X

Kalp çakra üzerine çalışmalar 9: Dalgalar gibi önce çekilmek, sonra taşmak

“Adalet evrenin ruhudur…” 
Ömer Hayyam

Kalbimiz bilir değil mi? Kalbimiz her zaman, her an, her koşulda, her durumda gerçekten bilir. “Bana bir güç geldi yerimden kalktım ve kaşı koydum” diye anlatırız. “Bana bir mesaj geldi, bir sabah uyandım ve hiçbir şey düşünmeden, nereye gittiğimi bile bilmeden doğruca onun yanına koştum” deriz. “Bana bir güç geldi, bana bir mesaj geldi, bilet aldım, hiç düşünmedim, uçağa bindim gittim” deriz… “Bana bir mesaj geldi ve içimden sadece bunu yapmak geldi, ben de yaptım” deriz…

İşte böyledir kalbin gücü, bize o anlaşılmayanı anlatır. Umulmayanları yaptırır. Şimdi bugün kalp çakra ile ilgili çalışmalarımız kapsamında bir kavramı daha anlamayı ve daha iyi özümsemeyi istiyorum sizlerle birlikte… Hayatımızın zor kısımlarında nasıl kalbe bağlı kalırız? Sevgi elimizden gittiğinde, belki para kaybettiğimizde, belki yalnız kaldığımızda, belki konumumuzu yitirdiğimizde, yani hayatın “gücü”, hayatın bolluğu ve bereketi veya sağlığımız da olabilir, çekildiğinde ne olur? Nasıl bakmamız gerekir? Kalbimiz bize neyi anlatmaktadır? Neye sığınmalıyız ki o güzel yollarımızı kaybetmeyelim? Neye bakmalıyız ki o fenerin ışığını da yitirmeyelim, karanlıklarda boğulmayalım?

Şimdi bu yazımın başlığında da vurgulandığı üzere sizlerle birlikte hayatın çok temel bir kuramına bakalım istiyorum. Çekilmek ve daha dolu bir şekilde gelmek, yani taşmak, yani akmak. Evet, dalgaları örnek veriyorum; bir dalgayı düşünelim, nasıl oluşur?

Sadece akar, sadece öne doğru mu hareket eder? Hayır, cevabımız hayır. Dalga öncelikle çekilir, su kitlesi toplanır, bu hareketten sonra ancak bir dalga formu oluşur ve akabilir. Biz o heybetli yapıları ancak bundan sonra görürüz. Yani hayatın akması için önce bazı noktaların boşalması gerekir. “Nasıl” diyeceksiniz? Örneğin tuz moleküllerini ele alıyoruz; tuzlu suda bolca bulunan tuz molekülleri, hemen yan tarafa geçirgen bir zar ile daha az tuzlu bir su koyduğumuzda hızla o yöne doğru yol alacaklardır. Peki neden? Daha az tuzlu ortamdaki boşlukları doldurmak üzere…

Yani hayat da bu şekildedir. Tıka basa dolu bir dolaba yeni eşya giremez. Tıka basa dolu bir midemiz varsa, yeni yemek yiyemeyiz. Tıka basa dolu bir hayatımız varsa yeni olan bu hayata akamaz… O yüzden hayatımızdan gidenler aslında “hayatın akışının” parçasıdır. Hayat bizi yeni ile doldurmak istemektedir. Bugün azalan paramız ömür boyu bu şekilde mi olacaktır? Belki çok daha büyük bir akışla bize gelmek isteyen kısmetimiz için “yer açmak” gerekmektedir…

Bu yüzden hayata, kalbimize kırgınlıkla bakmayalım… Her “yer açma” eylemi daha büyük bir akışı mutlaka getirecektir. Hayat, dalgalar, sevgi, su, moleküller ve doğada gördüğümüz her şey böyle işlemektedir… Biz sadece zamanı beklemeyi ve “akışın” akmasına izin vermeyi bilelim yeter! Bugün boşalan bardak, yarın mutlaka dolacaktır. Bugün boşalan kalp, yarın mutlaka yeni bir aşk ile yanacaktır… Bugün azalan banka hesabı, yarın hayalimizin de ötesinde olacaktır. Yeter ki bilelim, yeter ki kalbimizle bilelim!

İlginizi çekebilir: Kalp çakra üzerine çalışmalar 8: Gönül koymadan “gönüle” koyabilmek

Pınar Özeken (Ulus): 2007 yılında Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü ile Kimya bölümlerini bitirdi. Aynı üniversitede Biyomedikal Mühendisliği ve İspanya Pompeu Fabra üniversitesinde master derecelerini aldı. Özellikle 2011’den bu yana moda ile ilgili çalışmalara ağırlık verdi ve hala moda üzerine yazı dizileri, farklı moda kaynaklarında yayınlanmaktadır. Yoga eğitmeni olma yolunda ilerleyen Pınar, bir Arjantin Tango aşığı. Gerçek tutkularından bir diğeri ise seyahat etmek."Dünya üzerinde ayak basılmadık toprak kalmasın" mottosu ile dünyayı dolaşmaya devam ediyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale