X

Karar alma süreçleri ve sorumluluk bilincinin özgüven oluşumundaki etkisi

Karar alma süreçleri ve sorumluluk bilinci

 

Çocukken fazla koruyucu bir aile ortamında olmak, düşük özgüvene neden olur. Ancak, belli bir yaşa gelindikten sonra özgüven duygusunun gelişmesi kişinin kendisine bağlıdır.

 Geçmiş yaşantılar ve deneyimlerin bugünü etkilemesine izin vermemek kişiye bağlıdır. Geçmişte yaşananları sadece deneyim olarak ele alabilmek, bugün ve gelecekte daha tatmin edici bir yaşantı sağlar. Hayat bugünden ve bugün yaptıklarınızdan ibarettir. Geçmişte aldığınız kararlar, tercihleriniz ve seçimleriniz geçmişe aittir.

Karar alma süreçleri ve sorumluluk bilinci

Özgüven, kendi yaşamımızın sorumluluğunu alarak gelişir. Herkesin içinde potansiyel bir güç vardır ve bu gücü doğru şekilde kullanmak özgüveni arttırır.

Hayata dair bir amacınızın olması ve ona ulaşmak için çaba sarf etmeniz, kendinizi güçlü ve özgürleşmiş bir birey olarak hissetmenizi sağar. Belirlenen amaçlar kaliteli bir yaşam için motivasyon kaynağıdır. Sizi güçlendirecek olan, yine sizin attığınız adımlar ve aldığınız sorumluluklardır.

Karar vermek ve sorumluluk almak özgüven duygusunu besler.Hayatımızın her alanında ve her an karar almak durumundayız. Atılan her adım, alınan her karar, yapılan her girişim farklı sonuçlar doğurur. Alınan sonuç olumlu da olsa olumsuz da olsa, sadece sorumluluğu almak bile özgüvenin beslenmesi açısından önemlidir.

Başarıya giden yolda başarısızlıkların yaşanması olasıdır. Önemli olan hiç başarısız olmamak değil, karşılaşılan olumsuzlukları olumlu hale dönüştürebilmeye çalışmaktır. Karşılaşılan sorunla yüzleşmek ve çözüm aramak kişinin zorluklara karşı meydan okuma gücünü arttırır.

Özgüveni yüksek olan kişi hayatın zorluklarına karşı durabilir, karşılaştığı sorunu kendini geliştirmek için bir avantaj haline dönüştürebilir. Olumsuzlukları, gelecekte atılacak adımlar ve alınacak kararlar için bir deneyim olarak kullanır.  Özgüveni düşük olan kişi ise ya sorunlardan kaçma yolunu ya da olumsuzluklardan başkalarını sorumlu tutmayı seçer.

Yaşanan olumsuzluklardan dış kaynakları sorumlu tutmak, kişinin hayatının kontrolünü de başkalarının ellerine bırakması anlamına gelir. Bu şekilde davranmak anlık rahatlama sağlasa da, aslında kişiyi güçsüz kılar ve bireyselleşmesine izin vermez. Sorumluluğu ve kontrolü diğer insanlara vermek, durumu değiştirmek için hiç bir şey yapma gücünüz olmadığı anlamına gelir. Kontrol ancak sizin elinizde olduğunda olumsuz durumu değiştirme şansınız olur. Sorumluluk almak zordur ve cesaret ister ancak kişisel özgürlüğün ve gelişimin temelini oluşturur.

Özgüven eksikliği sosyal yaşamda ve iş yaşamında sorunlara neden olur. Başarılı olmak ve özgüvenli olmak birbiri ile paraleldir; başarılı oldukça kişinin özgüveni artar. Özgüven arttıkça kişi yeni deneyimlere açık olur ve karşısına çıkan fırsatları değerlendirir. Düşük özgüvenli olan kişi ise değişimden korkar. Kişi risk almaktan, yanlış yapmaktan ve başarısızlıktan korktuğu için kişisel olarak gelişemez ve potansiyelini kullanamaz. Sosyalleşmek zor geldiği için yeni ortamlara girmek ve yeni ilişkiler kurmak mümkün olmaz.

Özgüveni düşük olduğu için, sosyal ve iş yaşamında kişisel olarak ilerleme gösteremeyen bireylerin psikolojik danışmanlık alarak; potansiyellerini, olası yeni başarıları ve hayata dair kontrol gücünü fark etmeleri, yaşamlarını daha kaliteli bir şekilde sürdürmelerini sağlar.

 

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız. 

Uzman Klinik Psikolog Romina Kuyumcuoğlu: Romina Kuyumcuoğlu // Uzman Klinik Psikolog - Haliç Üniversitesi Psikoloji lisans eğitiminin ardından aynı üniversitede Klinik (Uygulamalı) Psikoloji yüksek lisansı yaparak uzmanlık eğitimini tamamladı. Akademik eğitimlerin yanı sıra çeşitli kurum ve enstitülerden mesleki eğitimler aldı. Bunlar arasında Bilişsel Davranışçı Terapi, Aile ve Çift Terapisi eğitimleri bulunmakta. Kuyumcuoğlu, bireysel psikoterapilerin yanı sıra çeşitli grup çalışmalarında yardımcı terapistlik yapmaktadır. Türk Psikologlar Derneği üyesidir. http://www.rominakuyumcuoglu.com/

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale