaşadığınızda 5 dakika derin nefesler alıp vermeye çalışın.

İlginizi çekebilir: Kilo vermek isteyenlerin doğru sandığı 10 yanlış

Diyetisyen Müge Bozok: 2008 yılında Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümünden başarı ile mezun oldu. Türkiye’nin ilk Tıp Merkezi İntermed’de kariyerine başladı, bu merkezde çeşitli branşlarda doktorlar ile hastalıklarda beslenme tedavisi, sağlıklı beslenme, obezite tedavisi, adölesan çağı beslenme eğitimleri, hamile ve emzirme döneminde beslenme gibi birçok alanda çalıştı. 2011 - 2017 yılları arasında Prof. Dr. Osman Müftüoğlu’nun kurucusu olduğu Yaşasın Hayat! Kliniğinde mesleğine devam etti. Diyetisyenlik mesleğinin yanı sıra sağlıklı yaşamın yapıtaşları olan beslenmenin ve egzersizin vazgeçilmez olduğunu düşünerek, uluslararası çeşitli eğitimlerden geçerek profesyonel olarak pilates eğitmeni oldu. 4 senelik profesyonel pilates eğitmenliğinin yanı sıra çok sevdiği yoga seanslarının ileri seviyesine giderek çeşitli yoga eğitimlerinde katılıp “Yoga Alliance” sertifikasını almaya hak kazandı. 2017 yılında ise mesleki bilgi ve tecrübesiyle danışanlarına ve öğrencilerine daha kapsamlı hizmet verebilmek için “Revita” isimli kendi beslenme danışmanlık ve pilates - yoga stüdyosu yaşam merkezini kurmuştur.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale