X

Karantinada ilişkinizi güçlü tutun: İletişim kurarken nelere dikkat etmelisiniz?

Pek çok duyguyu bir arada yaşadığımız bugünlerde kendimizi ifade etmeye ve iletişim becerilerine her zaman olduğundan çok daha fazla ihtiyacımız var. İlişkiler ve iletişim denince benim aklıma gelen ilk isim: John ve Julie Gottman. İlişkiler üzerine 40 yılı aşkındır yapılan Gottman araştırmaları, mutlu ilişkilerin temel özellikleri ve mutlu çiftlerin nasıl iletişim kurduğu konusuna ışık tutuyor. Ben de bu işi uzmanıyla konuşmak istedim ve Gottman psikologu olan Psikoloji İstanbul Danışmanlık Merkezi’nden Türkiye’deki tek sertifikalı Gottman terapistlerinden Uzman Psikolog Filiz Kaya’yı yanıma aldım. İletişim becerilerimizi nasıl artırabileceğimize dair tüyolar edindim.

İletişim becerileri güçlü bir birey olmak, pek çok farklı kapıyı hiç zorlamadan açabilen bir anahtarla gezmeye benzetilebilir. Hiçbir insanın doğuştan sahip olamadığı bu becerileri edinmek, sanıldığı kadar zor değil. Ancak her beceri için olduğu gibi, bunun için de çalışmak, yeterli egzersiz yapmak gerekir. Ayrıca, çocuğunuz varsa, iletişim becerilerini güçlendirmek için en önemli egzersiz, sizi izlemesidir ve elbette sizin ona uygun bir rol model olmanızdır.

Duygular ve ihtiyaçların ifade edilmesi

İlk adım, kendinizi nasıl hissettiğinizi ve neye ihtiyacınız olduğunu belirlemektir. Yaşadığınız duyguyu belirleyin. Örneğin, kızgınlık, hayal kırıklığı, incinmişlik, sıkıntı, utanma, kaygı mı hissediyordunuz? Eğer duygularınızı bastırmaya alışmışsanız, duygularınızın ayrımına varıp, onları isimlendirmek zor olabilir.

  • Birincil olarak hissettiğiniz duyguyu seçin. Bazı duygular daha derin olan duyguları maskeler. Örneğin, bazı insanlar yüzeyde kızgınlık hissederler ama altta yatan duygu kırgınlık veya korku olabilir.
  • Duygunuzun yoğunluğunu iyi belirleyin. Örneğin kızgınlık duygusu rahatsız olmaktan, öfkeye, çıldırmaya dek uzanabilir.
  • İhtiyacınızı belirleyin. Örneğin “Dinlenilmek istiyorum” ya da “Saygı görmek istiyorum.
  • Bir sonraki basamak, duygularınızı ve ihtiyaçlarınızı karşınızdakine açıklamaktır.

“Ben” dilinin kullanılması

İletişimde temel kural, dürüstçe ve doğru bir şekilde, karşısındaki kişiyi suçlamadan kişinin kendisini anlatmasıdır. “Ben dili” duygu, düşünce ve isteğin açıklanmasını sağlar; dört kısımdan oluşur.

  • Duygularınızı belirtin. “………………………… hissediyorum”
  • Ne zaman (davranışı betimleyin) “…………………. olunca, ……… yapıyorum.”
  • Çünkü (durumunuzdaki somut etki veya sonuç)
  • İsteğinizi belirtin. (Ben ……………….tercih ederim)

Örnek:

Cümlemin ortasında konuşmamı kestiğin zaman (davranış) kızıyorum (duygu). Çünkü dikkate alınmadığımı ve önemsenmediğimi hissediyorum (somut etki veya sonuç). Cevap vermeden önce beni dinlemeni tercih ederim (istek).

Etkili iletişimde genel kurallar

  • Karşınızdaki kişinin ne düşündüğü, ne hissettiği veya nasıl tepki göstereceği hakkında önceden tahminde bulunmayın.
  • Karşınızdakinin tepkilerini objektif olarak değerlendirin.
  • Duyguları incitmeye yönelik alaylardan, karşıdakinin kişiliğine saldırmaktan veya kesin ifadelerden kaçının. “Hiçbir zaman sen bana destek olmadın”, “Sen daima kendini düşünürsün”, “Sen zaten sürekli beni eleştirirsin” gibi cümlelerin kullanımından kaçının.
  • Etiketlemekten kaçının. “Sen çok bencilsin”, “Sıkıcısın” gibi genelgeçer cümleler kurmadığınızdan emin olun.
    Neden?” ve “Sen……..” gibi kelimelerle başlayan cümlelerden kaçının. Bu öteki kişiyi savunma durumuna sokar.
    Beklentilerinizi değerlendirin. Gerçekçi mi? Uzlaşma için istekli olun.

İletişimde engel yaratan ifade biçimleri

  • Karşımızdaki tarafından eleştiri ya da yargılama olarak algılanan değerlendirmeler,
  • “Neden” sözcüğünün kullanıldığı bazı sorular,
  • Sözel ifadelerin yanı sıra alaycı yüz ifadesi, iğneleyici ses tonu, sert el, kol hareketleri,
  • Kişinin kendisine kayıtsız kalındığı, dikkate alınmadığı durumlar,
  • Üstünlük kanıtlama çabaları,
  • Düşünce esnekliği olmayan, kendi bakış açısında direten tutumların tümü karşımızdakini savunmacı davranmaya itebilir.
  • Aşağıda “savunmacı tutumlara” ve buna alternatif “olumlu iletişim biçimlerine” örnek ifadeler yer alıyor. Siz de günlük yaşantınızdaki iletişimlerinizde hangi ifadeleri sıklıkla kullandığınızı görebilirsiniz.

Karşınızdaki kişiyi savunmaya geçiren ifadeler

  • Yeterince açık konuşmuyorsun.
  • Beni hiç anlamıyorsun.
  • Doğruyu söylediğine inanmıyorum.
  • Neden beni aramadın?
  • Kırılmaya hiç hakkın yok.

Karşımızdaki kişiyi savunmaya geçirmeden kendimizi ifade edebilmek

  • Söylemek istediğin şeyi anlayamıyorum.
  • Senin tarafından anlaşılmadığımı hissediyorum.
  • Ben bu şekilde anladım, doğru mu?
  • Ne oldu da beni arayamadın? Merak ettim?
  • Senin aslında çok kırıldığını anlıyorum, ancak izin verirsen, ben de sana neden böyle davrandığımı anlatmak istiyorum.

Güncel paylaşımlarım ve yeni günlük bilgiler için Instagram hesabıma bakabilirsiniz.

İlginizi çekebilir: Mutlu ilişkilerin formülünü bilmek ister misiniz: Cevap Gottman araştırmalarında

Deniz Alayat: Ben Deniz, Bütünsel Beslenme ve Sağlıklı Yaşam Koçu’yum. 2016 yılının sonuna doğru bir anda kendimi çok halsiz hissetmeye başladım. Bir hafta önce günde 30 bin adım yürürken, o kadın gitti, sanki 50 yıldır günde 3 paket sigara içiyormuşum gibi nefessiz kalmaya, kısacık mesafeleri dahi yürüyemeye başladım. Bedenimde böylesine ani bir değişiklik olunca sebebini araştırmaya başladım ve kanser olduğumu öğrendim. Bedenim defalarca bana stresimi azaltmam, durmam, sakinleşmem, kendime şefkatli davranmam gerektiğiyle ilgili sinyaller göstermişti ama ucundan kıyısından üstüme alınmamıştım. Sonunda, lösemiyle büyük bir uyanış yaşadım. Bedenimi tanımam, onun en yakın arkadaşı, kardeşi olmam gerektiğini anladım. Yaşadığım bu tecrübe, bende sağlıkla ilgili daha fazla bilgi edinme isteğini uyandırdı. İlik naklim sonrasında, tedavi görürken, merkezi New York'ta bulunan Institute for Integrative Nutrition okuluna başvurdum ve oradan mezun oldum. 2018’de Miami’de IIN Summit’ine katılarak Deepak Chopra gibi alanında başarılı isimlerden eğitim aldım. Ruh-zihin-beden ilişkisi ve sağlıklı yaşam alanında çalışıyorum. Duygularımız, düşüncelerimiz, bizi oluşturan inançlarımız, duygusal esnekliğimiz, strese karşı bedenimizin verdiği cevaplar ve sağlıklı bedene yolculukta beslenme alışkanlıklarımız keyifle çalıştığım alanlar. Mail adresim: deniz@denizalayat.com

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale