X

Kararsızlıktan muzdaripsen karar süreçlerini kolaylaştıracak 5 ipucu

Karar vermek hayatımızın her alanında bir ihtiyaç. Bazen ailemizle, işimizle, yaşam tarzımızla ilgili, yani bizim için önemli büyük kararlar vermemiz gerekiyorken, markette hangi markanın pirincini alacağımızdan tut pazarda hangi tezgahtan alışveriş yapacağımıza kadar gündelik sayısız kararlar veriyoruz. Yaşamımızı derinden etkileyecek büyük kararlar alırken belirli bir süre ayırmak ve zorlanmak çok normal. Bazen gündelik kararlarda bile minik zorlanmalar olabiliyor. Ama karar verememe hali kronikleştiğinde yaşamı olumsuz etkilemeye başlıyor. Bir türlü adım atamamak, eyleme geçememek, kendine güvensizlik, karara bağlanmadığı için bitmeyen işlerin birikerek artması, başkasının kararlarına bağımlı hale gelmek kararsızlığın en yaygın semptomlarından! Eğer bu semptomlar sana tanıdık geliyorsa kararsızlığı çözmek için adım atmanın zamanı gelmiş demektir.
İşte deneyebileceğin bazı yöntemler…

1. Karar vereceğin konuda “vazgeçilmezlerini” listeleyerek başla.

Kararsızlık sürecinde bazen günlerce, haftalarca, hatta aylarca işin içinden çıkılmaz. Bunun en büyük nedenlerinden biri düşündükçe ve araştırdıkça yeni bakış açılarının ortaya çıkması ve seçeneklerin dallanıp budaklanarak karar vermenin giderek zorlaşmasıdır. Oysa başta “bu kararı verdiğimde içinde mutlaka şunu, şunu içermeli” dediğin vazgeçilmezlerini belirlediğinde bazı seçenekler kendiliğinden elenecek ve karar vermen kolaylaşacaktır.

2. İki seçenek arasında kaldıysan üçüncü seçeneği yaratmayı araştır.

Bazen iki seçenek arasında kalıp bir türlü ilerleyemeyiz. Senin için ağır basan seçeneği bulup, diğer seçenekte bırakamadığın en önemli özelliği de buna ekleyerek kendi üçüncü seçeneğini yaratmayı araştır. Bulunduğun koşullarda uygulanabiliyorsa içine tam anlamıyla sinecek yeni bir seçenek doğacaktır.

3. Küçük gündelik kararları daha hızlı vermeyi pratik et.

Dışarı çıkarken giyeceğin tişört, akşam izleyeceğin film, pazarda maydanoz alacağın tezgahı seçerken normal rutininden daha hızlı karar vermeye başla. Mesela 5 dakika içinde! Her hafta bir konu seçip o hafta sadece onun üzerinde çalışabilirsin. Karar verdikçe kendine güvenin geri gelmeye başlar ve karar verebiliyor olmanın yarattığı duyumlar bedeninde tanıdık hale geldikçe başka kararları almak da daha kolay olur.

4. Hata yaparsan neler olabileceğini listele.

Bazen karar verememekteki en büyük sebep hata yapma korkusudur. Oldu da verdiğin karar “hatalı” oldu, bunun sonucunda neler olabilir diye listele. Sandığından daha masum bir tablo çıkabilir ortaya. Olasılıkları görmek ve olası sonuçlarına göre aklına yatan kararı almak böylece kolaylaşabilir.

Ayrıca herkesin hata yapabileceğini kabul etmek ve en yakın arkadaşın olsa bu durumda ona neler diyeceğini düşünüp kendine söylemek de süreci kolaylaştıracaktır.

5. Kararının içinden gelmesini araştır.

Karar verememenin altında yatan sebep kendinden ziyade başkalarının fikrini dinleyip kafanın karışması, “olması gerekeni” düşünüyor olman olabilir. Karar içinden, saf benliğinden geldiğinde karar verme süreci daha kolaydır. Bunun içinse iç sesini duymayı öğrenmek gerekir.

Neye karar vereceğine geçmeden önce sakinleşip zihni yatıştırmak, belki nefes veya meditasyon çalışması yapmak, kendinle baş başa zaman geçirmek iç sesini duymana yardımcı olacaktır.

Uzun süredir birçok yolu denemene rağmen hala hayatını olumsuz yönde etkileyen şekilde kararsızlık yaşıyorsan, içten kararlar vermekte zorlanıyorsan Mindfulness Koçu sana yol arkadaşı olabilir. Konuya farklı açılardan bakmana, iç sesini duymana ve eyleme geçmene alan açabilir. Eğitim sürecimi tamamladığım Mindfulness Koçluğunda birkaç aylığına staj seansları veriyorum. Staj döneminde olduğum için sınırlı sayıda danışanla ve uygun ücretlendirme ile ilerliyorum. Hedeflerine, hayallerine ulaşırken sana engel olan kararsızlığına farklı açılardan bakmak ve saf benliğinden, içinden gelen kararlarla ilerlemek istersen 15 dakikalık ücretsiz ön görüşmede tüm detayları konuşalım.

Ön görüşme talebin için bana e-posta yaz: sibelokanyoga@gmail.com

İlginizi çekebilir: Duraklama dönemindeysen hareket ederek bereketi getir

Sibel Okan - moment by Sibel: Merhaba ben Sibel. Boğaziçi Üniversitesi Kimya Mühendisliği bölümü mezunuyum. Daha önce özel sektörde pazarlama alanında çalıştım. Mühendislik eğitiminin bana katmış olduğu analitik düşünce yapısı ve süreç yönetimi bilgisinin yanı sıra, Hamburg'da 5 ay boyunca yaşama fırsatı bulduğum Erasmus programı ve yelkencilik deneyimi okulumun bana verdiği en keyifli hediyeler. Üniversite hayatından özel sektördeki iş hayatına geçtiğim ilk yıllarda, mutluluğu arama yolunda tanıştığım enerji dengeleme deneyimi, farkındalığımın artmasına ve içimdeki yaratma gücünü daha derinden tanımama vesile oldu. Çıktığım bu yoldaki tüm deneyimlerimde ortak öğreti "anda yaşamak" oldu. Daha mutlu bir Sibel'e dönüşmek için anda yaşamanın yollarını keşfederken edindiğim bilgileri olabildiğince çok kişiyle paylaşarak herkesin kendi yaşamına uygulayabileceğini göstermek ve ilham olmak isteğiyle farklı bir yolda ilerlemeye karar verdim. Mindfulness temelli yoga ve meditasyon eğitmeni, mindfulness koçu olarak; tüm servislerimi tek bir çatı altında topladığım moment by Sibel markamla anda yaşamak için farklı yollar keşfetmenize alan açıyorum!

Sosyopix ile sevgi paylaşıldıkça çoğalır, hatırlandıkça sonsuzlaşır

Telefonlarımızın galerisi, aslında hayatımızın en güzel anlarının sergilendiği ama kimsenin tam anlamıyla gezmediği gizli bir müze gibi. Binlerce fotoğraf, yüzlerce gülümseme ve “bu anı hiç unutmayalım” dediğimiz o saniyeler… Peki, neden aşkın en saf hali sadece bir ekran camının soğukluğuna hapsolsun?



Alınan rastgele hediyelerin yerini, yaşanmışlığın ağırlığı ve dokunulabilir hatıralar alsın. Çünkü sevgi, sadece söylenince değil, paylaşılan bir kareye dokununca da hissedilebilir. Sosyopix’in sevgililer günü özel hediyeleri alışılagelmiş hediyelerin ötesine geçiyor.

Pikselden hatıraya: Dokunulabilir bir hikaye yazmak

Bazıları için aşkı anlatmanın en zarif yolu, onu kronolojik bir yolculuğa çıkarmaktır. Klasik bir hediye yerine, birlikte geçtiğiniz yolları, paylaştığınız sofraları ve o plansız kahkahaları bir fotoğraf albümü içinde toplamak, aslında “Seninle geçen her ana değer veriyorum” demenin en şık halidir. Sayfaları çevirdikçe tazelenen o duygular, dijital bir kaydırmadan çok daha fazlasını hissettirebilir.

Eğer “bizim hikayemiz her yerde olmalı” diyorsanız, yüksek kaliteli fotoğraf baskısı seçenekleriyle evin en güzel köşesini bir anı duvarına dönüştürebilirsiniz. Şık ve minimalist çerçeveler içine yerleştirilen o tek bir kare, bazen binlerce kelimelik bir mektuptan daha derin anlamlar taşır.

Günlük rutinlere sızan küçük mutluluklar

Aşk, sadece büyük kutlamalarda değil; sabah içilen o ilk kahvede veya mutfaktaki kısa bir sohbette gizlidir. En sevdiğiniz karenin yer aldığı bir baskılı kupa, en uykulu sabahları bile bir gülümsemeyle başlatabilir. Ya da buzdolabının kapağına iliştirilen, her baktığınızda sizi o tatile, o güne götüren fotomagnet çeşitleri… Bu küçük dokunuşlar, hediyeyi bir eşya olmaktan çıkarıp günlük hayatın içine sızan birer sevgi göstergesine dönüştürür.

Özenle hazırlanmış bir mutluluk: Hediye kutuları

Bazen tek bir hediye, anlatmak istediklerinizin yanında sessiz kalır; bir hikaye anlatmak, o hikayenin her sayfasına ayrı bir dokunuş bırakmak istersiniz. Sosyopix’in hediye kutusu seçenekleri, tam da bu “dile dökülemeyen” duygular için tasarlandı. O kutunun kapağını açtığınız an hissedilen şey sadece içindekilerin uyumu değil; “Seni neyin mutlu edeceğini, hangi kokunun seni gülümseteceğini ve en çok hangi anımızda huzur bulduğunu biliyorum” diyen o eşsiz özen… İçindeki her bir hediyenin birbiriyle fısıldaştığı, her detayda “seni gerçekten tanıyorum” mesajının gizlendiği bu kutular; hediye vermeyi bir alışverişten çıkarıp, sevdiğiniz kişinin ruhuna yapılan zarif bir yolculuğa dönüştürüyor. Çünkü en büyük lüks, bir başkasının kalbinde bu kadar iyi tanındığını hissetmektir.

Gelecekteki size en güzel mesaj: “İyi ki”

14 Şubat sadece bir tarih olabilir; ona asıl ruhunu veren şey ise sizin o tarihin içine sığdırdığınız yaşanmışlıklar. Sosyopix ile dijital ekranlardan çıkıp avucunuza düşen her kare, sadece bir kağıt veya nesne değil; aslında birbirinize verdiğiniz “daima yanındayım” mesajının en sessiz ve en güçlü tanığı. Yıllar sonra, bir akşamüstü o fotoğraf albümünü kucağınıza aldığınızda ya da her yeni aya en sevdiğiniz karenin eşliğinde başladığınız o takvimin her yaprağında size ‘iyi ki’ dedirten anların bıraktığı küçük tebessüm, bugünün en kıymetli yatırımı olacak. 

Çünkü hayat, biz planlar yaparken akıp gidiyor ama sevgiyle dokunulan anılar zamanı durdurmayı başarıyor. Bu Sevgililer Günü’nde sevdiğinize sadece bir obje değil; yıllar geçse de baktıkça “ne güzel zamanlardı, ne güzel seviliyoruz” dedirtecek bir hatıra bırakın. Çünkü bazı duygular paylaşıldıkça çoğalır, hatırlandıkça sonsuzlaşır.



İlgili Makale