X

Karanlığın içinde rutinlerle güçlenmek

Değişik zamanlardan geçiyoruz. Kendi bireysel hayatlarımızda kişisel sorunlarımız yeterince ağırken üstüne bir de ülke gündemi eklenince burası ciddi bir yangın yeri olmaya başladı.

Eminim hepimiz hemen hemen aynı durumlardayız.

“Türk halkı, ülke sorunlarıyla uğraşmaktan kendi hayatına üzülmeye fırsat bulamaz.”  Durumumuzu tam olarak iyi özetliyor sanki bu söz ne dersiniz?

Son bir aylık süreç benim için cidden çok zorlayıcı oldu. Hayattan hep bir şekilde keyif almayı her durumda başarmış biri olarak, hayattan keyif alma durumu kaybetmeye başladım. Elimde ucu bucağı olmayan bir karanlık git gide büyümeye başlarken, bu karanlığın benim kişisel gündemimle ilgili değilken, beni bu hale getirmesi cidden inanılmaz.

Ah, üstüne kendi gündemlerimiz eklenince cidden her şey zorlaşmaya başladı. O zaman altımızdaki zemin bu kadar sallanırken neler yapacağız?

Ben başta içimde çok büyük bir öfke keşfettim ve öfkeyle zaman geçirdikçe aslında tüm ülke gündeminin kalbimi nasıl acıttığını anladım. Her şeye ağlamaya başladım, eminim senin gibi… Fırtına köklerime kadar nasıl ulaştı anlatamam.

Bir yandan devam eden hayata uyum sağlamam ve çalışmam gerekirken, bir yandan da hissettiğim acının arasında bir süre sıkışıp kaldım. Halen ara ara sıkışıyorum.

Bu süreçte hissettiklerimi konuşmak ve günlük rutinlerime sadık kalmak benim gerçek kaynaklarım oldu.

Sadhanamı bırakmadım. (Sadhana, spritüel yolda yapılan düzenli pratikler demek, aklınıza yoga pozu gelmesin, onunla ilgisi yok.) Rutinimde bir seneyi geçen hafta geçtim. Bu rutin sevmeyen eski Özde için epey büyük bir şey ve algıladığım anlatamayacağım şekilde içsel olarak benim enerji bedenimi dengelememe yardımcı oluyor.

Hayat güzel olduğu için değil yapmadım. Ne olursa olsun her sabah rutinime sadık kalmayı her gün yeniden öğretiyorum. Bazen ağlıyorum, bazen öfkeleniyorum, bazen mutsuzluk hissediyorum ama yine de oturuyorum. Ve bahane üretmeden oturmayı kendime her sabah yeniden öğretiyorum.

Her şeyin darmadağın olduğu, nereyi tutacağımızı karıştırdığımız böylesi zamanlarda rutin oluşturup, onlarla köklenip güçlenmek olası, arkadaşlar!

Ve hayır! Pembe bulutlar, beyaz çiçekler masalını anlatmayacağım!

Tıpkı kendi kişisel hayatlarımızda olan gündemlerimiz gibi ayağımızın altındaki zemin sallanabilir, mesele zeminin salladığını yok saymak değildir.

Asıl mesele zeminin salladığını görüp, o sallantının ortasında dengede kalmayı sağlayacak yollar bulabilmektir.

Bu vesile ile yoga stüdyomda Nisan ayı boyunca Çarşamba akşamları yeni başlayanlara uygun olan yoga dersimin herkese açık ve ücretsiz olduğunu da duyurmak isterim.

Gelin birlikte olalım!

Yoga, ayrı gibi görünenin hep bir olduğunun idrakıdır. Bu idrak için fiziksel pratiğe aslında ihtiyacımız yoktur.

Nasıl göründüğümüzün, bedenimizle neler yapabildiğimiz yogaya ait değil, gym ile ilgilidir.

Yoga matının üzerinde tam burada olmayı deneyimleriz.

Ve aslında nasıl amaç; bu halin genişleyerek hayatımıza yayabilmemizle doğru orantılıdır.

Bu vesile ile birlikteliğimizi derinleştirmek ve anın içinde birlikte dalabilmek için Nisan ayı boyunca:

16 – 23 – 30 Nisan Çarşamba GOA Basic Fundamental Seanslarım, saat: 20:00

Herkese açık ve ücretsiz.

Birlikte “birliğimizi” yeniden ve yeniden hatırlamak umudumuzla…

Stüdyomum nerede olduğunu öğrenmek için www.goayoga.com.tr adresine bakıp, yerimizi öğrenebilir ya da direkt ozdecolakoglu@gmail.com adresinden bana mail atabilirsiniz.

İlginizi çekebilir: Kendinin tüm hallerine sarılmayı öğrenmedikçe tüm sarılmaların yarım kalacak

Özde Çolakoğlu: Çalışma Ekonomisinden mezun oldu. Mezun olduktan sonra metin yazarlığı, editörlük, sosyal medya uzmanlığı gibi farklı alanlarda uzun yıllar çalıştı. 2009 yılında yoga ile tanışmasının ardından farklı uzmanlar ve stillerle çalışma şansı yakaladı. Bedende başlayan bu öğretiyi daha da derinleştirmek isteyen Çolakoğlu bu amaçla ilk temel yoga uzmanlık eğitimini 2012 yılında aldı. O zamandan itibaren farklı birçok eğitime katıldı ve katılmaya devam ediyor. Ocak 2018’de Yoga Alliance’ın E- RYT 500 Sertifikasını almaya hak kazandı. 2013 senesinden itibaren çeşitli yoga merkezlerinde ders vermeye başlayan Çolakoğlu, 2017 yılında Githa Yoga ekibine katıldı ve stüdyonun ana hocalarından biri oldu. Bu dönemde stüdyonun büyümesi için kurucu ekip ile birlikte çalıştı, atölyeler ve eğitimler verdi. Çolakoğlu, yoga uzmanlık programları düzenleyerek uzmanlar yetişiyor. 200 ve 300 saatlik temel ve ileri yoga uzmanlık programları ve kamplar düzenliyor. 2021’de bu mesleğini stüdyo sahipliğine dönüştürmüştür. Kadıköy, Moda’da kurulan, Yoga ve Ayurveda merkezi Goa Yoga’nın kurucu ortağıdır.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale