X

Kararlarınızda insanların dış görünüşü ne kadar etkili: Derinleşmeye var mısınız?

“Paranın satın alamayacağı bir şeye sahip oluncaya kadar, zengin değilsiniz.”
Garth Brooks

Biraz hayal kuralım birlikte… Şimdi bir masada oturuyoruz karşımızdan son derece şık giyimli, son derece bakımlı bir kadın geçiyor ve aniden bize doğru dönerek yol soruyor. Nasıl cevap veririz? Etkilenir miyiz? Giyiminden, kuşamından, konuşma tarzından hemen ona saygı gösterir miyiz? En içten şekilde cevap vermek için uğraşmaz mıyız?

Peki bir de farklı bir durum ile karşılaşalım. Oturmaktayız, ve karşımızdan son derece spor giyimli, dağınık saçları, belki biraz da akmış makyajı ile bir kadın geçmekte. Sonra dönüp bize bir yol sorduğunda nasıl cevap veririz? Sizce gerçekten yargılamadan, sorgulamadan, giyimine kuşamına takılmadan ona hepimiz yeterince saygı gösterir miydik? İlk örnekte olduğu gibi elimizden gelen son damlaya kadar ona yardımcı olmaya çalışır mıydık? Bizden bu dış görüntüye rağmen yeterince destek alabilir miydi?

Peki ya bu bir test olsaydı? O karşıdan gelen herhangi biri bize çok önemli bir mesaj getirmiş olsaydı? O kişi gerçekten hayatımızda alacağımız bir ilahi mesaj için bize geldiyse? Veya gerçekten ona öğretecek bir şeyimiz var ise? Dış görünüşünden, parasından, pulundan, kim olduğundan bağımsız olarak ona yeterince insanca ve olması gerektiğince muamele yapabilir miyiz?

O zaman tekrar başa dönelim. Bizler dış görünüşlere bağlı kalarak insanlar hakkında kararlara varmaktayız. İyi giyinmiyorsa yeterince zengin olmadığına, tonlarca para harcayamıyorsa yeterince cömert olmadığına veya bir an yavaşladığında asla hızlı gitmediğine inanıyoruz… Daha da beteri dış gönüşüne göre “hak ettikleri” olduğuna kanaat getiriyoruz. İyi giyiniyorsa iyi bir evi de hak ediyor, iyi okullardan mezun olduysa mutlaka diğerlerine göre emek vermese de daha iyi bir işi hak ediyor, iyi bir ailede yetiştiyse bu şansı bulamasa da kendini yetiştirmiş bir insana göre çok daha yüksek bir entelektüel seviyede olması gerekiyor…

Peki ya gerçek bu mudur?

Gerçekten bir insan, herhangi bir insan, markalarla donanmış olmasa da zengin olamaz mı? En iyi okullara gitmiş olmasa da öğretecek bir şeyi yok mudur? Belki bugün çok fakir olsa da bir dilim ekmeği paylaşmayı biliyorsa o en zengin olandan fersah fersah gönül olarak zengin değil midir? Cömert olmak dış görüntüye göre verilebilecek veya olunabilinecek bir özellik midir? Sadece dış görüntüye bakarak birilerine hak belirlediğimiz hakları gerçekten bu kadar kolay mıdır? Bu yargılara varmak bu kadar kolay mıdır?

Bugün bu yazımda bana eşlik ediyorsanız hayatınıza ve başkaları hakkında sadece dış görünüşlerine göre vardığınız yargılara yeniden bakmanızı dilerim… Belki de iç görüntülerinde görülebilecek çok daha büyük dünyalar vardır! Belki de o muhteşem “dış” görüntüde bulamayacağınız çok daha derin bir yerleri de vardır!

İlginizi çekebilir: Her şey görecelidir: Gördüğümüz ve gönlümüze koyduğumuza yakından bakalım

Pınar Özeken (Ulus): 2007 yılında Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü ile Kimya bölümlerini bitirdi. Aynı üniversitede Biyomedikal Mühendisliği ve İspanya Pompeu Fabra üniversitesinde master derecelerini aldı. Özellikle 2011’den bu yana moda ile ilgili çalışmalara ağırlık verdi ve hala moda üzerine yazı dizileri, farklı moda kaynaklarında yayınlanmaktadır. Yoga eğitmeni olma yolunda ilerleyen Pınar, bir Arjantin Tango aşığı. Gerçek tutkularından bir diğeri ise seyahat etmek."Dünya üzerinde ayak basılmadık toprak kalmasın" mottosu ile dünyayı dolaşmaya devam ediyor.

Saç kalitesinin sırrı yıpranmayı onarmak mı önlemek mi? 

Saçlarınız gün içinde fark etmeden düşündüğünüzden daha çok yıpranabiliyor. Sabah saçınızı kuru taramanın bıraktığı hasar, gün içinde hava kirliliğine maruz kalmak, duş sonrası yüksek ısıyla kurutma, sık şekillendirme… Tüm bu küçük adımlar zamanla birikiyor ve saç tellerinizde gözle görülmeyen hasarlar bırakıyor. Çoğu zaman “yıpranan saçları nasıl onarabileceğimize” odaklanıyoruz; oysa bilim bize çok daha kritik bir gerçeği fısıldıyor: Yıpranan saç kalıcı olarak onarmak pek mümkün değil. Çünkü saç, canlı dokular gibi kendi kendini yenileyen bir yapı değildir. Saç telini oluşturan keratin zincirleri bir kez hasar gördüğünde, uygulanan ürünler sadece yüzeyde geçici bir güçlendirme sağlar. Saç daha parlak görünür, daha yumuşak hissedilebilir fakat bu görünüm kalıcı bir onarım sunduğu anlamına gelmeyebilir.



Bu yüzden sağlıklı saç denkleminin en kritik noktası, saçın zarar görmesini engellemektir.

Türkiye’de uzun, gür ve dalgalı saçlar her zaman popülerliğini koruyor. Saçlarını uzatmak için maskeler, yağlar ve vitaminler deneyen pek çok kişi, saçlarının dipten sağlıklı bir şekilde uzamasına rağmen saç uçlarının sağlıksız göründüğünü fark edebiliyor. Peki bunun ardındaki sebep ne olabilir? Çoğu zaman bu durumun nedeni, farkına varılmayan koparak dökülme ve kırılmadır.



Trikologlar birçok insanın, saçlarının “koparak döküldüğünün” farkında bile olmadığını belirtiyor. Yüksek ısı, yanlış kurutma rutinleri ve sıcak şekillendirme araçları, saç boyunu uzatmaya çalışırken en hızlı kaybettiren etkenlerin başında geliyor.



Peki çözüm? Saçı şekillendirirken ona zarar vermemek. Yani ısıyı kontrol etmek.

Bilimin ışığında saçın anatomisi: Neden geri dönüş yok?

Saç telinin ana yapısını, tıpkı merdiven basamakları gibi sıkıca birbirine bağlanmış keratin proteinleri oluşturur. Saç telinin dış katmanı olan kütikül ise bu iç yapıyı koruyan pulcuklardan oluşur.

  • Yüksek ısı etkisi: Saçınızı aşırı yüksek ısıya maruz bıraktığınızda, bu ısı saç telindeki protein bağlarını parçalar. Saçın dış katmanı olan kütikül pulcukları zarar görür, kalkar ve saçın nemini kaybetmesine neden olur. Saçın içindeki suyu ani bir şekilde buharlaştıran aşırı ısı, protein yapısında geri dönüşü olmayan, kalıcı hasar yaratır.
  • Kalıcı hasar: Saç, tırnaklar gibi canlı olmayan bir dokudur. Cildinizde oluşan bir kesik gibi kendini yenileme yeteneği yoktur. Piyasada “onarım” iddiasıyla sunulan ürünler, hasarlı kütikül katmanını geçici olarak pürüzsüzleştiren ve saçın nem tutma kapasitesini artıran dolgu maddeleri içerir. Bu sayede saçınız bir süreliğine daha parlak ve güçlü görünebilir. Ancak saçın iç yapısındaki tahribat (kopan protein bağları) kalıcıdır ve eski haline getirilemez.

İşte bu yüzden, saç sağlığınız için hasar meydana geldikten sonra onu onarmaya çalışmak değil, baştan önlemektir.



Yıpratmamayı seçin: Dyson’ın saç bilimiyle tanışın

Saç sağlığının ilk adımı, birçok kişinin gözden kaçırdığı bir detayda gizli: Saç şekillendirmede kullanılan aşırı ısıdan kaçınmak. Dyson, bu bilimsel gerçeği merkeze alarak tüm saç şekillendirme ürünlerini, aşırı ısı hasarı olmadan etkili sonuçlar verecek şekilde tasarlar.

Dyson’Dyson’Dyson’ın temel felsefesi basittir: Saçı kuruturken ve şekillendirirken sıcaklıktan değil, akıllı mühendislikten ve güçlü, kontrollü hava akımından faydalanmak.

Yüksek teknolojiyle gelen koruma

Dyson saç şekillendirme makinelerinin tamamı, saç ve saç derinizin sağlığını korumaya odaklanan ortak bir teknolojiye sahiptir:

  1. Akıllı ısı kontrolü: Tüm Dyson ürünlerinde saniyenin çok küçük bir bölümünde sıcaklığı onlarca kez ölçen akıllı sensörler bulunur. Bu sensörler sayesinde makineler, saçın aşırı ısınmasını engelleyecek sabit ve güvenli bir sıcaklıkta kalır. Bu teknoloji, özellikle saç kurutma makinelerinin bile farkında olmadan yarattığı günlük ısı hasarını ortadan kaldırır. Örneğin, Dyson Supersonic Nural™ saç kurutma makinesi, saç ve saç derisi sıcaklığını sürekli analiz ederek, gerektiğinde ısıyı otomatik olarak düşürüp yükseltir.
  2. Dijital motor teknolojisi: Dyson’ın güçlü ve hafif dijital motoru, geleneksel makinelerin aksine ısıya bağımlı kalmadan, yüksek hızlı, kontrollü hava akışı sağlar. Bu sayede saçınızı yüksek ısıya maruz bırakmadan çok daha kısa sürede kurutabilir ve şekillendirebilirsiniz.
  3. Esnek şekillendirme gücü: Saç, ıslakken en esnek halindedir. Dyson Airwrap™ ve Dyson Airstrait™Dyson Airwrap™ gibi makineler, bu nemli halinden yararlanarak saça şekil verir. Saçınızı kuruturken ve şekillendirirken aynı zamanda saçı sabitlemek için soğutma gereklidir. Bu sebeple tüm makinelerde şekli kalıcı kılmak için saçın hızla soğumasını sağlayan Soğuk Şok (Cold Shot) özelliği bulunur.

Saç sağlığınıza yapılacak en iyi yatırım

Saç sağlığınız için sürekli olarak yüksek fiyatlı bakım maskeleri, serumlar ve kremler satın alıyorsanız, aslında hasarın sonuçlarına yatırım yapıyorsunuz demektir. Oysa Dyson, size bu hasarı kökten önleme seçeneğini sunuyor.

Unutmayın, binbir zorlukla uzattığınız saçlarınızın boyu, aşırı ısı nedeniyle her gün biraz daha koparak dökülüyorsa, hiçbir bakım ürünü bu kaybı geri getiremez. Saç tipinize en uygun Dyson ürünü (Airwrap™, Airstrait™, Supersonic™) ile tanışarak yıpratmamayı seçmek, sadece daha mantıklı değil, aynı zamanda daha kalıcı bir çözümdür.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.







İlgili Makale